Atardamarların duvarında oluşan kesin oluş sebebi belli olmamasına rağmen damar duvarında doğuştan da oluşabilecek zayıf bir alanın kan akımının zorlamasına bağlı genişlemesi sonucu oluşan baloncuk şeklindeki patolojik genişlemeleri ifade eden terimdir. Bu balonlaşan yapı normal damara göre daha dayanıksızdır ve bazı koşullarda yırtılıp beyin içine kanama ihtimali yaklaşık %1 dir.

Anevrizma Tipleri

Sakküler (Kese biçimli) Anevrizma: En sık görünen anevrizma tipidir. Beyin tabanında büyük damarların çatallanma bölgelerinde oluşur. Bu anevrizmalar yıllar içinde gelişir ve bundan dolayı anevrizmanın yırtılma riski yaşla birlikte artar. İleri yaşlarda damar yapısının bozulması da anevrizma oluşmasının diğer önemli bir nedenidir.

Füziform (iğ biçimli) Anevrizma: Damarın uzunca bir bölümünün iğ şeklindeki bir genişleme sonucu olarak gözüken anevrizmalardır.

Mikotik Anevrizmalar: Damarın mikrobik hastalığı sonucu gelişen nadir görülen anevrizma tipidir. Sıklıkla kalp romatizması olarak da bilinen subakut bakteriyel endokarditin bir komplikasyonu olarak görülür. İltihaplanmış olan damar duvarı zayıflar ve anevrizma oluşur.

Travmatik (Kaza sonucu gelişen) Anevrizmalar: Travma sonrası beyin damarlarında gelişen anevrizma türüdür.

Ülkemizde her yıl ortalama 10,000 kişinin anevrizmaya bağlı beyin kanaması riski taşıdığı düşünülmektedir. Bu hastaların yaklaşık % 30 ’ u daha hastaneye gelmeden yaşamını kaybetmektedir. Anevrizma kanamasıyla hastaneye başvuran hastaların % 25-40 ’ı maalesef kurtarılamamaktadır. Bu oranların en önemli sonucu henüz kanamamış olan anevrizmaların erken teşhis ve tedavisidir. Anevrizmalar herhangi bir yaş grubunda görülebilir ancak sıklığı 50-60 yaş arasında artmaktadır. Kadınlarda erkeklere göre 3 kat fazla görülmektedir. Ailesinde anevrizma öyküsü olması hastalığın bulunma riskini arttırmaktadır.

Anevrizma Belirtileri
Anevrizması kanamış hastalarda; ısrarcı baş ağrısı, bulantı, kusma, ensede sertlik, görmede bozulma (bulanık görme), ışığa karşı hassasiyet en sık karşılaşılan belirtilerdir. Anevrizması kanamamış hastalarda hiç bir belirti görülmeyebilir. Bunun dışında göz sinirlerinde felç durumu, medikal tedaviye rağmen geçmeyen baş ağrısı, halsizlik ve uyuşma bu hastalarda görülebilen semptomlardandır.

Anevrizma Kanaması
Bir hastadaki anevrizma yırtıldığında ya da patladığında genellikle subaraknoid (beyin ve beyin zarı arasına) dediğimiz kısaca SAK olarak adlandırdığımız kanama gelişir. Damardan yüksek basınçla çıkan kan ayrıca beyin içine veya omurilik çevresine de ulaşabilir, kendiliğinden gelişen SAK’ların çoğunun sebebi anevrizmalardır. Anevrizma kanaması sonrası tekrar kanama ihtimali ilk 14 gün için %20 civarındadır. Bu sebeple anevrizmanın yerinin ve büyüklüğünün tam olarak saptanması, tedavisinin yapılıp yeniden kanamasının önlenmesi hasta için en kritik noktalardır. Anevrizma kanaması çok ölümcül bir hastalıktır. Bu hastaların yaklaşık %50’ si kaybedilmektedir. Yaşayan hastaların da %25’ inde kalıcı nörolojik hasara neden olur. Ayrıca beyin çevresine sızan kan beyin damarlarında daralmaya yol açabilir. Bu durumda beyine gelen kan akımı azalır ve inme dediğimiz olaya yol açabilir. Genelde beyin damarındaki daralma anevrizma kanamasını takip eden 5-8 gün sonra gelişir. Anevrizma kanamasından sonra sızan kan BOS (Beyin Omurilik Sıvısı) un dolaşımını engelleyerek hidrosefali ( beyin boşluklarında su toplanması) dediğimiz olaya sebep olabilir. Hidrosefali geliştiğinde beyinde bulunan BOS’un dolaştığı ventrikül dediğimiz boşluklarda su toplanır ve bu da kafa içi basıncın artmasına sebep olur. Anevrizma kanaması sonrası beyinde ödem meydana gelir. Bu gelişen ödem beyin fonksiyonlarını etkileyerek beyinde geri dönüşü olmayan hasarlara sebep olabilir.

Risk Faktörleri

  • Hipertansiyon
  • Alkol
  • Genetik Yatkınlık
  • Şeker Hastalığı
  • Sigara
  • Travma
  • Enfeksiyon

Tanı Yöntemleri

Anevrizma hastalarına tanı koymak için biz hekimlerin öncelikle hastanın öyküsünü iyi bilmemiz gerekmektedir. Anevrizması kanamış hastanın tanısı fizik muayene ile saptanabilir ancak hastalığın tanısını kesinleştirmek için hekime yardımcı bazı testler yapılmalıdır.

Beyin Anjiografisi
En geçerli tanı yöntemidir.Genelde hastalar uyanıkken yapılır. Hastanın kasığından ince bir iğne ile atardamara girilir. Röntgen ışınları altında iğnenin geçişi görüntülenir, sonrasında damar içine boya verilir ve röntgen görüntüleri alınır. Böylece damarlar net görülebilir.

BT- Anjiografisi
Hastanın kolundan boya maddesi verilmesi ile beyin damarlarının görüntüleri alınır. Sadece bir dakikadan daha az sürede çekim işlemi tamamlanır.

Magnetik Rezonans Görüntüleme (MRG)
Hastanın beyin anatomisinin net görünmesini sağlar.

MRG-Angiografi
Tıkanmış veya dar olan damarlar ve anevrizmalar hakkında net bilgi verir.

Anevrizmaların Tedavisi

Anevrizma tanısı almış hastalar için günümüzde 3 tedavi şekli vardır. Gözlem tedavisi, cerrahi tedavi, damar içi tıkama (Endovasküler) tedavisi. Anevrizma hastalarının tedavisinde her hastalıkta olduğu gibi hasta / hasta yakını ve hekimin birlikte hangi tedavi yöntemini seçeceklerine beraber karar vermesi çok önemlidir.

Gözlem (Cerrahi Olmayan Tedavi)
Bu tedavi yöntemi anevrizmanın küçük boyutlu olması ve az kanama riski taşıyan anevrizmalar için iyi bir seçenek olabilir. Bu tedavi yöntemi ile tedavi edilmek istenen hastalarda yıllık kanama riski devam ettiği için aralıklı olarak daha önce söz ettiğimiz tanısal testlerin tekrarlanması gerekmektedir.

Cerrahi Tedavi (Klipleme)
Altın standart olan tedavidir. Anevrizmayı kapatmak için yapılan ameliyattır. Ameliyat esnasında anevrizma çevre beyin dokusundan ve damarlardan sıyrılır ve genelde titanyumdan yapılan küçük bir metal klip (mandal) ile anevrizma kapatılır. Bu ameliyat sırasında anevrizmayı kapamak için kullanılan klipler vücuda herhangi bir zarar vermez.

Damar İçi Tıkama Tedavileri (Endovasküler)
Son 15 yılda gelişmiş bir tedavi yöntemidir. Yüksek cerrahi riske sahip olan bu yöntem, cerrahi açıdan zor yerleşim gösteren bazı anevrizmaların tedavisi için uygun bir tedavi yöntemidir. Anevrizma hastalığı son derece ölümcül seyredebilen, nörolojik hasar bırakabilen bir hastalık olduğu için erken tanı ve tedavi çok önemlidir. Yukarıda bahsettiğimiz şikayetleri olan hastaların kontrol amaçlı bir sağlık kuruluşuna baş vurmalarını her zaman önermekteyiz. Anevrizma hastalığı için unutulmaması gereken en önemli kısım; erken teşhis ve tedavi ile kontrol altında tutulabilineceğidir.