Fizyolojik Cilt Değişiklikleri
Hamilelik sırasında her kadında oluşan hormonal değişiklikler nedeniyle ortaya çıkan cilt belirtileridir. Bunlar genel olarak iyi huyludur, anne ile bebek için risk oluşturmaz ve pek çoğu doğum sonrası düzelir. Ancak kadınlarda endişeye ve kozmetik sorunlara yol açması açısından önemlidir. Bu grupta; bağ dokusu değişiklikleri, pigmentasyon değişiklikleri, kıl ve tırnak değişiklikleri, kaşıntı ile damarsal değişiklikler yer alır.

Bağ dokusu değişiklikleri: Bu grupta en sık izlenen sorun gebelik çatlaklarıdır ve hamile kadınların %55-90'ında görülür. Hamilelikte artan hormonlar ve cildin aşırı gerilmesi sonucu ortaya çıkar. Çoğunlukla karın, kalçalar, memeler, uyluklar ve kollarda, bazen kaşıntının da eşlik ettiği pembe-mor çizgiler veya bantlar şeklinde oluşur. Doğum sonrası bu çatlaklar beyaz veya gümüş rengine döner ve genellikle kalıcıdır. Genç ve kilolu olan veya
hamilelikte aşırı kilo alan kadınlarda daha fazla görülür. Gebelik çatlaklarının kalıtımsal özelliklerle de yakından ilişkisi vardır. Nitekim, annesinde gebelik çatlakları gelişen kadınlarda daha sıktır. Ayrıca, bazı kadınlar çok fazla kilo alsalar bile çatlak oluşmayabilir, bazılarında ise hamileliğin erken dönemlerinden itibaren bu çatlaklar ortaya çıkabilir. Gebelik çatlaklarını önlemek amacıyla piyasada "çatlak kremi" adı altında pek çok ürün satılmaktadır. Bunların etkili olduğuna dair kesin bir bilimsel kanıt bulunmamakla birlikte, bu ürünler içerdikleri maddeler sayesinde cildin nemlenmesini sağlayarak, gerginliğini azaltarak ve elastikiyetini arttırarak çatlak oluşumunu engelleyebilirler. Bu amaçla kakao yağı ve badem yağı gibi çeşitli yağlar da yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak, bazı anne adayları bu yağlardan fayda gördüklerini söyleseler de bunların kullanımıyla ciltte alerjik reaksiyonlar oluşabilmektedir.
Hamilelikte gelişen bir diğer bağ dokusu değişikliği selülit oluşumu veya daha önce var olan selülitin ilerlemesidir. Ayrıca, özellikle hamileliğin orta ve geç dönemlerinde yüz, boyun, koltuk altı, göğüs, kasık ve meme altlarında et benleri oluşabilir. Bunlar doğumdan sonra çoğunlukla yok olur.

Pigmentasyon değişiklikleri: Hamilelik sırasında neredeyse tüm kadınlarda farklı şekillerde de olsa ciltte renk değişikliği ve lekelenme görülür. Bu durum esmer tenli kişilerde daha yoğun olarak oluşur. Hamilelikte artan hormonların deriye rengini veren "melanosit" denilen hücreleri uyarması sonucu ortaya çıkar. Hamileliğin erken dönemlerinde başlar, giderek artar ve genel olarak doğum sonrası büyük oranda azalır veya tamamen kaybolur. Meme ucu ile çevresi, koltuk altı ve genital bölgede kahverengileşme en sık izlenen değişikliklerdir. Daha önceden varolan yara izleri ve benlerin renkleri de koyulaşabilir. Göbek deliği hizasından karnın alt bölgelerine doğru uzanan ve "linea nigra" adı verilen kahverengi bir çizgi oluşabilir.

Gebelik maskesi (melazma); yanaklar, alın, bıyık bölgesi, burun ve çenede simetrik olarak oluşan, kahverengi, yama tarzındaki lekelerdir. Hamile kadınların yaklaşık %70'inde görülür ve kozmetik açıdan en çok rahatsız eden cilt sorunlarından biridir. Çoğunlukla doğum sonrası yok olur ancak kalıcı da olabilir. Güneş ışığına maruziyet melazma gelişimini arttırır. Bu nedenle, güneşten kaçınmak ve güneşten koruyucu kremler kullanmak bu lekelerin artmasını engellemek açısından faydalıdır. Renk açıcı kremler, lazer ve benzeri tedavi seçeneklerinin ise, anne karnındaki bebeğe oluşturabilecekleri potansiyel riskler nedeniyle, hamilelik sırasında uygulanmaları önerilmemektedir.

Kıl ve tırnak değişiklikleri: Hamilelik sırasında kıl oluşumu ve gelişiminde artma veya azalma gözlenebilir. Pek çok kadında genellikle doğumdan sonra gerileyen, yüzde, sırtta, kollarda ve bacaklarda değişen derecelerde kıllanma artışı görülür. Bazı kadınlarda saç tellerinde kalınlaşma olurken, bazılarında erkek tipi saç dökülmesi gelişebilir. Bu dökülme hamilelik tamamlandıktan sonra da düzelmeyebilir. Bazen de doğumdan 4-20 hafta sonra başlayan genel bir saç dökülmesi olur. Ancak dökülme en geç 1 yıl içinde kendiliğinden durur ve çoğu zaman tedaviye gerek kalmaz.
Hamilelik sırasında tırnaklar genellikle daha hızlı uzar. Ayrıca tırnaklarda kolay kırılma, enine çizgilenme, ayrılma ve kalınlaşma gelişebilir. Bu değişiklikler çoğunlukla doğum sonrası düzelir ve tedavi gereksizdir.

Kaşıntı: Hamilelikte sık görülen kaşıntı, fizyolojik bir olay olabileceği gibi, hamilelik dönemine özel cilt hastalıklarının bir bulgusu veya böbrek, karaciğer, tiroid bezi veya bazı kanserlerin belirtisi olarak da ortaya çıkabilir. Kaşıntısı olan hamile kadınların %20'sinde ise sebep bulunamaz. Fizyolojik kaşıntı sıklıkla karında ve hamileliğin son aylarında, yani cildin en fazla gerildiği dönemde görülür. Bazen saçlı deri veya genital bölgede de oluşabilir. Kaşıntı şikayeti olan anne adaylarının mutlaka bir dermatolog tarafından değerlendirilmesi ve kaşıntının sebebinin araştırılması gerekir.

Damarsal değişiklikler: Hamilelikte artan hormonların etkisiyle damarlarda gelişen genişleme, çoğalma ve kan göllenmesi nedeniyle ortaya çıkarlar, çoğunlukla doğum sonrası gerilerler. Örümcek anjiomu; merkezde içi kan dolu bir kabarıklık ve bu kabarıklıktan etrafa ışınsal tarzda uzanım gösteren kılcal damarlar şeklinde görülür. Özellikle gebeliğin orta ve geç dönemlerinde yüz, boyun ve kollarda oluşur. Kan akımının artmasına bağlı olarak vajina ve rahim ağzında mavi-mor renk değişikliği oluşabilir. Yüzde kızarıklık, ciltte soğuk ve sıcak hassasiyeti, avuç içlerinde kızarıklık, bacaklarda ve genital bölgede varisler, hemoroidler, yüzde, göz kapaklarında ve bacaklarda şişlik, diş etlerinde kızarıklık ve şişlik, "piyojenik granülom" adı verilen, en çok diş eti ve parmaklarda görülen, kırmızı-mor kanamalı kabarıklıklar sık rastlanan diğer değişikliklerdir.