AIDS, türkçe açılımı Edinsel Bağışıklık Yetmezliği Sendromu olan ve HIV isimli virüsün neden olduğu bir hastalık tablosudur. Vücudun bağışıklık  sistemini zayıflatarak ilerleyen bu virüs, tedavi edilmediği taktirde ağır  enfeksiyonlar ya da kanser hastalıkları nedeniyle ölüme yol açar. Tüm dünyada en sık bulaşma yolu cinsel yoldur. Çoklu cinsel eşi olan kişilerle, para karşılığı seks yapan kişilerle, cinsel yolla bulaşan başka hastalıklar geçirmiş kişilerle ve elbette HIV pozitif olduğu bilinen kişilerle korunmasız cinsel ilişki bulaş açısından en riskli davranışlardır. Hastalık kan yolu ve parenteral yol ile damardan uyuşturucu kullanan bağımlılara, kontrolsüz kan ve kan ürünü verilen hastalara, jilet, makas, manikür-pedikür seti, dövme aletleri, diş hekimliği aletleri, iğne ucu gibi kesici delici aletlerin ortak kullanıldığı tüm insanlara bulaşabilir. Alınan kan ve kan ürünü ile bulaş riski % 100 e yakındır bu nedenle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kan ve kan ürünlerinin HIV açısından taranması zorunlu hale getirilmiştir. HIV pozitif anneden bebeğe HIV geçişi genelde son üç aylık dönemde ve özellikle doğum esnasında olur. Doğum sonrasında ise emziren anne bebeklerinde bulaş oranı artar. Gelişmiş ülkelerde uygulama emzirmenin kesilmesi şeklindedir ancak gelişmemiş ülkelerde emzirmenin tek besin kaynağı olması nedeniyle karar vermek zordur. Hastalık ilk kez 1981 yılında Amerika’da saptanmıştır. Ülkemizde 1985 yılından itibaren görülmektedir.1985 yılından 2015 yılı sonuna kadar ülkemizde bu virüsü taşıdığı saptanan toplam hasta sayısı Sağlık Bakanlığı verilerine göre 12500 civarıdır. Bu sayı ülkemizde tanı almış diğer ülke vatandaşlarını da içermektedir.

Sağlık Bakanlığı ’nın yayınladığı en son verilere göre 2015 yılı içinde saptanan virüsü taşıyan hasta sayısı yaklaşık 2200 dür. Hastaların çoğunluğu İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa gibi büyük ve turistik şehirlerde yaşamaktadır.

Dünyadaki genel durumu özetleyecek olursak, Dünya Sağlık Örgütü 2015 yılı verilerine göre tüm dünyada HIV virüsü taşıyan ve AIDS tanısı alan toplam hasta sayısı 36.7 milyon, 2015 yılı içinde AIDS ve AIDS’e bağlı hastalıklar nedeniyle ölen hasta sayısı ise 1.1 milyondur. Bugüne kadar dünya üzerinde AIDS nedeniyle ölen hasta sayısı ise yaklaşık 35 milyondur.

HIV (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü) kan yolu ile, ortak enjektör veya benzeri delici alet kullanımı ile (parenteral yol),  cinsel yol ile ve HIV taşıyan anneden bebeğe gebelik ve doğum sırasında ya da emzirme ile bulaşan bir virüstür. Virüsün vücutta bulunması hastalık tablosu oluşturduğu anlamına gelmez. Virüsü hiçbir belirti göstermeden yıllarca kanında taşıyan insanlar vardır. ‘HIV pozitif ‘ olarak tanımlanan ve normal hayatlarına devam eden bu insanlar hastalığın yayılmasında etkilidirler.

HIV Hastalığının Seyri

Virüs vücuda girdikten 2-6 hafta sonra grip benzeri bir hastalık tablosu yapar. Tüm hastalarda görülmeyen bu tablo genelde üst solunum yolu enfeksiyonu olarak düşünülür ve atlanır. Hasta ancak şüpheli cinsel ilişkisinden bahsederse hekimin aklına  gelebilir. Bu dönemde hastada ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı, kas ve eklem ağrısı, lenf bezlerinde büyüme, bulantı, kusma, ishal ve deri döküntüleri gibi belirtiler olabilir. Bu belirtiler birkaç hafta içinde kendiliğinden geçer.

Hastalığın grip benzeri ilk dönemi atlatıldıktan sonra ortalama 8-10 yıl süren virüsün belirti vermediği sessiz döneme geçilir.Yıllar içinde virüsün kanda çoğalmasıyla birlikte bağışıklık sistemi zayıflamaya başlar. Kandaki virüs miktarı artar ve vücudun savunma hücrelerinin bir bölümünün (CD4 hücreleri) sayısı azalmaya başlar, böylece kişi enfeksiyonlara açık hale gelir.

 

Nedeni Açıklanamayan Ateş Yüksekliği,
Hızlı Kilo Kaybı
Geçmeyen Halsizlik
Geceleri Daha Fazla Olmak Üzere Aşırı Terleme
Geçmeyen İshal
Ağız içinde ağrılı yaralar ve mantar enfeksiyonuna bağlı beyaz lekeler,
Kadınlarda sık tekrar eden vajinal mantar enfeksiyonu,
Geçmeyen öksürük ve beraberinde nefes darlığı
Vücutta özellikle boyun kısmında ele gelen büyümüş lenf bezleri,
AIDS ile ilişkili olduğu gösterilmiş çeşitli kanser hastalıkları da ilerleyen dönemlerde ortaya çıkmaktadır.

Hastalığın Tanısı Nasıl Konur?

En sık kullanılan test ELISA yöntemi ile kanda bakılan HIV antikorlarıdır. Antikor vücudun yabancı olarak algıladığı mikroba karşı ürettiği maddedir. Vücudun antikorları üretmesi zaman alır. Bu nedenle özellikle şüpheli cinsel ilişki nedeniyle gelen hastalarda başvuru anında HIV antikorları bakmak anlamlı değildir. HIV’e karşı vücudun antikor oluşturması 3 hafta ile 6 ay arası bir süre alır. Çoğunlukla 4-10 haftada kanda tespit edilir hale gelir. Antikorların kanda tespit edilemediği bir pencere dönemi vardır. Bu dönemde kanda ortaya çıkan antijen adı verilen ve virüse ait olan maddeler tespit edilerek tanı konabilir. HIV bulaşı sonrası ilk ortaya çıkan antijen P24 antijenidir.

HIV’in erken tanısı için geliştirilen HIV Combo isimli test hem bahsettiğimiz antikorları ve hem de P24 antijenini kanda saptayabilmektedir. Özellikle şüpheli temastan sonra 3-6. Haftada bakıldığında erken tanı için faydalıdır. Hastanemizde bulunan yeni kuşak HIV Combo testi HIV tanısı için kullanılmaktadır. Pozitif çıkan kan örneği ise mutlaka Western Blot isimli test ile doğrulanır. HIV pozitif saptanan hastalar isimleri açıkça yazılmadan özel kodlama yöntemleriyle kayıt altına alınır ve Sağlık Müdürlüğü’ne bildirilir.

AIDS ’ten korunmak için ...

Dünya genelinde HIV bulaşını engellemede en etkili yol güvenli cinsel ilişkidir bu nedenle HIV taşıyıcısı olup olmadığı bilinmeyen partner ile girilen cinsel ilişkide mutlaka kondom (prezervatif) kullanılmalıdır. Korunmasız ve şüpheli cinsel temas durumunda İnfeksiyon Hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.

Kesici delici aletler (jilet, enjektor ucu, manikur-pedikur seti vb.) ortak kullanılmamalıdır. Kalıcı cinsel partnerlerin HIV testi yaptırması önerilir.

Hastalığın tedavisi nasıl yapılır?

HIV’i kandan tamamen temizleyecek ya da hastalığı ortadan kaldıracak bir ilaç henüz geliştirilememiştir ancak tüm dünyada kullanılan ve çeşitli antiviral ilaçların kombine edildiği tedavi rejimleri umut vericidir. Bu tedavilerle virüsün çoğalması baskılanmakta ve vücudun savunma sistemi enfeksiyonlar ile mücadele edebilecek kapasitede tutulmaktadır böylece hastaların yaşam süreleri ve yaşam kaliteleri belirgin arttırılmaktadır. Dünya Sağlık örgütü verilerine göre 2015 yılı sonu itibariyle 17 milyon HIV+ hasta tedavi almaktadır ve bu sayı toplam hasta sayısının %46’sına denk gelmektedir. Dünya Sağlı Örgütü’nün önerisi olan ‘tüm HIV+ kişileri tedavi etme ilkesi’ ile antiviral tedavi gereksinimi olan kişi sayısının 36.7 milyondan 28 milyona düşeceği düşünülmektedir. Tedavide kullanılan ilaçların edinilebilirliğinin artması hedefine 2020 yılında ulaşılması durumunda AIDS epidemisinin (salgın) 2030 yılında sonlanması hedeflenmektedir. Ülkemizde AIDS takip ve tedavisi belli merkezlerde yürütülmektedir. Bu hastalığın takip ve tedavisi her sağlık kurumunda yapılmamaktadır. Büyük şehirlerde belli üniversite ve eğitim araştırma hastanelerinde yapılırken küçük şehirlerde şüphelenilen ya da tanı alan hastalar bölge hastanelerine yönlendirilmektedir.

AIDS hastalarının yaşadığı zorluklar nelerdir?

HIV vücüdun savunma sistemi olan bağışıklık sistemini çökerterek ilerlediği için hastalığın kendisi fiziksel açıdan oldukça yıpratıcıdır. Süreklilik gösteren halsizlik, sık tekrarlayan enfeksiyon hastalıkları ve ömür boyu alınan yoğun ilaç tedavisi hem psikolojik hem fiziksel açıdan günlük hayatı zorlaştırır. Tüm dünyada hastaların tanılarını çevreleriyle paylaşmalarıyla birlikte karşılaştıkları damgalanma ve ayrımcılık, sosyal ve özel hayatlarında önemli sorunlar doğurur. Hastalar için zaten zor olan takip ve tedavi süreci iyice zorlaşır. Bu konuda yaşanan problemler ancak hastalık hakkında bilinçlenme ile azaltılabilir.

AIDS Nasıl Bulaşır ?

  • Korunmasız İlişki
  • Madde Enjeksiyonu
  • Kan Transferi 
  • Hamilelik, doğum, emzirme

AIDS Nasıl Bulaşmaz ?

  • Dokunma
  • Ortak Eşya Kullanımı
  • Böcek Isırması
  • Ortak Tuvalet Kullanımı