Tiroid bezi, boynun ön tarafında, ortada, gırtlağın hemen önünde yer alan bir iç salgı bezidir (endokrin gland). Tiroid bezi tiroid hormonu salgılamaktadır. Tiroid hormonu vücudumuzda; büyüme, gelişme, enerji oluşumu ve enerji kullanımı, vücut ısısının sağlanması ve devamlılığı, her türlü metabolizma faaliyeti, diğer hormonlarımızın üst düzeyde etkileri ve enzimlerin normal işlevlerinde çok önemli roller üstlenmektedir.

Tiroid hormonlarının fazla üretilip salgılanması hipertiroidi, olması gerekenden az üretilmesi ve salgılanması hipotiroidi olarak bilinir. Tiroid hormonu yetersizliği, tiroid bezinin kendisi ile ilgili sorunlardan kaynaklanırsa ‘Primer hipotiroidi’, beynimizin içindeki hipofiz bezi ya da daha yukarı merkezlerden kaynaklanırsa ‘Sekonder / Tersiyer hipotiroidi’ olarak isimlendirilir. 

Hipotiroidi, özellikle primer hipotiroidi toplumda sık görülür. Kadın cinsiyetinde ve yaşlılarda sıklığı daha yüksektir. Primer hipotiroidinin en sık nedeni Hashimoto tiroiditidir. Bunun dışında; tiroid ameliyatı sonrası ortaya çıkan hipotiroidi, hipertiroidi için yapılan radyoaktif iyot tedavisi sonrası gelişen hipotiroidi, tiroid bezinin başka iltihabi durumlarında ya da sonrasında ortaya çıkan hipotiroidi, diğer primer hipotiroidi nedenleridir.

Hipotiroidi kliniği ve tanısı

Tiroid hormon salgısının yetersiz olması halinde; hareketlerde ağırlık, halsizlik, yorgunluk, kas ağrıları, unutkanlık, konsantrasyon güçlüğü, depresyon şikayetleri, üşüme, terleme azlığı, vücutta su tutulması ve kilo artışı, ciltte kuruluk ve solukluk, saç dökülmesi, ses kısıklığı ya da kabalaşması, barsak hareketlerinde azalma- kabızlık, çarpıntı, adet düzensizliği, gebe kalma zorluğu gibi şikâyetler ortaya çıkar.

Fizik muayenede kilo fazlalığı, kan basıncı düşüklüğü ya da yüksekliği, guatr, cilt kuruluğu ve solukluğu, kalp ritminin yavaşlaması, ödem görülebilir. Hipotiroidi kansızlık, vitamin B12 ve demir eksikliği, karaciğer yağlanması, kolesterol ve kan yağı yüksekliğini tetikleyebilir.

Tedavisiz kalmış hipotiroidinin ilerlemiş hallerinde akciğer ve kalp çevresinde sıvı birikimi, kalp yetmezliği, bilinç bulanıklığı ve koma gelişebilir.

Hipotiroidi tanısı laboratuar verileri ile konur. Kanda TSH yüksekliği, T4 veT3 dü?üklüğü aşikar hipotiroidi tanısı için esastır. Aşikâr olmayan (subklinik) hipotiroidide, TSH yüksek, T4 ve T3 düzeyleri normaldir. Klinik belirti ve bulgular, hipotiroidinin ciddiyetine ve süresine bağlıdır. Subklinik hipotiroidide hiçbir belirti ve bulgu olmayabilir.

Hashimoto tiroiditi, tiroid bezinin müzmin, ilerleyici, tahrip edici bir iltihabi hastalığıdır. 1912 yılında Japon bilimadamı Akira Hashimoto tarafından tanımlanmıştır. Hipotiroidinin toplumdaki en sık nedenidir ve kadınlarda çok daha sık görülür (hemen hemen % 95). Toplumun yaklaşık % 2’sinde bulunur. Tüm yaşlarda ortaya çıkarsa da 30-50 yaş arasında sıktır. Ergenlik çağındaki kızlarda sıklığı % 0.8-1.6’dır. Genetik geçiş riski çok yüksektir. Bu hastalıkta, bağışıklık sistemi tiroid dokusuna karşı antikor oluşturur (anti-TPO ve anti-TG) ve bu şekilde tahribatı başlatır. Otoimmün hastalık denen bu durum, vücudumuzda başka doku ve organlarda da ortaya çıkabilir (Addison hastalığı, Tip 1 Diabetes Mellitus, Hipoparatiroidi, Vitiligo, Romatoid Artrit gibi…). Hashimoto hastalığı olanlarda, bu tip hastalıklar daha sık görülmektedir.

Hastalığın erken safhasında tiroid hormonları normaldir ve tiroid bezinde büyüme (guatr) olur. Hipotiroidi, hastalığın ileri safhalarında ortaya çıkar. Tiroid bezi zaman içinde küçülür. Hormonların normal olduğu safhada Hashimoto hastalığında herhangi bir şikâyet ya da bulgu beklenmemektedir.

Hashimoto tiroiditi tanısını koymak için kanda tiroid otoantikoru düzeyine bakmak gerekir. Tiroid ultrasonografisinde guatr ve bezin genel homojen yapısını kaybedip heterojenleştiği izlenebilir. Değerlendirmede sintigrafinin yeri yoktur.

Gebelikte hipotiroidi ayrı bir öneme sahiptir. Gebelikte değişik nedenlerle iyot ve tiroid hormonu ihtiyacı artar. Gebelikte tedavi edilmemiş, ya da eksik tedavi edilmiş hipotiroidi, anne ve yenidoğanla ilgili ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Annede gebelik zehirlenmesi, hipertansiyon, erken doğum; bebekte fiziksel ve nöropsikiyatrik gelişim sorunları, zeka geriliği, düşük doğum ağırlığı, sağırlık gibi sorunlara yol açabilir. Bu açıdan, gebelik planlayan hipotiroidili bir kadın, gebelik planından doğuma kadar yakın izleme alınmalıdır.  

Hashimoto hastalığı tanısı olan bireylerin aile bireylerinde de bu hastalığın görülme riski yüksek olduğu için, aile bireylerinde kanda TSH ve tiroid otoantikorlarına bakılması önerilir.

Tedavi ve İzlem

Tiroid hormonlarının normal olduğu vakalarda tedavi gerekli değildir. Tiroid hormonlarının bozuk olduğu durumda levotiroksin (Tefor, Levotiron, Euthyrox) tedavisi başlanır. Bu hastalıkta tiroid hormon yetersizliği kalıcı ve ilerleyicidir. Tiroid bezini normal çalışma düzenine döndürecek bir tedavi halen yoktur. Yapılan tedavi, tamamen eksiği yerine koyma tedavisidir ve sürekli olmalıdır. Dolayısıyla ilacı düzenli ve sürekli kullanmak önemlidir. Bu ilaçlar sabahları aç karına, kahvaltıdan en az 30 dk. önce alınmalıdır. Beraberinde başka ilaç alınmamalıdır. Özellikle demir preparatları, kalsiyum içeren preparatlar, bu ilacın yararını oldukça azaltırlar. Bu tip ilaçlar mümkün olduğunca günün ayrı bir zaman diliminde alınmalıdır. İlacın standart bir dozu yoktur. Tedavi dozu, hekim değerlendirmesi ile; hormon düzeyi, hastanın şikayetleri, bulguları, yaşı ve eşlik eden hastalıklarına göre belirlenir. Tedavi başlandıktan sonra hedef hormon düzeylerine ulaşana kadar 6-12 haftada bir hormon düzeylerine bakarak ilaç dozunun hekim tarafından ayarlanması gerekir. Zaman içinde izlem sıklığı azaltılır. İzlemde sadece TSH düzeyini görmek yeterlidir. Tiroid antikorları, yalnızca tanı aracıdır; izlemde bir değeri yoktur. Tiroid ultrasonografisi tanıdan sonra seyrek olarak nodül gelişimi açısından tekrarlanabilir. Hashimoto tiroiditinde nodül ve tiroid kanseri gelişimi açısından risk durumu ile ilgili kanıtlı bilgi yoktur.