Kısırlık tedavisinde ki asıl amaç sağlıklı bir gebelik elde etmek ve bu gebelik sürecinin sorunsuz bir şekilde tamamlanmasını sağlayarak çiftlerin evlerine sağlıklı bir bebek götürmelerini sağlamaktır. Bu nedenle tedaviye başlamadan önce bir tedaviye hazırlık dönemine ihtiyaç vardır. Kısırlık tedavisine başlarken yapılması gereken ilk şey, kadınların yumurta kalitesini ve rahim içini etkileyen, erkeklerin  ise sperm kalitesini olumsuz etkileyen sigaranın tedaviye başlanmadan en az 2 ay önce bırakılmasıdır. Sigaranın olumsuz etkisinin, pasif içici olan kişilerde de aynı olduğu unutulmamalıdır. Bunun dışında, tedaviye hazırlık evresinde özellikle Folik asit içeren multivitamin hap veya besinler ile takviye yapılmalıdır.

 Kısırlık tedavisinin sonucunu etkileyen önemli faktörlerden bir taneside strestir. Stres birçok hastalığın nedeni olabileceği gibi bazen de hastalıkların tedavi sürecinde de olumsuz etki yapmaktadır. Özellikle kısırlık tedavisi gibi başlı başına stres yaratan bir tedavi sürecinde stresle doğru ve etkili bir biçimde başa çıkmak son derece önemlidir. Bu dönem içerisinde, yoga, meditasyon ve spor yapması ayrıca gerektiğinde bir psikologdan yardım alınması önerilmektedir..

 

İnfertilite Tedavisi Öncesi Beslenme; Obezite’nin Zararları

 

Çocuk sahibi olmak için başvuran bir çiftin tedavi öncesinde değerlendirilmesi gereken önemli konularından bir taneside beslenme alışkanlıklarıdır. Son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi Türkiyede de dengesiz beslenme ve sonucunda obezite artmaktadır. Türkiye’de erkeklerin % 21’i, kadınların ise % 42’si kısırlığın önemli bir nedeni olan obezitenin tehditi altındadır. Obezite üretgenlik açısından kadınları, erkeklerden daha fazla etkilemekte ve  adet düzeninde bozulmaya, kısırlıkta artışa, gebeliğin oluşumunda ve oluşan gebeliğin düşükle sonuçlanmasında artışa neden olmaktadır. Bununla birlikte, anne ve baba adayları genetik özelliklerinin yanında kendi sağlıklarına gösterdikleri özen ile bebeklerine doğum öncesinde sağlık aktarabileceklerini unutmamalılardır. 

Obezitenin zararlı olmasının yanında çok zayıf olmak da iyi değildir. Vücut kütle indeksi 19kg/m2 altında olan kadınlar ortalama 29 ayda gebe kalırken, normal kiloya sahip kadınlar ortalama 6 ayda gebe kalmaktadır. Bu nedenle bir kadının gebe kalması ve gebeliğin sağlıklı devam edebilmesi için  vücut kitle indeksinin (VKİ) 20-29 kg/m2 arasında olması gerekmektedir.

Kilonun haricinde tüketilen gıdanında önemi vardır. Özellikle hormonal dengeyi bozucu kimyasallar adı verilen maddeler üreme mekanizmalarını bozmakta, ayrıca gebe kadınlarda bebeğin plasentasından(eşinden) geçerek, anne karnında ki bebeğin ilerideki yaşamında (fazla kilolu olma, kalp rahatsızlıklarına ve şeker hastalığına yatkınlık gibi) sorun yaratmaktadır. Bu maddeler gıdalarda katkı maddesi olarak bulunmaktadır. Bu nedenle doğal ve organik besinlerin tüketilmesine önem verilmelidir.

Gebe kalma ihtimalini kesin olarak arttıran belirli bir besin grubu olmamasına rağmen, üreme üzerine olumlu etkisi olabilecek besin gruplarından söz edilebilmektedir. Bu nedenle gebelik planlayan ve kısırlık tedavisi alacak olan hastalar meyve, sebze, karbonhidrat ve proteinin dengede olduğu şekilde beslenmeli ve normal vücut kilosunun korumasını sağlayacak miktarda kalori almalıdır. En iyi diyet şekli de Akdeniz usulü diyettir. Bu tarz diyetin metabolik, kalp-damar, sinir sitemi hastalıklarını ve kanser görülme oranını ciddi oranda azalttığı gösterilmiştir. 

Akdeniz usulu beslenme kısırlık tedavisinde gebe kalma şansını %40 artırmaktadır, kadınların kilo alma riski ve insülin direnci azalmaktadır. Ayrıca akdeniz usulü diyet gebelikteki hipertansiyon bozuklukları, gebelik şeker hastalığını, anne karnında büyüme geriliğini azaltmaktadır. O yüzden gebe kalmadan önce, Akdeniz usulü beslenme standart olmalıdır. Akdeniz diyeti; sebze, meyve, kurubaklagiller, tam tahıl ürünleri ve kompleks karbonhidratların baskın şekilde yer aldığı bir diyettir. Haftada bir kaç kez tavuk, her gün bir bardak süt ve yumurta önerilmektedir. Yemeklerde yağ olarak zeytinyağı kullanımı önerilmektedir. Zeytinyağı ayrıca sofrada çiğ olarak günde 2 kaşık olarak tüketilmelidir.

Dengeli ve sağlıklı beslenme taze yiyeceklerden oluşmalıdır. Çünkü işlenmiş, dondurulmuş ve çok pişmiş yiyeceklerdeki vitamin ve mineral oranı taze yiyeceklere göre daha azdır.

Kısırlık tedavisi öncesinde, esnasında ve sonrasında taze sebze ve meyve tüketerek, vücudun ihtiyaç duyduğu optimum düzeyde Vitamin C, D, E, Folik asit, Kalsiyum ve Magnezyum elde edilmelidir.

Özellikle Avokado, koyu yeşil yapraklı sebzeler, domates, tatlı patates, çilek, muz, nar ve portakal tüketilmelidir. Ek olarak tuzsuz kavrulmamış fındık, ceviz ve tatlandırıcısız kuru meyveler de önermekteyiz.  

Yapılan çalışmalarda yüksek proteinli diyet ile kısırlık tedavisiyle başarısı arasında ilişki olduğu gösterilmiştir. Fakat  sağlıklı bir denge için doğru tip protein tüketimi önemlidir.  Fazla miktarda yağdan kaçınılmalıdır ayrıca kırmızı et yerine tavuk ve balık tercih edilmelidir. Eğer vejeteryansanız, ek yeşillik ve fasülye tüketmelisiniz.

Taze süt, peynir ve yumurta tüketilmelidir. Fakat fazla yumurta tüketiyorsanız kolesterol seviyenize baktırmalısınız ve az yağlı süt ve peynir tercih etmelisiniz.

Hayatın vazgeçilmezi; Su…

Günde en az 2 litre su tüketilmesi önerilmektedir. Ayrıca alkol, sigara ve kafeinden mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.

 Kısırlık Tedavisi Döneminde Egzersiz

Kısırlık tedavisi uygulanan hastaların en çok merak ettiği konulardan bir tanesi bu uygulamanın hayatları üzerine nasıl bir etkisi olacağıdır. Bu merak neticesinde, doktorlara en çok yönelttikleri soru ise “ tedaviesnasında egzersiz yapabilir miyim?, eğer yapabilceksem ne tip bir egzersiz yapabilirim? ” olmaktadır. Kısırlık tedavisi süresince, değişik derecede hormonal tedavi uygulanmakta ve vücud büyük bir efor sarfetmektedir. Bu nedenle tedavi süresinde düşük derecede fiziksel ve duygusal stres en iyisidir.

 Kısırlık tedavisi alacak olan hastalara verilebilecek en iyi tavsiye sakin olmaları ve düzenli yoğun egzersiz yapıyorlar ise bunu azaltmaları gerektiğidir. Yapılan bilimsel çalışmalara bakıldığında, yoğun egzersiz ile gebelik oranlarının düştüğü gözlenmiştir. Buna en güzel örnek atletlerdir. Bu nedenle, eğer ki düzenli koşma ya da bisiklete binme gibi yoğun egzersiz yapıyorsanız tedavi süresince egzersiz seviyenizi azaltmalısınız. Çünkü yumurtanın gelişimi ve gebe kalındığında da bebeğin gelişimi için gerekli besin maddeleri yakıt olarak egzersiz sırasında hızlı tüketilmektedir.

4 Saat Ya Da Daha Az

Peki sakin olmanın anlamı nedir. Yapılan bilimsel bir çalışmada 1-9 yıl arasında haftada 4 ya da daha fazla saat spor yapan kişilerde, spor yapmayan kişilere göre daha az gebelik oranı görülürken, tedavi iptali ve düşükler daha sıklıkla görülmektedir. Bu nedenle kardiyo egzersizleri gibi yoğun egzersizleri haftada 4 saatten daha fazla yapmamalı ve yoga gibi hafif ve rahatlatıcı egzersizler tercih edilmelidir.