Boşanma Süreci ve Sebepleri

Boşanma eşler hayatta iken evliliğin mahkeme kararıyla sonlandırılmasıdır. Bu tanımı yapmanın aksine, boşanma sürecinde ortaya çıkan duygularla baş etmek çoğunlukla hiç de kolay değildir. Son zamanlarda dünyada ve ülkemizde artmış boşanma sıklığı göz önünde bulundurulduğunda, bu süreci anlamaya çalışmak ruh sağlığı çalışanları için bir zorunluluk durumuna gelmiştir.  

Başlık her ne kadar “boşanmanın ardından” diye atılmış olsa da, boşanma öncesi dönemi ve boşanma nedenlerini anlayamadan boşanma sonrası yaşanacakları kestirmek de mümkün olmayacaktır. Boşanma nedenleriyle ilgili yapılan çalışmalar sosyo-ekonomik seviyenin önemine işaret ediyor. Sosyo-ekonomik seviyesi yüksek bireyler boşanma gerekçelerini iletişim eksikliği, ilgi alanlarında uyuşmazlık gibi nedenlerle açıklarken; sosyo-ekonomik seviyesi düşük bireyler fiziksel istismar, ekonomik sorunlar ve eşin alkol ya da kumar bağımlılığı gibi daha temel ihtiyaçlara bağlı boşanma sebepleri ileri sürmekteler. Evlilikteki önemli boşanma sebeplerinden biri de sadakatsizlik ve cinsel ihanettir.

Bu genel bakıştan sonra çocukluktaki bağlanma şekillerinin yetişkinlikte evlilik yaşantısını etkilediğini belirtmek gerekir. Çocuklukta ebeveyni ile güvenli bir bağlanma ilişkisi kurmuş olan bireyler evliliği güvenli bir alan olarak görürken, diğerlerinin evliliği daha kırılgan bir zemin olarak değerlendirirler.

Öncelikle çok boyutlu olan boşanma sürecinin hangi sorunları beraberinde getirdiğine bakalım. Çiftler genellikle çatışmalı dönemler sonrasında çözüm üretemeyeceklerine inanarak bu kararı almışlardır, yani duygusal karmaşaları yoğundur. Çocuğu olan çiftler için velayet konusu uzun süre askıda kalabilir. Boşanma sonrası yeni düzen kurarken ayrı bir birey olarak bağımsız bir yaşamın zorluklarıyla ilgili yoğun kaygılar yaşanabilir. Para ve mal bölüşümü de bu sırada birbirinin ihtiyaçlarına duyarsızlaşmış olan çiftler için bir çatışma ortamı oluşturabilir. Boşanma sürecindeki bu sorunlar yeni zedelenmeleri hatta depresyonu getirebilir.  Hal böyle olunca boşanma sürecini sağlıklı hale getirmek ve en az zararla atlatmak için bir çift terapistinden yardım almakta fayda var.

Boşanma ve Çocuk

Boşanma sadece eşler arasında yaşanan bir süreç değildir, çocuk açısından da önemli bir süreçtir. Boşanma kuşkusuz ebeveynler için olduğu gibi, çocuklar için de oldukça zor ve stresli bir süreçtir. Çocuk açısından düşünülecek olursa, o güne kadar en fazla bağlı olduğu iki kişiye yani anne ve babasına, bundan sonra eşit olarak ulaşamayacak ve bir anlamda dünyası bütünlüğünü yitirecektir. Bunun yanında birçok çocuk boşanmaya kendisinin sebep olduğunu düşünüp suçluluk duygusu yaşar.

Boşanma sonrasında, desteğe çok ihtiyacı olduğu bir süreçte aynı evi paylaştığı ebeveyninden ihtiyacı olan desteği göremeyen çocuklar için, arkadaşları ya da büyükanne büyükbaba gibi akrabaları önemli destek kaynakları olabilirler. Ancak çocuklara destek verebilecek arkadaşlar ya da akrabaların, anne ve babanın yerini tutamayacakları da nettir. Dolayısıyla çocukların boşanma sonrasındaki süreçte, en fazla anne ve babalarından destek beklediği bilinmektedir. Çocukların boşanmaya uyum sağlamasında en önemli etmenlerden birisi, annenin ve babanın boşanma stresiyle başa çıkabilmesi ve çocuğunun bakımını aksatmamasıdır.

Boşanma ve Yaş

Boşanmayı tıpkı önemli bir yakının kaybı gibi düşünülebilir. Peki, burada kişi neyi kaybetmektedir?  Evlilik öncesi ve evlilik sürecinde maddi ve manevi yatırımlar yapılır. Evlilik, emek verilerek inşa edilen yeni bir yaşam biçimidir. Dolayısıyla evlilik kişinin memnuniyet durumundan bağımsız olarak, yaşamının önemli bir parçasını oluşturur.  Sonuçta boşanma öncesi ve sonrası yaşam da aynı değildir, yeni bir dönem başlamıştır. Bu dönem yasla başlayacaktır...

Psikiyatr E. Kübler-Ross, yasın beş aşamalı bir süreç olduğunu belirtmiştir:

1.         İnkâr: “Bu benim başıma gelemez.” düşüncesi hâkimdir.

2.         Öfke: “Niçin bu oldu?”  sorusu sorulur ve bir suçlu arayışı vardır.

3.         Pazarlık: Bu dönemde zaman zaman Tanrı’yla ya da yüksek değerlerin kişileştirilmiş biçimleriyle sürdürülen bir pazarlık hâkimdir. “Bu gerçek olamaz! Eğer olmazsa ve olmaması için şu şu sorunlarımı çözmeye hazırım.”

4.         Depresyon: “Hiçbir şey yapamayacak kadar üzgünüm.”

5.         Kabullenme: Kişi durumu kabullenmiş ve onunla baş etmeyi öğrenmeye başlanmıştır.

 

Literatürde ilk başlarda, normal yas sürecinin evreler ile doğrusal biçimde ilerlediği kabul edilirdi. Günümüzde ise yasın kaotik ve dairesel bir süreç olduğu görüşü öne sürülmüştür.

Ölüm deneyimini takip yas incelenirken, komplike olmayan yas ve komplike olan yas tanımlanmıştır. Komplike olmayan yas anlamlı bir ilişkinin yitimi sonrasında yaşanan sağlıklı yas süreci olarak tanımlanır. Komplike yas, kişinin kendisini çökkün hissetmesi ya da uyumsuz davranışlara başvuracak düzeyde keder duygusunun yoğunlaşmasıdır. Bu durumda kişi yas sürecinin tamamlanmasına yönelik bir ilerleme olmaksızın yasın bir evresinde inatçı bir biçimde takılı kalır.

Tekrar boşanmaya dönülecek olursa, boşanma daha sağlıklı yollarla atlatılabileceği gibi, yasın bazı süreçlerinde uzun süre saplanılıp kalınabilir.

Sonuç:

-Boşanma süreci tıpkı bir yakınımızın kaybında olduğu gibi bir yasa sebep olacaktır.

-Yas sosyal, mesleki ve ebeveyn sorumluluğu almayla ilgili süreçleri etkiliyorsa psikiyatrik yardım alınması gerekir.

-Annelik ve babalıktan boşanma olmaz. Çocuğa ‘bizler senin anne ve babanız’ mesajı verilmelidir. Çocuğa bu süreçte güven duygusunun verilmesi önem taşımaktadır.  Böylelikle çocuk bu ailesel kriz durumundan en az zararla çıkmış olur.

-Anne ve baba boşanma sürecini çocuğa anlatırken çok açık bir dil kullanmalıdır. Ebeveynler çocuğa bu durumu anlatırken şöyle bir yol sergileyebilirler: ‘Biz senin üzüleceğini, bir süre mutsuz olacağını biliyoruz. Bir süre bu duruma katlanman gerekiyor ama senin bu durumla ilgili hiçbir suçun yok. Bu tamamen bizden kaynaklanıyor.’

-Boşanmadan sonra ebeveynlerin yaptığı en büyük yanlışlardan birisi çocuğu kendi tarafına çekmeye çalışmaktır. Bunu yapan ebeveynlerin unutmaması gereken şeylerden birisi ileride bu karalama ve kötülemelerle oluşan duygusal yükün bedelini çocukların ödeyeceğidir. Kişiler çocuklarına kendi taşıdıkları olumsuz duyguların ağır yükünü vermemelidir.

-Çocuğun uyum süreci bozulduysa anne ve baba işbirliği içinde bir çocuk ruh sağlığı uzmanına başvurmalıdır.

-Anne-baba bir araya geldiğinde “çocuğun annesi ve babası” olarak bir araya gelinmeli ve olumlu anılar oluşturulmaya çalışılmalıdır.