Kene, çoğunlukla konakçı seçiciliği göstermeksizin mutlaka bir canlıya tutunarak kan emmek zorunda olan bir dış parazittir. Ülkemizde kene halk arasında “sakırga”, “yavsı”, “kerni” gibi isimlerle de bilinmektedir. Türkiye, kene faunası yönünden çok zengin bir ülkedir. Dünyada bilinen yaklaşık 900 kene türünün pek çoğuna ülkemizde rastlanmaktadır. 
Kenelerin vücutları tek parçadan oluşur ve ön taraflarında ağız organelleri yer alır. Keneler konaklarına tutunup ağız organellerini deri içine sokarlar ve burada sabitlenip doyana kadar aynı yerden kan emerler. Bazı kene türleri çok kısa sürelerde çok miktarda kan emip doyarken, bazı kenelerin doyması için birkaç gün ile birkaç hafta arasında süre gerekmekte, bazıları bu süre içinde dönem değiştirip gelişmektedir.
Kenelerin hayvanlardaki bazı hastalıklarla ilişkili olduğu uzun zamandır bilinmesine rağmen insanlarda görülen hastalıklarla ilişkisi 1980’li yıllarda ortaya konmuştur. Kenelerin farklı türleri insanlarda hastalık oluşturabilen bazı patojenleri bulaştırabilmektedir. Kenelerden insanlara bulaşan başlıca hastalıklar Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), Lyme hastalığı, Q ateşi, Kene kaynaklı ensefalit, Akdeniz benekli ateşi, Monositik erlihyoz, Granülositik erlihyoz, Babezyoz olarak sıralanabilir. 
Bu hastalıklardan KKKA ve Kene kaynaklı ensefalitte etken virüsler, Babezyozda parazitler, Tularemi, Lyme Hastalığında bakteriler, Akdeniz Benekli Ateşi ve Erlihyozda riketsiyalardır. Keneler bu hastalık etkenlerinin geçişinde “vektör” olarak yer almaktadır. Vektörler, hastalığın bulaşmasına aracılık eden bit, pire, kene ve sinek gibi canlılardır.  
Ülkemizde ilk kez 2002 yılında görülen ve tanımlanan hastalık, her yıl Nisan-Ekim ayları arasında görülmekte ve Haziran-Temmuz aylarında en yüksek düzeye ulaşmaktadır. İlk kez Tokat yöresinde görülen hastalık ağırlıklı olarak İç Anadolu Bölgesinin kuzeyi, Karadeniz Bölgesinin güneyi ve Doğu Anadolu Bölgesinin kuzeyinde görülmektedir.
KKKA virüsü hayvanlarda hastalık oluşturmamasına rağmen, insanlarda hastalığa neden olmaktadır. KKKA virüsünün insanlara başlıca bulaş yolları;

  • Virüs taşıyan kenenin tutunması,
  • Virüs taşıyan kenelerin çıplak el ile ezilmesi,
  • Kanında virus bulunan hayvanların kan, doku ve salgıları ile temas,
  • KKKA hastalarının kan ve diğer vücut sıvıları ile temas şeklinde sıralanabilir.

Hastalığın görülme olasılığının daha yüksek olduğu risk grubu;

  • Endemik bölgede yaşayan tarım ve hayvancılık ile uğraşan çiftçiler, çobanlar, kasaplar, mezbaha çalışanları,
  • Veteriner hekimler, veteriner sağlık teknisyenleri
  • Enfekte hastalarla temas eden sağlık çalışanları
  • Laboratuvar çalışanları
  • Askerler
  • Kamp yapanlar 
  • Hastaların yakınları olarak sıralanabilir.

Hastalığın kuluçka süresi, virüsün alınma şekline bağlı olmakla birlikte 3-7 gün arasında değişmektedir. Virüsle temas eden beş kişiden birinde hastalık bulguları görülmektedir.
İnsanlarda hastalık ateş, üşüme, titreme, yaygın kas ağrıları, baş ağrısı, bulantı-kusma, ishal, yüzde ve gözlerde kızarıklık, makülopapüler döküntü gibi yakınmalarla kendini gösterir. Hastaların az bir kısmında karaciğer ve dalak büyüklüğü olabilir. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde ciltte kanamaya bağlı morluklar, diş eti kanaması, burun kanaması, vajinal kanama, mide-barsak kanaması, idrar yollarından kanama, akciğer ve beyin kanamaları görülebilir. 

Kene ile bulaşan hastalıklardan korunma
KKKA yönünden en önemli risk grubu kene tutunmasına maruz kalan kişilerdir. Keneye “bakarak” kenenin hastalık etkeni taşıyıp taşımadığı anlaşılmaz. Kenelerle bulaşan enfeksiyonların önlemesinde iki temel strateji söz konusudur. Bunlar, kişisel korunma önlemlerinin uygulanması ve artan kene popülasyonunun kabul edilebilir seviyeye indirilmesidir. 
Kişisel korunma önlemleri KKKA riski olmasa bile, kenelerle bulaşabilen diğer hastalıklardan da korunmak için her zaman uygulanması gereken önlemlerdir.
-Kene riski olan yerlerde bulunulduğunda, vücudu tamamen örtecek giysiler giyilmeli ve açık renkli elbiseler tercih edilmelidir.
-Kenelerin vücuda girebileceği açıklıkların kapatılması önemlidir(Pantolon paçalarının çorap içine konulması, çizme giyilmesi vb.).
-Kırsal alanlara gidildiğinde vücudun açıkta kalan kısımlarına “repellent” olarak bilinen böcek kovucu mlerin sürülmesi, birkaç saat boyunca kenelerin vücuda yaklaşmalarını engellemektedir.
-Dış elbiselere, yıkamaya da dayanıklı olan, etki süresi uzun kene öldürücü ilaçlar (insektisit) sürülmesi etkili bir korunma aracı olabilmektedir.
-Vücut kene yönünden sık sık kontrol edilmeli, kene varsa bir pens veya cımbızla, kenenin deriye yapıştığı yerden tutulup sağa sola oynatılarak çivi çıkarır gibi çıkarılmalıdır. Kene vücuttan ne kadar kısa sürede çıkarılırsa hastalık riski de o kadar azalmaktadır. Keneyi vücuttan uzaklaştırma konusunda bilgi sahibi olmayanlar vücuda yapışmış kenenin uzaklaştırılması için Sağlık kurulusuna başvurmalıdır.  Vücuttan kene uzaklaştırmak usulünce yapıldığı takdirde kolayca ve risksiz yapılabilecek bir işlemdir. Kene çıkarıldıktan sonra kenenin yapıştığı yere tentürdiyot gibi antiseptik maddeler sürülmelidir. Vücuduna kene yapışan kişiler 10 gün boyunca ani başlayan ateş, bas ağrısı, yoğun halsizlik, bulantı ve kusma gibi yakınmalar yönünden kendilerini izlemeli, böyle bir yakınmanın olması durumunda en yakın sağlık kurulusuna başvurmalıdır.
-Vücuttan uzaklaştırılan keneler çamaşır suyu, a veya insektisit içine atılarak öldürülmelidir.
-Vücut üzerindeki keneler öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır.
-Keneleri vücuttan uzaklaştırmak amacıyla üzerlerine sigara basmak veya kolonya ve gazyağı dökmek gibi yöntemlere başvurulmamalıdır.
-İnsanların veya hayvanların kanlarına korunmasız temas edilmemelidir.