Katarakt, gözümüzün içinde bulunan merceğin saydamlığının bozulması sonucu, görmenin azalması durumudur . Göz merceğimiz 45 yaş civarında önce yakın odaklama gücünü kaybederek yakın görmenin bozulmasına sebep olur . 60’lı yaşlara ulaşıldığında ise göz merceğinin ışık geçirgenliği azalmaya başlar .Bunun sonucu katarakt olarak adlandırdığımız patoloji ortaya çıkar .

Aslında yeterince yaşarsa her bireyde katarakt oluşması kaçınılmazdır .

KATARAKT’ın TEK TEDAVİSİ CERRAHİ‘dir.

İnsanlık tarihi boyunca birçok farklı cerrahi yöntem katarakt tedavisinde kullanılmıştır. Katarakt cerrahisi son 30 yılda çok büyük bir değişim ve gelişme göstererek, insanlık tarihinin en başarılı cerrahi yöntemlerinden bir olmuştur.

Başarılı bir katarakt cerrahisi ile 80 yaşlarındaki bireyler, gözlerinde başka bir patoloji yoksa genç insanlarla aynı görme düzeyine tekrar kavuşabilmektedirler. Bu başarıyı, cerrahi öncesi ölçümlerdeki gelişmeler, cerrahi yöntemlerdeki ilerlemeler ve göz içi lenslerinin gelişimi birlikte getirmiştir. Son 20 yıllık dönemde halk arasında, lazerli katarakt cerrahisi, dikişsiz katarakt cerrahisi ya da damla ile yapılan katarakt cerrahisi olarak bilinen yöntem olan fakoemülsifikasyon cerrahisi popülerlik kazanmıştır. Fakoemülsifikasyon cerrahisi, halk arasında en gelişmiş cerrahi yöntem olarak bilinse de son birkaç yıl içinde ultra modern katarakt cerrahisi olarak adlandırılan bir anlamda robotik cerrahinin öncüsü sayılabilecek Femto Lazer Destekli Fakoemüsifikasyon Cerrahisi kullanıma girmiştir. Kısaca FLACS olarak adlandırılan bu yöntem, fakoemülsifikasyon cerrahisine birçok yenilik getirmiştir.

KATARAKT CERRAHİSİ VE GÖZLÜK KULLANMA İHTİYACI

İlk olarak katarakt cerrahisinde beklentimizin ne olacağını anlamak bu yeni gelişmelerin bize neler getirdiğini anlamamıza yardımcı olacaktır.

Katarakt cerrahisinin temel amacı azalmış görmeyi tekrar %100 düzeyine ulaştırmaktır. Bunun için başarılı bir cerrahiye ek olarak gözün, sarı noktası, retinası ve görme sinirinde başka problemlerin olmaması, beyindeki görme merkezlerinin de normal olması gerekmektedir. Bu alanlarda sorun olmadığını varsaydığımız bir hastada, başarılı bir katarakt ameliyatı sonrası %80 üzerinde bir görme düzeyine ulaşmak, başarılı bir sonucu gösterir. Bu noktada hastalarımızın en sık sorduğu soru gözlük kullanmaya ihtiyaç olup olmayacağıdır. Bu durum biraz karmaşıktır. Görmesi azalmış bir gözün gözlükle de olsa görmesinin %80-%100’lere çıkması büyük bir başarıya işaret eder. Bunun üzerine, uzak gözlüksüz olarak %100 görmeye ulaşması birçok faktöre bağlıdır. Yakını da gözlüksüz görebilmek uzaktaki faktörlere ek olarak, özel bifokal ya da trifokal göziçi lenslerinin kullanılmasına bağlıdır.

Önce sadece uzak gözlüğü ihtiyacı olmadan uzak görmenin sağlanmasına baktığımızda, elimizdeki teknolojilerle göz içine konulacak lensin numarasının saptanmasının mükemmele yakın olduğunu söyleyebiliriz. Ancak mükemmel ölçüm sistemlerine rağmen, her bir bireyin iyileşmesi birbirinden farklı olduğu gerçeği ile yüzleşmemiz gerekmektedir. Bu noktada nasıl yüz kişinin elinde bir kesik olduğunda, her bir bireyde farklı iyileşme ve iz kalması söz konusu oluyorsa, katarakt cerrahisi sonrasında göz ölçüleri birebir aynı yüz bireye aynı göz içi lensi takıldığında, her bir bireyin gözlük numaraların da ufak farklar ortaya çıkmaktadır. Ayrıca göz sürekli değişim gösteren bir organ olduğu için ameliyatın ertesi günü, gözlük numarası sıfır olan bir gözde, bir ay, bir yıl veya beş yıl sonra, değişiklikler ortaya çıkabilmektedir. O nedenle dünyadaki en gelişmiş merkezlerde dahi hiç bir katarakt cerrahi hastasına ‘ameliyat sonrası göz numaranız %100 sıfır olacak’ denilememektedir. Kliniğimizde de dünyanın en gelişmiş ölçüm ve cerrahi yöntemleri kullanılmaktadır.

Deneyimlerimiz, hastalarımızın %80’nin 0.75 altında ve %90’nının 1 numaranın altında bir sonuca ulaşabildiğidir. Bir düzeyler, çoğu insan için günlük hayatını uzakta gözlüksüz sürdürürken, sadece çok uzak mesafelere bakarken gözlük ihtiyacı duyacağı düzeylerdir.

Yakını gözlüksüz görebilme daha karmaşıktır. Bu amaçla özel bifokal ya da trifokalgöz içi mercekleri kullanılmaktadır. Bu durumda da hastalarımızın beklentisi uzak mesafede günlük hayatta yeterli düzeyde bir gözlüksüz uzak görme ile birlikte yakında da çok küçük olmayan yazıları gözlüksüz okunabilmesi olmaktadır. Temel fizik kuralları gereği yakını çok iyi görür hale getirmek uzak görmede bulanıklaşmaya sebep olduğundan bu tür lenslerde yakın düzeltme belli bir düzeyle sınırlandırılmaktadır. Bu tür lenslerde uzakta ışıklarda dağılma gibi bazı sorunların da olduğunu unutmamak gerekir. Lens seçimi konusunda doktorunuzla ayrıntılı bir görüşme yapmanız, sizin günlük hayatınıza en uygun lensin gözünüze yerleştirilmesine olanak sağlayacaktır.

CERRAHİ ÖNCESİ ÖLÇÜMLER ve YENİLİKLER

Gözlüksüzlük asıl hedef olmasada katarakt cerrahisinden sonra gözlükten bağımsız bir görmeye ulaşabilmenin yolu öncelikle göz içi merceği numarasının doğru saptanmasıdır. Birçok merkezde ultrasonografik cihazlarla yapılan bu ölçümler, daha gelişmiş merkezlerde yakın zaman kadar lazer bazlı optik biyometri cihazları ile yapılmaktaydı. Göziçi lens numarası belirlenmesi ile ilgili en son gelişme, Optik Koherens Tomografi (OCT) tabanlı biyometri cihazlarının kullanıma girmesidir. Ülkemizde ilk kez kliniğimizde kullanılmaya başlayan ve uluslar arası literatürdeki ilk araştırma makalesi de ekibimiz tarafından yayınlanan OCT bazlı biyometri cihazı bu konuda türünün ilk örneğidir. Bir yandan göziçi lens numarasını çok hassas biçimde saptarken, doktora göziçindeki diğer patolojileri ve sarı nokta problemi olup olmadığını da göstermektedir.

CERRAHİ YÖNTEM YENİLİKLERİ

Femto Saniye Lazer Destekli Katarakt Cerrahisi yani FLACS, katarakt cerrahisinde son yıllardaki en önemli gelişmedir. Halk arasında zaten lazerle yapılıyor diye bilinsede fakoemülsifikasyon yöntemi aslında lazer değil ses dalgaları kullanarak kataraktı eriten bir yöntemdir. Modern yöntem olan fakoemülsifikasyon yöntemine, gerçekten robotik bir lazer sistemi eklenmesi ile ortaya çıkan bir anlamda ultra-modern diyebileceğimiz FLACS yöntemi, ameliyatın ilk üç aşamasının göz ameliyata alınmadan bir lazer sistemi ile uzaktan kontrolle yapılmasıdır. Halk arasında bıçaksız katarakt cerrahisi olarak gündeme gelmiştir. Femto lazer sistemi, ameliyatın ilk üç aşaması olan, kesileri, kapsül ön zarının açılarak lens yuvasının oluşturulmasını ve kataraktın parçalara ayrılarak eritilmeye hazır hale getirilmesini sağlamaktadır. Bu aşamadan sonra normal fakoemülsifikasyon cerrahisine lazerin bıraktığı yerden devam edilerek parçalanmış kataraktın eritilerek emilmesi ve göz içi lens yerleştirilmesi aşamalarına devam edilmektedir. FLACS, daha erken netleşen görme, daha az hırpalanmış bir göz, standardize edilmiş bir ameliyat sistemi sağlamaktadır. Ayrıca göz içi mercek için yuva çok daha iyi hazırladığından, ameliyat sonrası gözlük ihtiyacı ihtimali, normal fakoemülsifikasyon cerrahisine göre daha da azalmaktadır. Özellikle astigmatlı göz içi lensleri, bifokal ve trifokalgöz içi lensleri gibi. Premium lenslerin kullanılacağı durumlarda FLACS’ın önemi daha da artmaktadır. Kliniğimizde göz yapısı uygun olan tüm hastalarımıza bu yeni cerrahi yöntemi önermekteyiz.