Bel fıtığı denilen hastalık omurga kemikleri arasında bulunan kıkırdak dokunun, zarının yırtılarak dışarı çıkıp bacaklara giden sinir uçlarına basması ile ortaya çıkan bir durumdur. 
Bu konunun daha iyi anlaşılması için önce insan omurgasının yapısına bakılacak olursa bel iskelet yapısı 5 adet omurga kemiği ile sakrum denilen sağrı kemiği ile bu kemikler arasında yer alan kıkırdak dokulardan (diskler) yapılmıştır. Bacaklara giden sinirler de önce omurga kanalı içinde seyrettikten sonra sırası ile omurga kemikleri ile kıkırdak yapıların birleşme bölgelerinde olan omurganın yanındaki deliklerden dışarı çıkıp daha sonra birleşerek siyatik sinirini oluştururlar. Kemik ve kıkırdak dokusunun birbiri ardına sıralanması ile oluşan omurga bu kendine özgü yapısı itibariyle esnek bir yapıya aynı zamanda da vücut ağırlığını taşıyabilecek bir kuvvete sahiptir. Bu kıkırdak ve kemik yapıyı bir arada tutmayı sağlayan kuvvetli bağ dokusu yapıları da mevcuttur. Bu mükemmel yapı zaman içerisinde hasara uğramaya başlayınca da şikayetler yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlar. 
Omurga kemikleri arasında bulunan kıkırdak dokusu (Disk) çocukluk ve gençlik yıllarında %80 civarında su içerirler. Bu su kıkırdak dokusunun jelatinöz özelliğini verir ve bu sayede diskler üzerine binen vücut ağırlığının eşit olarak tüm kemik yapıya dağılmasını ve belin esnekliğini sağlamaktadır. İnsanlar yaşlandıkça kişiden kişiye değişmekle beraber disklerdeki bu su miktarı yavaş yavaş azalmaya başlamakta ve buna bağlı olarakta diskin şeklinde değişiklikler olmaktadır. Bu aşamada kişiler genellikle hareketle beraber olan bel ağrılarından şikayet etmeye başlarlar. Kalça veya bacağa vuran bir ağrı yoktur. 
Diskin elastikiyetindeki azalma kişilerin ters bir hareket yapması, ağır bir eşya kaldırması topraktan bir kök sökmesi veya ağır bir eşyayı itme gibi kuvvet gerektirecek işler yaptıklarında disk üzerine binen kuvvetlerin ani artışı ve bu kuvvetlerin kıkırdak dokusu tarafında eşit dağıtılamaması sonucu kıkırdak dokusunun zarı yırtılmakta ve kıkırdak maddesi buradan dışarı akarak diskin hemen yanından geçmekte olan sinir uçlarına bası yapmaktadırlar. Kıkırdak maddesi sinir uçlarına değerek kimyasal olarak sinir uçlarını uyarıp ağrıya neden olurken, kıkırdak dokusunun yaptığı baskının şiddetine bağlı olarak da bacak ve ayakta uyuşmalar görülmeye başlar. Bu baskı devam ederse de bir süre sonra ayakta veya bacakta kuvvet azlığı ve çok nadir olmak kaydıyla idrar ve büyük abdest yapmada ve cinsel fonksiyonlarda bozukluklar başlar. 
Bel fıtıkları teorik olarak her omurga seviyesinde görülebilirse de %90 4. ve 5. bel omurları ile 5. ve Sakrum 1 denilen seviye arasından çıkmakta ve yine çoğunlukla sağ veya sol bacağa giden sinirlere bası yapmaktadırlar. Bazen de orta hat denilen yerden dışarı çıkarak her iki bacak sinirine bası yapabilir ve buna bağlı yürümede kısıtlılık gelişebilmektedir. 
Bel fıtığının tedavisinde doktorların elinde değişik seçenekler mevcut olup hastalığın şiddeti ve süresi göz önüne alınarak hangi seçeneğin kullanılacağına karar verilir. Hastanın bel fıtığı şikayetleri yeni başlamış ve muayenede belirgin kuvvet kaybı, duyu kaybı, refleks kaybı yoksa öncelikli olarak evde istirahat ve ilaç tedavisi verilerek 10 gün kadar hastaların dinlenmesi istenir. 10 gün sonra tekrar hastalar görülerek muayeneleri tekrarlanır ve şikayetlerinin derecesi öğrenilir. Hastanın şikayetlerinde belirgin bir düzelme ve muayenede de bir kötüleşme yoksa hastaya evde yapabileceği sırt ve karın kaslarını kuvvetlendirici fizik tedavi egzersizleri verilerek tedaviye devam edilir. Burada önemli olan nokta hastanın verilen bu egzersizleri devamlı ve düzenli yapmasıdır. Bu sayede karın ve bel adaleleri kuvvetlenir ve vücut ağırlığının sadece kemik yapı değil kaslar tarafından da paylaşılması sağlanır. Uzun dönemde yüzmek de bel sağlığı açısından son derece faydalı bir spordur. Haftada 3 defa 30 dakika kadar yüzmek yeterlidir. Basketbol-voleybol gibi zıplama gerektiren, tenis-golf gibi bele yük bindiren sporlar faydalı değildir, şikayetleri arttırabilir. Yürüme sporu havalı tabanlı spor ayakkabı ve tartan pistte yapıldığı zaman önerilir. Koşmak ise yine bel yük bindirdiği için önerilmemektedir. Hastanın önerilen sporları minimum 2 ay yaptıktan sonra doktoru ile sonuçları irdeleyip yeniden egzersiz programını düzenlemesi önerilir. 
Eğer hasta ilk başvurusunda ciddi nörolojik hasarlarla (ayak kuvvetinde belirgin azalma, ayak ve bacak duyu hissinde belirgin azalma veya yanma hissi, idrar yapmada zorluk, erkeklerde ani ereksiyon kaybı) geliyorsa hastaya cerrahi müdahale önerilir. Cerrahi olarak değişik cerrahi müdahale teknikleri mevcut olup beyin ve sinir cerrahisi doktoru, hastanın bel fıtığının durumuna, anatomik özelliklerine ve en önemlisi kendi cerrahi tecrübesine dayanarak hangi cerrahi seçeneği uygulayacağını hastası ile tartışarak karar verir. 
Bel fıtığı ameliyatı olacak hastaların en büyük korkularından biride ameliyat sonrası felç olma ihtimalleridir. Yukarda da belirtildiği gibi bel fıtıklarının %90'ından fazlası belin son 2 omuru olan L4-L5 ve L5-S1 arasındaki kıkırdak dokuların çıkmasından olmakta ve bu seviyede omurga kanalının içinde omurilik bulunmamaktadır. Dolayısıyla ameliyat esnasında bir omurilik zedelenmesi olma ihtimali yoktur. Buna bağlı olarak da belden aşağı felç olma ihtimali yoktur. Ancak fıtığın bastığı sinir kökü cerrahi sırasında hasar görür ise ona bağlı ayak parmaklarında veya ayak bileğinde hareket kısıtlılığı olabilir. Bu olasılık da mikroskop ile yapılan mikrocerrahi işleminde nerdeyse %0'a yakındır. 
Ameliyat sonrası ilk 1-1,5 ay kadar hastalardan iyi istirahat etmeleri önerilmektedir. Özellikle ilk 10 gün boyunca tuvalet ihtiyaçlarını karşılayıp, oturarak yemek yemek ve günde 3-4 defa evde 5-10 dakika yürüme dışında kalan zamanda yatmaları tavsiye edilir. Daha sonra yatış süreleri giderek azaltılarak yavaş yavaş günlük hayatlarına dönmeleri teşvik edilir. 1-1,5 ay dolduktan sonra da hastalar işlerinin başına dönebilirler. Korse hastaların büyük çoğunluğuna ameliyat sonrası önerilmemektedir. Özellikle vida- rod takılarak omurgaların birleştirilmesi ameliyatı yapılan hastalara geçici süre ile verilmektedir. Uzun süre korse kullanılması bel ve karın adalelerinin zayıflamasına neden olarak omurga üstüne daha fazla vücut ağırlığının binmesine neden olmaktadır. Bu nedenle bel fıtığı olan hastalara uzun süreli korse takmaları önerilmemektedir. 
Ameliyat olsun olmasın gerçekten bel fıtığı olan hastaların hepsinin hayat boyu bel sağlıklarına dikkat etmeleri gerekmektedir. Bu nedenle aşırı kilo omurgalara binen yükü arttırdığı, sigara içmek ise kemik ve kıkırdak yapısını belirgin bozduğu için yasaktır. Dengesiz ağır yük taşıma, ağır bir eşyanın itilmesi çekilmesi, yukarı raflardan uzanarak bir eşya almaya kalkmak, yere eğilip bir işle uğraşmak gibi bele aşırı yük bindiren hareketlerden kaçınmak gerekir.