Kemik ve Kemik Türleri

Kemikler çok aktif organlardır. İskeletin farklı fonksiyonlara hizmet edebilmesi için, kemiğin yeterli kadar sert olması, yerçekimine ve kendisine verilen yüklere karşı direnç göstermesi, esnek olması ve hızlı hareket edebilmesi için de hafif olması gerekir. Kemik yeniden şekillenmesi olarak adlandırılan süreç sürekli olarak devam eden kemik yıkım ve yapım süreçlerinden oluşur. Yıkım fazı 2-3 hafta yapım fazı 2-3 aydır.

İskelet iki tip kemikten oluşur ;

Kortikal Kemik: (periferal iskelet kemiği) total kemiğin %80 ‘ini oluşturur.

Trabeküler Kemik (omurga ve kalça) kemik iliği ve yağ dolu olan bal peteğine benzer bir yapıdan oluşur. Bu yapısından ötürü hacim başına daha fazla alan sağlar.

OSTEOPOROZ (Kemik Erimesi) ve KEMİK ERİMESİNE BAĞLI KIRIKLAR

En yaygın metabolik kemik hastalığı olan osteoporoz (kemik erimesi); düşük kemik kitlesi ve kemik dokusunun mikro yapısındaki bozulmalar ile karakterizedir. Osteoporoz, Amerika Birleşik Devletlerinde 30 milyon kadını, menopoz sonrasındaki kadınların ise %55’ini etkiler. Yaklaşık 2 kadından biri ve her 5 erkekden biri yaşamlarının bir döneminde osteoporoza bağlı bir kırık yaşamaktadır. Omurgadaki kemik kaybı 20’li yaşlarda başlar ama genel değişiklikler menopoza kadar azdır. Erkeklerde yıllık %0.3 kadınlarda yıllık %0.5 kemik kitlesinde azalma meydana gelir ve menopoz sonrası bu oran %5-6’ya çıkar. Kuzey Amerikalı kadınların 50 yaşından sonraki yaşamlarında %17.5 kalça kırığı, %15.6 klinik olarak tanımlanmış omurga kırığı oluşma riski vardır. Erkeklerde ise bu risk %5 ve %6 dir. Amerika Birleşik Devletlerinde kemik erimesine bağlı olarak oluşan kırıkların tedavisinde 15 milyar dolar harcanmaktadır. Osteoporoz için risk faktörleri yaş, Asya veya Kafkas ırkı, aile hikayesi, aile hikayesi, küçük vücut şekli, geçirilmiş kırık hikayesi, erken yaşta menopoz ve geçirilmiş kemoterapi hikayesi olmasıdır. Kişiye bağlı olan risk faktörleri ise yetersiz kalsiyum ve D vitamini alımı, sigara, alkol kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzı sayılabilir.

Osteoporoz kırıkların 3 belirgin özelliği ;
Yaş artıkca kırık sıklığı 2 ila 100 kat artar.
Kadınlarda erkeklerden 2 kat fazladır.
Hafif bir travma ile birliktedir.

Omurga kırıkları en sık görülen kırıklardır. Genellikle ilk bulgusu sırt ağrısıdır. Ağırlık kaldırmakla veya hareketle artmaktadır. Genellikle bu durum çökme kırığı olduğunda ortaya çıkar. Omurga yüksekliğinin %15 ve daha fazla kaybı çökme kırığı olarak tanımlanır. Bu kırıklar ağrıya, boy kısalmasına, omurganın duruş bozukluğuna yol açarak ilerleyen dönemlerde iç organlarla ilgili fonksiyon bozukluklarına yol açabilir. Omurga kırıklarının en fazla görüldüğü yer 12. sırt omuru ve ilk üç bel omurlarıdır. Her çökme kırığı boyda yaklaşık 1 cm’lik azalmaya sebep olur. Bu fiziksel değişiklik hastayı depresyona sokabilir. Osteoporotik vertebra kırıkları nedeniyle hastanede ortalama yatış süresi 8 ile 30 gün arası değişmektedir. Yatak istirahati lomber bölge için 26 torakal bölge için 13 gündür. Bir omurgada oluşan osteoporotik kırığa bağlı olarak ikinci bir kırığın görülme olasılığı ilk yıl içinde %20 oranındadır. Fiziksel kısıtlılık bir yana bu hastaların yaşam kalitesinde de belirgin düşme olmaktadır ve uyku bozuklukları, depresyon, kendine güvende azalma, anksiyete ve başkalarına bağımlılık gibi psikososyal bozukluklar da yaşamaktadırlar.

OMURGA KIRIKLARINDA TEDAVİ YONTEMLERİ

Osteoporotik omurga kırıklarının tedavisindeki en önemli nokta kırık oluşumunun önlenmesidir. Osteoporoza yönelik tedaviler mutlaka kullanılmalıdır. Osteoporotik omurga kırığı tedavisinde yatak istirahatinden cerrahi yaklaşımlara kadar geniş bir yelpaze bulunmaktadır.

Tedavideki Amaç; hastanın ağrısını kontrol etmek ve hastanın anatomik yapısını düzeltmektir. Cerrahi olmayan tedavide öncelikli yaklaşım hastanın ağrısının azaltılması, sıklıkla yatak istirahati ve korse kullanımıdır. Ancak osteoporoza bağlı vertebra kırığı olan bu hastaların ileri yaş grubunda olması nedeni ile yatak istirahati hastaların kemik yoğunluklarında düşmeye ve kas miktarında azalmaya sebep olmaktadır. Tanıda ciddi ağrısı olan hastayı değerlendirmek için iyi bir hasta hikayesi ile hastanın travma öyküsü olup olmadığı böylece kırığın yaşı hakkında bilgi sahibi olunabilir. Osteoporoz tedavisi alıp almadığı veya sistemik bir hastalığının olup olmadığı (tümör, kemik hastalıkları) mutlaka öğrenilmelidir. Muayenede omurgada ağrı olan yer tespit edilmelidir. Röntgende kırığa bağlı çökme oluşan omurga tespit edilebilir. Ancak MRG ile çökme olan omurgadaki kırığın yeni bir kırık olup olmadığının ayrımı ve ağrıya sebep olabilecek diğer hastalıkların; bel ve sırt fıtığı, sinir kanalı darlıkları, omurga kayması, omurga ve omur ilik tümörleri ayrımını yapmaya olanak sağlar. Omurga Çökme Kırıklarının Cerrahi Tedavisinde Günümüzde İki Teknik Tercih Edilmektedir.

VERTEBROPLASTİ

  • Cilde, özel iğne benzeri araçlarla uygulanan kapalı bir tekniktir. Amaç kırık olan omurgaya röntgen eşliğinde ciltten özel geliştirilen iğnelerle girilerek kırık omurga içine kemik çimentosu verilerek kemiği güçlendirmektir.

KİFOPLASTİ

  • Kifoplasti denen uygulama ve vertebroplastiden farkı kırık omurga içinde özel bir balon şişirilerek çöken omurganın yüksekliği düzeltilir ve sonrasında kemik çimentosu ile kemik güçlendirilir

 

Sonuç olarak; omurga çökme kırıklarında önemli olan osteoporoz oluşumunu onlemek ve osteoporozda uygun tedaviyi başlamaktır. Çökme kırığı oluşmuş vertebrada ise her iki cerrahi teknik güvenle kullanılabilir ve hastaların erken mobilizasyonu sağlanabilir.