Şiddet günümüz dünyasında karşılaştığımız sorunların en önde gelenlerinden birini oluşturuyor. Hayatımızın her anında, evde, okulda, iş yerinde, televizyonda, internette, sosyal medyada karşımıza çıkabiliyor. Bize, sevdiklerimize, yakınlarımıza zarar verebiliyor. Çeşitli ruhsal rahatsızlıklara zemin hazırlayabiliyor. Öncelikle şiddeti tanımlayacak olursak şiddet; uygulayıcı tarafından bilinçli olarak karşı taraftan bir çıkar elde etmek, üstünlük göstermek ya da otoriteyi sağlamak gibi amaçlarla yapılan fiziksel ve psikolojik zarara neden olabilen davranışları kapsar. Saldırganlık ve suça meyile zemin hazırlayan bazı genetik yatkınlıkların olduğu bilinmektedir. Ancak şiddet davranışının önemli bir kısmı da çevreden öğrenilir. Bu öğrenme sürecinde aile ve toplumun etkisi çok büyüktür. Çocuklar şiddeti görerek, duyarak ve şiddete maruz kalarak öğrenirler. Burada üzerinde durmamız gereken konuların en başında ise aile içi şiddet geliyor.

Aile İçi Şiddet

Aile içi şiddet kültür, dil ve etnik köken fark etmeksizin neredeyse toplumun her kesiminde görülen ciddi bir sorundur. Kültürümüzde de yer alan “ kol kırılır yen içinde kalır “ ifadesi gibi sebeplerle de çok küçük bir kısmı resmi makamlara bildirildiği için bu sorunun tam olarak yaygınlığını belirleyebilmek güçtür. Aile içi şiddet psikolojik, ekonomik, cinsel ve duygusal istismarı da içeren geniş bir yelpaze içinde incelenebilir. Bu sebeple aile içi şiddet denildiğinde aklımıza sadece fiziksel şiddet gelmemelidir. Şiddet şekilleri çoğunlukla bir arada uygulandığı için, şiddetin şeklinin belirlenmesi de çoğu zaman çok güçtür. Ekonomik zorluklar, yoksulluk, erkeğin eğitim seviyesinin düşüklüğü, işsizlik, alkol tüketimi aile içi şiddeti yol açan nedenler arasında yer almaktadır. Aile içi şiddet mağdurları kendilerinin ya da çocuklarının güvenliklerinin zarar görmemesi amacıyla bu durumu çevrelerindekilere, resmi ve adli makamlara bildirmeye çekinebilirler. Bu durum bir süre sonra aile içinde yaşanan şiddetin süreğenleşmesine yol açabilir. Aile içi şiddetin bulunduğu bir ortamda büyümek çocuğun ruh sağlığına ciddi zararlar verebilmektedir. Şiddet içeren bir ortamda büyüyen çocuk şiddet ile ilişkili diğer çocuklara göre daha farklı bir bakış açısında sahip olacaktır. Temel eğitimini aldığı ortamda şiddet gören çocuk, şiddeti diğer yaşıtlarına göre “daha normal”,“daha sıradan” bir durum olarak algılayacaktır. Aile içi şiddet mağdurlarının sıklıkla kadınlar ve çocuklar olduğu görülmüştür. Şiddete maruz kalan annenin ruhsal sağlığı bu durumdan olumsuz etkilenebilir. Sıklıkla çocuğun temel bakım vereni olan annenin ruh sağlığının bozuk olması çocuğun gelişiminde önemli aksamalara yol açabilir. Ayrıca kendisi şiddete maruz kalmış çocuklarda saldırganlık, davranış sorunları , yeme ve uyku bozuklukları görülebilmektedir. Sonuç olarak aile içi şiddet çocuğun gelişimi bir çok açıdan olumsuz etkileyecektir. Ailelerine şiddet uygulayan kişilerin geçmişlerine bakıldığında onların da geçmişte şiddet görmüş kişiler oldukları dikkati çekmiştir. Şiddetin bulunduğu bir ailede büyüyen çocuk temel sorun çözme yöntemi olarak şiddeti kullanacaktır. Kendi aile ilişkilerinde şiddeti gören kişi, ileride eş ve ebeveyn olduğunda şiddet uygulama riski artmış olacaktır. Böylece şiddet kuşaklar arasında nesilden nesile aktarılmış olacaktır.

Medyada Şiddet

Son dönemde artan terör olayları ile birlikte medya, çocukların şiddet ile en sık karşılaştıkları yollardan biri olmuştur. Televizyonlarda haber programlarında neredeyse her gün toplumsal ve kişilerarası şiddet olayları yer almaktadır. Özellikle de toplumumuzda şiddetin tırmanışa geçtiği bu son günlerde neredeyse haber programlarının çok büyük bir kısmını şiddet içeren haberler oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra diğer programlarda da şiddet neredeyse istenilen, “ reyting arttıran” bir öğe haline gelmiştir. Keza diziler ve filmlerde de şiddet içeren sahneler sıklıkla yer almaktadır. Özellikle çocuk ve gençlerin örnek aldığı sinema ya da televizyon yıldızlarının yaptıkları şiddet içeren davranışlar çocukları derinden etkilemektedir. Çocuğun gelişim süresince özdeşim kurduğu bu karakterin özelliklerinden biri de şiddet içeren bu davranışlar olduğunda; çocuklar da bu karakterin şiddet içeren davranışlarını örnek alabilmektedirler. Şiddet içeren gerilim, polisiye tarzı filmler ve diziler sıklıkla seyircinin en fazla televizyon izlediği akşam saatlerinde gösterilmektedir. Dolayısıyla çocuklar da aileleri ile birlikte bu tarz programları izlemektedir. Şiddet içeren programları izleyen çocuklarda saldırgan davranışların yoğunlaştığı görülmektedir. Televizyonlarda gösterilen en masum programlardan sayılan “çizgi filmlerde” bile şiddet içeren davranışlar sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Özellikle erkek çocukları başta olmak üzere neredeyse tüm çocukların bu tarz programları sıklıkla tercih ettiği görülmektedir. Evde aile bireyleri arasında şiddete neredeyse hiç şahit olmamış bir çocuk bile bu tarz çizgi filmler sayesinde çok küçük yaşlarda şiddetle tanışmaktadırlar. Çocukların şiddet ile karşılaştıkları medya organlarından birisi de yazılı basındır. Terör olayları, kişiler arası çatışma, cinayet gibi haberler basında ön sayfalarda sıklıkla yer almaktadır. Gün içerisinde bir çok kaynaktan şiddet içeren öğelere maruz kalan çocuklar özellikle yazılı basındaki bu tarz haberlere daha fazla ilgi duymaktadırlar. Özellikle de toplumca tanınan kişilerin karıştıkları şiddet olayları ile ilişkili haberler çocuklar için daha da ilgi çekici olabilmektedir.

İnternet artık hayatımızın her bölümünde yer almaya başlamıştır. İnternet büyük

bir bilgi kaynağı olmakla birlikte kontrolsüz bir yapıya da Son dönemde artan terör olayları ile birlikte medya, çocukların şiddet ile en sık karşılaştıkları yollardan biri olmuştur. Televizyonlarda haber programlarında neredeyse

her gün toplumsal ve kişilerarası şiddet olayları yer almaktadır. Özellikle de toplumumuzda şiddetin tırmanışa geçtiği bu son günlerde neredeyse haber programlarının çok büyük bir kısmını şiddet içeren haberler oluşturmaktadır.

Bunun yanı sıra diğer programlarda da şiddet neredeyse istenilen, “ reyting arttıran” bir öğe haline gelmiştir. Keza diziler ve filmlerde de şiddet içeren sahneler sıklıkla yer almaktadır. Özellikle çocuk ve gençlerin örnek aldığı sinema ya da televizyon yıldızlarının yaptıkları şiddet içeren davranışlar çocukları derinden etkilemektedir. Çocuğun gelişim süresince özdeşim kurduğu bu karakterin özelliklerinden biri de şiddet içeren bu davranışlar olduğunda; çocuklar da bu karakterin şiddet içeren davranışlarını örnek alabilmektedirler.

Şiddet içeren gerilim, polisiye tarzı filmler ve diziler sıklıkla seyircinin en fazla televizyon izlediği akşam saatlerinde gösterilmektedir. Dolayısıyla çocuklar da aileleri ile birlikte bu tarz programları izlemektedir. Şiddet içeren programları izleyen çocuklarda saldırgan davranışların yoğunlaştığı görülmektedir. Televizyonlarda gösterilen en  masum programlardan sayılan “çizgi filmlerde” bile şiddet içeren davranışlar sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Özellikle erkek çocukları başta olmak üzere neredeyse tüm çocukların bu tarz programları sıklıkla tercih ettiği görülmektedir. Evde aile bireyleri arasında şiddete neredeyse hiç şahit olmamış bir çocuk bile bu tarz çizgi filmler sayesinde çok küçük yaşlarda şiddetle tanışmaktadırlar. Çocukların şiddet ile karşılaştıkları

medya organlarından birisi de yazılı basındır. Terör olayları, kişiler arası çatışma, cinayet gibi haberler basında ön sayfalarda sıklıkla yer almaktadır. Gün içerisinde bir çok kaynaktan şiddet içeren öğelere maruz kalan çocuklar özellikle yazılı basındaki  bu tarz haberlere daha fazla ilgi duymaktadırlar. Özellikle de toplumca tanınan kişilerin karıştıkları şiddet olayları ile ilişkili haberler çocuklar için daha da ilgi çekici olabilmektedir. İnternet artık hayatımızın her bölümünde yer almaya başlamıştır. İnternet büyük bir bilgi kaynağı olmakla birlikte kontrolsüz bir yapıya da sahiptir. Her kesime, herkese hitap edebilecek bir konu, bir site internette bulunabilmektedir. Çocuklar özellikle ödev yaparken ya da ders çalışırken şimdilerde interneti daha sık kullanmaya başlamışlardır. Okul ile ilişkili bir konu ile ilgili olarak araştırma yapan bir çocuğun karşısına bile şiddet

içeren öğeler çıkabilmektedir. Şiddet içeren olaylara ait fotoğraflar, videolar hiçbir kısıtlamaya tabi tutulmaksızın gösterilebilmektedir. Fiziksel şiddetin yanı sıra internette çocukların cinsel şiddet ile de karşılaşabilme olasılıkları vardır. Bu tarz görüntüleri, fotoğrafları gören çocukların ruh sağlığı bu durumdan

olumsuz etkilenebilmektedir. Bu sebeple çocukların internet erişimi konusunda çok dikkatli olunmalı, bu konuda gerekli koruyucu programlar kullanılmalıdır.

Tüm bunlarla birlikte “siberzorbalık” yeni bir kavram olarak hayatımıza girmiştir. Bilişim teknolojilerini kullanarak yapılan zarar verme yoluna “siberzorbalık” denilmektedir. Siberzorbalığın bir türü olan elektronik iletişim zorbalığında; kişiler çeşitli elektronik iletişim methodlarını kullanarak karşılarındaki kişiyi tehdit aşağılar, tehdit eder ya da taciz ederler. Tehlikelere her yönden açık olan bu internet ortamında kişisel mesajlar ve diğer yollarla çocuklar şiddete maruz kalabilmektedirler. Özellikle kontrolsüzce internet kullanan çocuklarda siberzorbalığa maruziyet sonrasında saldırgan davranışlar görülebilir.

Bilgisayar Oyunları ve Şiddet

Oyun çocuk doğasının vazgeçilmez öğelerinden biridir. Gelişen teknolojiyle bilgisayar oyunları çocukların hayatında çok büyük bir yer almaya başlamıştır. Kimi eğitici ve eğlendirici özellikleri olan oyunların yanı sıra ciddi anlamda şiddet içeren oyunlar da vardır. Özellikle bilgisayar oyunlarının bırakmayı zorlaştıran doğası çocuğun bu şiddet içeren oyunlara maruziyetini arttırmaktadır. Şiddet içeren bu oyunlarda “ seviye atlamak” , “ başarılı olmak” için kimi zaman birilerini vurmak, eşyalarını çalmak ya da zarar vermek gerekmektedir. Bu durum da şiddetin “ ödüllendirilmesi” anlamına gelmektedir. Bu ödül mekanizması sayesinde çocukların bu tarz oyunlara ilgisi daha da artmakta, şiddet sanki normal bir öğe gibi çocuğun hayatına girmiş olmaktadır. Bu oyunları oynayan çocuklar her ne kadar “ gerçek” ve “ gerçek olmayan “ ayrımını bilselerde; ekran karşısında uzun süre vakit geçirildiğinde çocuk bilgisayar ortamındaki bu davranışlardan olumsuz olarak etkilenebilmektedirler.

Okullarda Şiddet

Okullarda şiddet sadece ülkemizde değil dünyanın bir çok ülkesinde halen ciddi bir sorundur. Akran zorbalığı okullarda şiddetin en sık görülen biçimlerinden biridir. Bir ya da bir grup çocuğun kendilerinden daha zayıf olarak gördüğü başka çocukları bilinçli olarak rahatsız etmesi durumu akran zorbalığı olarak tanımlanabilir. Akran zorbalığında çocuklar neredeyse şiddetin her türü ile karşılaşabilmektedirler. Fiziksel ve sözel olarak şiddetin yanı sıra, çocuğun eşyalarına zarar verme, sosyal olarak dışlama gibi durumlar da akran zorbalığında sıklıkla karşımıza çıkarlar. Okullarda görülen bu zorbaca davranışlar kimi zaman normal akran çatışmaları ile karıştırılmakta, önemsenmemektedir. Bu durum da şiddetin giderek artan boyutlarda zararının artmasına zemin hazırlamaktadır. Yine akran zorbalığı kimi zaman siber zorbalık ile de birleşmekte, kontrol edilmesi daha güç boyutlara varabilmektedir.

Diğer çocuklar tarafından şiddete maruz kalan çocukta depresyon, kaygı bozuklukları gibi psikiyatrik bozuklukların yanı sıra saldırgan davranışlar da görülebilmektedir. Akranları tarafından uygulanan şiddete karşı savunmasız kalan çocuk, ilerleyen dönemlerde kendini savunmanın bir yolu olarak şiddeti

görebilmektedir. Okulda bu tarz şiddet içeren davranışları öğrenen çocuk; bu davranışlarını ev , oyun ortamı gibi başka yerlerde de sergileyebilmektedir. Evde kardeşinin şiddet içeren davranışlarını gören çocuklarda da benzer davranışlar

görülebilmektedir. Bu durumun tersi de görülebilmektedir. Evinde şiddete maruz kalan çocuk; aile içi şiddet dolayısıyla görerek öğrendiği bu davranışları okul ortamında sergileyebilmekte; bu durumda öğrenme ya da akran zorbalığı yolu ile şiddet okuldaki diğer çocuklara da buşabilmektedir. Çocukların şiddet içeren davranışları öğrendiği yerleri gözden geçirdik. En başta da belirttiğimiz gibi şiddet öğrenilebilen ve zamanla da çevreye yayılabilen bir davranıştır. Çocuklarımızı şiddetten korumak için öncelikle temel eğitimlerini aldıkları ailede aile içi şiddetin önlenmesi büyük önem taşımaktadır. Medya yolu ile ulaşabilecekleri şiddet içeren görüntülerden onları korumalı, televizyonda izlediklerini takip etmeli, şiddet içermeyen yaşları ile uyumlu görüntüleri izlemelerine izin vermeliyiz. İnternet ve bilgisayar kullanımları mutlaka denetlenmeli, yaşlarına uygun olmayan ve şiddet içerikli öğeler barındıran sitelere ulaşımları kontrol altında tutulmalıdır.