Bebek, Çocuk ve Yetişkinlerde Diş Çürüğü

Bir çocuğu, ağzında çürük görülmesi açısından yüksek risk grubuna sokan sebepler  arasında çocuğun özel bakım ihtiyacı olan bir birey olması (Örn: mental motor retardasyon, Serebral Palsi vb), annesinde çok sayıda diş çürüğü bulunması, gece anne sütü, meme ya da biberon emiyor olması, ailenin geç doğan bebeklerinden olması, premature ve/veya düşük doğum ağırlıklı olarak dünyaya gelmiş olması ve ailede düşük sosyoekonomik durum varlığı sıralanabilir. Diş çürüğü olan bebek ve çocuklar ağrıya bağlı beslenme yetersizliği ve büyüme hormonunun yoğunlukla salgılandığı gece uykusundaki eksiklikler nedeniyle yaşıtlarından az gelişebilmektedir. Doğru bir ağız bakımı ve çürük yapıcı gıdalardan uzak bir diyet eşliğinde, dişhekimi kontrolündeki bir çocuğun çürüksüz bir ağza sahip yetişkin bir birey haline gelmesi mümkündür. 

Çürüksüz bir ağıza sahip olması için bebeğin ilk dişinin çıkmasının ardından 6. ayda ya da 1 yaşına geldiğinde bir çocuk diş hekimine götürülmesi, ebeveynlerin diş çıkarılması ve ağız bakımına ilişkin bilgileri alması gerekmektedir. Bu ilk muayene ile birlikte amaç; anne-babalara, ağız sağlığının genel sağılığın bir parçası olduğu farkındalığını bebeklerinin dişlerinde çürük oluşmadan kazandırmaktır. 

İlk muayeneyi takip eden zamanlarda herhangi bir tedaviye ihtiyacı olmayan çocukların dahi 6 ayda bir rutin dişhekimi kontrolünden geçmeleri tavsiye edilmektedir. Çocuklarda rutin kontroller sırasında “diş ojesi” olarak bilinen, dişlere yüzeysel olarak uygulanan florür yada dişlerin çiğneyici yüzeylerini örten fissür örtücü uygulamaları gibi koruyucu tedaviler de yapılmaktadır. Bebeklerde ilk dişler yaklaşık olarak doğumu takiben 6. ayda çıkmaktadır. İlk dişin çıkma zamanı bebeğin gelişimine ve cinsiyetine göre farklılık gösterebilmektedir. Ebeveynler henüz ilk diş çıkmamış bile olsa, bebeklerinin ağız ortamının çürük yapıcı mikrooganizmalar tarafından işgal edilmemesine özen göstermelidir. Araştırmalar, bebeklerin özellikle 1,5-2,5 yaş aralığında çürük yapıcı mikroorganizmalarla enfekte olma riskinin çok yüksek olduğunu bildirmektedir. Bu mikroorganizmalar tükürük vasıtasıyla anneden, bebeğin bakımını sağlayan kişiden ya da ailenin diger bireylerinden bebeğe geçebilir. Unutulmamalıdır ki, çürük yapıcı mikroorganizma ile ne kadar erken enfekte olunursa diş çürüğü o kadar hızlı, şiddetli ve yıkıcı bir etki göstermektedir. 

Çürüğün önlenmesi, patolojik ve koruyucu faktörler arasındaki dengenin korunmasına bağlıdır. Patolojik faktörler karyojenik (çürük yapıcı) mikroorganizmalar ve fermente olabilen karbohidratlardır (örn.şeker ve nişastanın birarada bulunduğu gıdalar). Koruyucu faktörlerin en önemlisi ise düzenli ağız bakımı ve florürlü diş macunu kullanımıdır. Oral hijyen, yani ağız bakımı uygulamalarına doğumdan hemen sonra başlanmalıdır. Yenidoğanın dişetleri yumuşak bir bezle ya da nemli tülbent ile her gün silinerek temizlenmelidir. Dişler sürdükten sonra da çocuklarda ağız temizliği ısrarlı bir şekilde yapılmalıdır. İki yaşından küçük çocuklarda  diş temizliği özel tasarlanan  parmak fırçaları ve florür içermeyen diş macunları yardımı ile yapılır. 20 adet süt dişinin tamamının çıkması yaklaşık olarak 30 aylıkken tamamlanmaktadır. Çocuklarda 2 yaşından itibaren diş temizliği küçük başlıklı bir diş fırçasına sürüntü şeklinde uygulanan florürlü çocuk diş macunları ile yapılmalıdır. 3 yaşından sonra ya da çocuk tükürmeyi  öğrenildiğinde mercimek büyüklüğünde diş macunu kullanılabilir. Ebeveynlerin bu konuda ısrarcı olmaları ve kontrolü elden bırakmamaları gereklidir. 8 yaşından önce el yeteneği yeteri kadar gelişmediğinden bu yaş grubundaki çocuklarda ağız temizliğini günde iki kez veliler yapmalıdır. Ebeveynlere düşen bir diğer görev de karyojenik (çürük yapıcı) gıdaların tüketimini (şeker, çikolata gazlı içeçek ve abur cuburlar)kısıtlamaktır. Bu tip gıdalara maruz kalınması, ağız ortamını 30 dk boyunca  asidik hale getirmektedir. Bu gıdaların alınmasının önüne geçilemiyor ise en azından yemekten sonra alınmaları ve takiben ağız temizliğinin en azından bir bardak su ile yapılması sağlanmalıdır. 

Bebek ve çocuklarda başlangıç düzeyindeki çürüğün teşhisi sıklıkla görsel olarak ve el aletleri kullanılarak yapılan ağız muayenesinde gerçekleşmektedir. 

Eski adıyla “biberon çürüğü” olarak bilinen erken çoculuk çağı çürüğü (EÇÇ) dişler çıkar çıkmaz dişlerin düz yüzeylerinde başlayan agresif ve hızlı ilerleyen çürük tipidir. EÇÇ 6 yaşından küçük bir çocukta bir ya da daha fazla çürük, çekilmiş ya da restorasyonlu diş varlığı olarak tanımlanır. EÇÇ her çocuğu etkileyebilmekle birlikte şekerli gıda tüketenler ve anneleri düşük sosyoekonomik seviyeye sahip çocuklar  yaklaşık 30 kat fazla risk altındadırlar. Ebeveynler, çocukları fermente olabilen karbohidrat içeren sıvılarla uykuya yatırmamaları (mama, bisküvili süt vb) konusunda uyarılmalıdır. İlk diş çıkar çıkmaz pediatriste danışılarak bebek her ağladıgında emzirme ve memede uyutma bırakılmalı ve oral hijyen uygulamaları başlatılmalıdır. Biberon yada damlatmayan bardaklardan karyojenik  içeçek emilerek uykuya dalma Erken Çocukluk Çağı Çürüğünün en önemli sebeplerindendir. 1 yaş civarında biberon kullanımından vazgeçilmeli,  bebekler özellikle öğün sırasında bebek bardağından içmeye teşvik edilmelidir. 

Çürük lezyonlarının erken dönemde teşhisi bebek ve çocuklarda diş tedavilerini kolaylaştırır. 3 yaşından küçük çocuklarda çok sayıda çürük lezyonu varlığında diş tedavileri sedasyon ya da genel anestezi altında yapılması gerekebilmektedir.