Bebekler için sağlıklı beslenme, ilk 6 ay sadece anne sütü alımının 2 yaşına kadar tamamlayıcı besinlerle desteklenmesiyle mümkündür. Tamamlayıcı besinler, 6-24 aylık dönemde anne sütünü tamamlamak amacıyla beslenmeye ilave edilen yiyecek ve içeceklerdir. Avrupa Pediatrik Gastroentereloji, Hepatoloji ve Beslenme Derneği (ESPGHAN)  ilk 6 ay sadece ve ağırlıklı olarak anne sütü verilmesini belirterek tamamlayıcı besinlerin 17. haftadan önce ve 26. haftadan geç başlanmamasını önermektedir. Altıncı aydan önce başlanması  anne sütünün yerini alarak annenin daha az süt üretmesi ve anne sütü verme süresinin azalması, bebeğin besinsel ihtiyaçlarının karşılanamaması, anne sütündeki koruyucu maddelerin daha az alınması gibi sonuçları ortaya çıkaracaktır. Ayrıca altıncı aydan önce baş kontrolü ve çiğneme yeteneğinin yeterince sağlanamaması boğulma riskini artırabilir.

Neden 6. Ay?

Altıncı ayını tamamlayan bebek doğum ağırlığının iki katına ulaştığı için gereksinimleri artar. Bu arada annenin demir ve çinko depoları da azalmıştır. Bu durumda tek başına anne sütü yeterli olamamaktadır. Bu aydan itibaren bebeğin farklı kıvamdaki besinleri ısırma ve çiğneme becerisinin de arttığı görülmektedir. Altıncı ayını tamamlayan bebek destekle oturabilir. Kaşıkla verilen besini üst dudağı ile sıyırıp dilin gerisine doğru iletebilir. Ayrıca besini geri çıkarma refleksine de sahiptir. Bütün bunlar da mama sandalyesinde dik oturarak beslenebilmesi ve boğulma riskinin daha az olması demektir. Tamamlayıcı beslenmeye 6. aydan daha geç başlanması ile bebeğin artan gereksinimleri karşılanamadığı için  büyüme ve gelişme yavaşlar. Beslenme yetersizliği, protein ve enerji yetersizliği ve kansızlık gibi durumlar ortaya çıkar.

Bu  dönemde tamamlayıcı besinlerin hijyeni ve hazırlama pratiği oldukça önemlidir. Bebekliğin ikinci altı aylık dönemi ishal sıklığının arttığı dönemdir. Çünkü verilen besinlerin mikroplarla bulaşma ihtimali yüksektir. İlk altı aylık dönemde bebek el değmeden sunulan mikropsuz anne sütüyle beslenirken ikinci altı aylık dönemde bebeğe verilen besinler artık açıkta hazırlanan ve tezgah, bıçak, el gibi mikropların bol bulunduğu yerlere temas eden besinler olmaktadır.Bu nedenle, güvenli hazırlama ve saklama riski en aza indirecektir. Besin hazırlarken ve bebeği beslerken kullanılan tüm malzemeleri yüksek ısıda yıkamak ve etkili durulamak hem mikrobiyolojik hem de kimyasal kirlilikten korunmak için gereklidir. Temiz ve güvenli besin sağlamak için önce eller su ve sabunla yıkanmalı, eldeki tüm kesik ve yaralar kapatılmalı, çiğ ve pişmiş besinler birbirlerinden ayrı tutulmalı, yeterli pişirme sağlanmalı, yemek piştikten sonra soğutulmamışsa en geç 1,5- 2 saat içinde tüketilmelidir. Temiz ve güvenilir su ve çiğ malzeme kullanımına önem verilmelidir. Bebeği beslemeye başlamadan önce ve besleme işi bittikten sonra bebeğin elleri yıkanmalı ve mama sandalyesinin ön tablası temizlenmelidir.

Ek Gıdaya Nasıl Başlanmalıdır?

Tamamlayıcı besinlerde ilk tercih yoğurt olmalıdır. Pastörize inek sütünden evde mayalanmış yoğurt tercih edilmelidir. Alerji yapıp yapmadığını görmek amacıyla 3-4 gün 1-2 çay kaşığı kadar verilmelidir.Yoğurttan sonra kabak, patates ve havuç gibi sebzelerin ve elma, şeftali gibi meyvelerin püreleriyle devam edilebilir. Alerji riskleri daha yüksek olan yumurta, ekmek, et gibi besinler az miktarlarda ve tek tek denenerek bebeğin beslenmesine dahil  edilmelidir. Daha katı ve pütürlü besinleri çiğneme ve yutma 8. ayda gelişirken, 9-12. aylarda bebek kendi eli ile besinleri kavrayabilir. Bu dönemde evde pişen tüm besinleri tüketebilirler.

Bebeklere 6-8. aylarda püre halinde koyu kıvamlı besinler günde 2-3 öğün  başlanır, bebeğin iştahına göre 1-2 ara  öğün eklenebilir. Bebeğin 9-11. aylarında ince kıyılmış ve ezilmiş besinler ve bebeğin tutabileceği parmak besinler günde 3-4 öğün verilebilir. Yine bebeğin iştahına göre 1-2 ara öğün eklenebilir. Bebek bir yaşını tamamladıktan sonra ev yemekleri günde 3-4 ana,1-2 ara öğün şeklinde verilebilir.

Sebze ve meyvelerde hazırlama sırasında oluşacak vitamin kayıplarını en aza indirmek için sebze püresinin günlük hazırlanması, meyve püresinin cam rende kullanılarak hazırlanması ve hemen tüketilmesi sağlanmalıdır. Et, tavuk, balık ve yumurtanın  hergün veya mümkün olduğunca sık verilmesi demir, çinko, B6 vitamini ve B12 vitamini gereksinimlerinin karşılanmasını sağlar. Demir içeren besinlerin demir emilimlerini artırmak için C vitamininden zengin besinlerle birlikte tüketilmesine özen gösterilmelidir. Bitki çayları, siyah çay, kahve  ve meşrubat gibi içecekler bebeklere verilmemelidir. Taze sıkılmış bile olsa meyve suları, diğer besinlere karşı iştahı azaltabileceği için 6.ay ve sonrasında günde 120-180 ml’yi geçmemelidir. Bebeklere bir yaşlarına gelene kadar bal verilmemelidir. Altıncı aydan sonra 1 tatlı kaşığını geçmemek üzere  pekmez verilebilir. Tuz, şeker ve acı baharat yine bir yaşına kadar kesinlikle kullanılmamalıdır. Bir yaşından sonra da az tuzlu yemeklerle devam edilmelidir. Çilek, kivi, ananas gibi tropikal meyveler bebeklere bir yaşından sonra denenerek verilmelidir. Bakla da içerdiği toksinlerin bazı kişilerde hastalık yapma ihtimaline karşı verilmemesi önerilen besinler arasındadır.

 

Ek Gıdaya Geçişte Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
1. Bebekler altıncı ayın başında çatalla ezilerek püre haline getirilmiş yarı katı besinleri yiyebilirler. Bebekler beslenirken karşılarında yemek yiyen biri ya da birileri olursa onları taklit ederek çiğnemeyi daha kolay geliştirirler. Bu nedenle bebeğe bakım veren kişi bebeğin karşısında ve aynı hizada oturarak birşeyler yemelidir. Kaşığın ucuyla verilen besini bebeğin çiğneyip yutması izlenmeli, yuttuktan sonra alkışlanarak öğrenme pekiştirilmelidir. Bununla bebek doğru yaptığını düşünerek yemek zamanlarında daha keyifli ve çiğnemeye daha istekli, cesaretli olacaktır. Beslenmenin gerçekleştiği sosyal ortam ve bu ortamdan gelen ipuçları bebeklerin besinlere verdikleri tepkileri etkileyen önemli bir faktördür. Yapılan çalışmalar, övgü ve pozitif değerlendirmenin olduğu ortamlarda tanışılan besinlere yönelme artarken, zorlayarak, kızarak veya rüşvet vererek sunulduğunda hedef besinin tüketimi azalmıştır.

2. Verilen besin kendi tadıyla ve adıyla bebeğe sunulmalıdır. Örneğin; yoğurt verilecekse içine pekmez veya meyve gibi yoğurdun  görüntüsünü ve tadını değiştirecek başka bir besin katılmadan  verilmesi bebeğin, yoğurdu gerçek  tadıyla tanımasını sağlayacaktır. Bebek oturarak besleneceği için yedirilen besinin neye benzediğini de görecektir.Böylece bebek ‘YOĞURT’ denilen besine kendince iyi-kötü-güzel vb. gibi tanımlamalar yapacaktır.

3. Beslenme zamanları  bebeğin birşeyler öğrendiği  zamanlardır. Öğrenmenin sevgi ortamında daha kolay ve kalıcı olduğu düşünülürse bakım veren kişinin güleryüzlü ve keyifli olması, bebekle göz teması kurması  ve konuşarak bebeği beslemesi oldukça önemlidir.

4. Verilen besini ne kadar yiyeceğine bakım veren kişi değil bebek kendisi karar vermelidir. Bebeğin doyma konusunda karar verme becerisinin geliştirilmesi tüm yaşamını etkileyecek benlik saygısının oluşmasında önemlidir.

5. Tamamlayıcı besinleri bebek açken vermek tercih edilendir. Bebek beslenirken acele edilmemeli, sabırla çiğnemeyi  öğrenmesi beklenerek yemesi desteklenmelidir. Öğün süresince bebekle birlikte kalınmalı ve boğulmalara karşı dikkatli olumalıdır. Bebeklerin her öğün iştahları farklılık göstereceği için bebeğin doyma sinyallerine duyarlı olunmalıdır.