Lösemi, lenfoma ve miyelombelli başlı kan kanserlerini oluştururlar. Bu kanserler ilik veya lenf bezlerinde bulunan kan hücrelerinden köken alırlar. Kan hücreleri kemiğin içinde süngerimsi bir bölge olan kemik iliğindeki kök hücrelerdengelişmektedir. 
Kök hücreler birbirlerinden farklı özelliklere sahip olan kan hücrelerine dönüşebilme yeteneğine sahiptirler. Kanda üç grup hücre bulunur; Beyaz kan hücreleri (akyuvarlar- lökositler)vücudun savunma hücreleri olup, granülositler (nötrofil, bazofil, eozinofil), monositler ve lenfositlerden oluşur. Kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar- eritrositler) isedokulara oksijen taşıyan hemoglobin içerirler. Trombositler (kan pulcukları), kan pıhtılaşmasında rol oynayan hücrelerdir.


LÖSEMİLER
Lösemi, kemik iliği ve kanın kanseridir. Kemik iliğinde tüm hücrelerin ana hücresi olan kök hücrelerden olgun kan hücrelerinin oluşma aşamasında meydana gelen bir bozukluk nedeniyle çok hızlı artan, kötücül hücreler hastalık belirtilerinin ortaya çıkmasına sebep olur. Lösemilerde kontrolsüz olarak üreyen anormal hücrelere lösemi hücreleri veya blast adı verilir. Bu hücreler kemik iliğinde ve kanda artarak tüm dokulara yayılabilirler. Hastalığın seyrine göre hızlı ya da yavaş seyirli anlamına gelen akut veya kronik, hastalığı oluşturan hücrelerin tipine göre de lenfoid veya myeloid lösemiler olarak sınıflandırılırlar. Akut lösemiler genel olarak çocuklarda ve gençlerde ortaya çıkarken, kronik lösemiler daha ileri yaşlarda görülme eğilimindedirler. Genel olarak dört çeşit lösemi vardır; akut lenfoblastik lösemi (ALL), akut myelositik lösemi (AML), kronik myelositer lösemi (KML) ve kronik lenfositik lösemi (KLL).Erişkin yaşta en sık görülen akut lösemi tipi AML olup, Amerika'da 2010 yılında 12.330 hasta bu tanıyı almış olup, 8950 hasta da bu tanıdan kaybedilmiştir. 
ALL gelişiminin kesin nedenleri bilinmemekle birlikte hem genetik hem de çevresel faktörlerin rol oynadığı düşünülmektedir. Genlerde oluşan değişikliklerin (mutasyon, translokasyon) bazıları lösemi gelişimine yol açan genleri uyarırken, bazıları da lösemi oluşmasını engelleyen genlerin görevini bozarak lösemi oluşmasına neden olurlar. KML gelişiminden Philadelphia kromozomu sorumlu iken, Down sendromu, Fankoni anemisi gibi kromozomal bozuklukların görüldüğü bazı genetik hastalıklarda lösemi gelişimine yatkınlık söz konusudur. Bazı geniş toplumsal çalışmalarda multipl miyelom, hodgkin dışı lenfoma ve KLL tanılarının sık olduğu aile grupları olmakla birlikte kan kanserleri nesilden nesile geçen yani kalıtsal bir hastalık grubu değildir. 
Genetik nedenlerin dışında bazı hayat tarzı ve çevresel etkenlerin de lösemi gelişmesinde rolü bulunmaktadır. 70 yaşın üzerinde olmak, sigara içmek, erkek cinsiyet, beyaz ırktan olmak, daha önce radyoterapi görmüş olmak, kemoterapi (lenfoma, yumurtalık kanseri, meme kanseri tedavisinde kullanılan bazı kemoterapi ilaçları ve özellikle alkilleyici ajanlar) ilaçları almış olmak, iyonize edici radyasyona maruz kalmak (atom bombası sonrası), benzin ve böcek ilaçları (tarım ilaçları) gibi toksik maddelere maruz kalmak, elektromagnetik alanlar (literatürde lösemi riskini artırdığını destekleyen yanısıra desteklemeyen çalışmalarda var) virüsler ALL gelişimi açısından suçlanan risk faktörleridir. AML için olası risk faktörleri arasında; sigara içicisi olmak (özellikle 60 yaşını geçen sigara içicisi olmak), erkek olmak, obezite, geçmişte kemoterapi veya radyoterapi görmüş olmak (özellikle çocukluk döneminde ALL tedavisi almış olmak), iyonize edici radyasyona maruz kalmak veya benzen denen bir kimyasal maddeye maruz kalmış olmak, myelodisplastik sendrom gibi bir kan hastalığının olması. Ayrıca bazı kalıtsal hastalıklarda (Down sendromu, Fanconi anemisi) AML görülme sıklığı artmıştır. Artmış sebze tüketiminin AML riskini azalttığını gösteren bazı çalışmalar vardır.
Hastalar kan kanseri tanısı aldıkları zaman kendileri ve yakınları olumsuz fiziksel ve duygusal etkilere maruz kalmakla birlikte, tedavide kullanılan çok etkili ilaçlarla hastalığın kontrol edilebilirliği ve birçok tipinde tamamen tedavi edilme şansı bulunduğu da bilinmelidir. 
Lösemi hastalarında en sık görülen yakınmalar; halsizlik veya çabuk yorulma, Ateş, vücutta kolay morarmaların ve kanamaların olması, peteşi adı verilen, cilt altında noktasal kanama odaklarının görülmesi,solunum sıkıntısı, kilo kaybı ve iştahsızlık, kemiklerde ağrı,kaburgaların alt tarafında (özellikle dalak bölgesinde) ağrı veya şişkinlik hissi,boyunda, koltuk altında veya kasıklarda ağrısız şişliklerdir.


LENFOMALAR
Lenfoma lenf bezlerinin kanseridir. Lenf sistemi bağışıklık sisteminin bir parçası olup infeksiyonlara karşı bizleri koruyan, diğer hastalıklarla savaşan ve hatta tümör hücreleri ile mücadele ederek tümör gelişimini önleyen lenfosit adı verilen beyaz kan hücrelerini bulundurmaktadır. Lenfomalarda kontrolsüz olarak çoğalan hücreler normal hücrelere göre daha uzun süre yaşar ve lenf bezlerinde büyümeye yol açarlar. Lenfoma hücreleri, kemik iliğine, dalak, cilt, kan ve diğer organlara da yayılarak bu hastalığın belirtilerini ortaya çıkarırlar. Lenfomalar; Hodgkin lenfoma (HL) ve Hodgkin dışı lenfoma (HDL) olarak iki gruba ayrılır. 
Hodgkin Lenfoma, her yaşta görülebilse de sıklıkla gençlerde veya geç erişkinlikte ortaya çıkma eğilimindedir. Erkeklerde daha sık izlenir. Doğumsal bağışıklık sistemi hastalıkları ((hipogammaglobulinemi, Wiskott -Aldrich sendromu gibi), Epstein Barr virüsü (EBV) veya HIV(insan immun yetmezlik virüsü) ile meydana gelen infeksiyonlar (AIDS-edinsel immun yetmezlik sendromu) , otoimmun bazı hastalıklar (romatoid artrit, psöriazis, Sjögren sendromu gibi), bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların kullanıldığı böbrek - karaciğer nakil hastalarında, birinci derece akrabalarda özellikle kız ve erkek kardeşlerde Hodgkin lenfoma geçirmiş olma öyküsü bu hastalık için risk faktörleridir. 
Hodgkin dışı lenfoma, her yaşta görülebilse de yaşlılıkta ortaya çıkma ihtimali daha fazladır. Ayrıca beyaz ırkta ve erkeklerde daha sıktır. Şu durumlardan birinin olması da artmış risk taşır; Hepatit C virüsü, HTLV Tip I virüsü ve EBV ile olan enfeksiyonlar, mide ülserine de neden olabilen H. Pylori bakterisi infeksiyonu, HIV ile meydana gelen AIDS hastalığının olması, tarım ve böcek ilaçlarına maruz kalmak, yüksek oranda protein ve yağ içeren bir beslenme şekli, doğumsal bağışıklık sistemi hastalıkları, romatoid artrit, psöriazis, Sjögren sendromu gibi otoimmun bazı hastalıklar, bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların kullanımı, organ nakli geçiren hastalar, geçmişte Hodgkin lenfoma tedavisi görmüş olmak .
Lenfoma hastalarında en sık görülen yakınmalar; 
• Boyun, koltuk altı veya kasıkta büyümüş, ağrısız, lastik kıvamında lenf bezleri(Alkolün etkilerine daha duyarlı hale gelmek veya alkol aldıktan sonra lenf düğümlerinde ağrı olabilir)
• Açıklanamayan kilo kaybı
• Nedeni bilinmeyen ateş
• Gece terlemeleri
• Cilt döküntüleri ve/veya kaşıntı
• Aşırı halsizlik ve yorgunluk
• Öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı
• Göğüs kafesinde veya karında ağrı, karında şişlik veya dolgunluk hissi, kemiklerde ağrıdır

MULTİPL MİYELOM
Miyelom, kemik iliğinde normalde bağışıklık sistemimizin bir parçası olarak bulunan plazma hücrelerinin çoğalmasıyla gelişen bir çeşit kemik iliği kanseridir. Plazma hücreleri beyaz kan hücreleri olan B-lenfositlerinden gelişir. Vücuda bakteri veya virüs gibi mikroplar girdiğinde hhr bir tip bakteri veya virus için farklı, antikor adı verilen protein yapısında savunma maddeleri üretirler. Bunlara immün globülinler adı verilir. 
Multipl miyelomda tek tipte çoğalan plazma hücreleri, anormal tek tipte bir protein üretirler. Buna paraprotein veya M proteini denir. Bu anormal protein, infeksiyonlarla savaşamaz ve infeksiyonlara meyil artar. M proteini aşırı miktarda artarak kanın akışkanlığının azalmasına sebep olup ve böbreklere zarar verirler. Multipl miyelomda aşırı miktarda artan plazma hücreleri yüzünden kemik iliğinde normal hücrelerin üretimi bozulur. Kansızlık ve buna bağlı halsizlik, trombositlerde azalmaya bağlı morluklar, kanama gibi belirtiler ortaya çıkar. Bazen bu anormal plazma hücreleri kan ve yumuşak dokularda da birikerek ciddi sorunlara yol açabilirler. Kemik iliğinde biriken miyelom hücreleri zamanla kemiğin sert kısımlarına da zarar verebilirler. Kolay kırıklar ve buna bağlı kemik ağrıları ortaya çıkar. Bu hastalıkta en çok görülen yakınmalar aşağıda sıralanmıştır; 
• Halsizlik ve yorgunluk 
• Sırt ve kaburgalarda kemik ağrısı
• Genellikle omurga kemiklerinde kırıklar
• Sık enfeksiyon geçirme ve ateş
• Kilo kaybı
• Nefes darlığı
• Kolay kanama ve morarmalar