Daha yaygın olarak kıl dönmesi şeklinde bilinen bu hastalık, oldukça yaygın ve genç nüfusu etkileyen bir hastalıktır. Hastalığın yaygın bilinen ismi olan kıl dönmesi ile tıbbi ismi olan “pilonidal sinüs” neredeyse eş anlamlı isimlerdir. Kuyruk sokumunda sık rastlanan bu hastalık vücudun farklı bölgelerinde olan kıl kökü iltihaplanması ve kılın deri altına doğru büyümesinden farklıdır. Kuyruk sokumu dışında görülebilen bölgeler; el parmaklarının arası ve göbek deliğidir. Kuyruk sokumu dışındaki bölgeler oldukça nadir ve yerleşim yerleri açısından çok daha rahatsızlık vericidir. Kuyruk sokumunda oluşan kıl dönmesi (pilonidal
sinüs) kuyruk sokumu kemiğinin (sakrum) üzerinde yer alması; anal bölgeye olan yakınlığı nedeniyle önemli rahatsızlıklara yol açabilen bir hastalıktır. Birden fazla sinüs ağzı olan ve aşırı rahatsız edici klinik bulguları olan hastalarda, hastalıklı alanın geniş eksizyonu gereklidir. Çeşitli tedavi stratejilerine rağmen hastalığın tekrar etmesi ve hastaların yaşam kalitesini etkilemesi nedeniyle hala kıl dönmesi, hastaların korkulu rüyası olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kıl Dönmesi nedir?
Deri altında bit kavite (boşluk) oluşması sonucunda ortaya çıkan bir hastalıktır. En sık görüldüğü yer olan kuyruk sokumu kemiğinin üzerinde oluşan kavite içinde kıllar ve vücudun reaksiyonel sıvısı bulunur. Kavite bir veya birden çok ağız ile deriye açılabilir. Kuyruk sokumu oluğunda bulunabilen bu ağızlar, yanlara ve/veya orta hat üzerinde kaviteden uzak farklı ağızlar ile birliktelik gösterebilir. Hastalığın ilerlemesi ile kavite büyür; birden çok komşu ve labirent şeklinde yollar ile (fistül) bağlı kavite oluşur.

Kıl Dönmesi hastalığının sebebi nedir?
Sırt ve baştan dökülen kılların kuyruk sokumundaki iki kaba et arasında, kıllı ve terli oluğa takılıp sürtünmelerle oluğun en dibindeki ter bezi deliklerinden vida gibi dönerek deri altı yağ dokusu içine hissettirmeden girmesi sonucunda kaviteler ve labirentler oluşur. Kaviteler ve açılan labirentler iltihaplanma için uygun ortam yaratır; peşinden labirentlere giren bakterilerin de katkısı ile etrafı iltihaplandırması; iltihaplı veya kanlı, pis kokulu akıntılar ve apseler oluşmasına yol açar.

Kıl Dönmesinin Belirtileri Nelerdir?
Belirtiler küçük bir çukurdan büyük ağrılı bir kitleye kadar değişebilir. Berrak, koyu renkli ya da kanlı akıntı olabilir. İltihaplanma ile beraber kuyruk sokumu bölgesi kırmızı, hassas hale gelebilir ve akıntı olabilir. Enfeksiyon şiddetli olursa ateş, halsizlik ve bulantıya da yol açabilir. Hastalık, birçok değişik tablo ile karşımıza çıkabilir. Hastaların tamamına yakınında, akut pilonidal apse süreci diye tanımlayabileceğimiz ileri derecede ağrı, ateş, hassasiyet ile seyreden bir atak olur. Pilonidal abse, kavitenin iltihap (irin) ile dolmasıdır. Apse tedavi edilmez ise kendiliğinden iltihabi akıntıya yol açabilir; akıntı olsun veya olmasın ilerleyen apse ciddi hastalık tablosuna yol açar. Nadiren de olsa üzerinde yerleştiği kemiğe yayılma veya hayatı tehdit oluşturacak ciddi iltihap tablosuna neden olabilir. Kronik hastalık, şişme, ağrı ve akıntı ile seyreden ataklar ile karakterizedir.

Kronik Kıl Dönmesi Hastalığı ve Konservatif Tedavi:
Tekrarlayan enfeksiyon atakları, akıntıya neden olan olgularda genelde ameliyat önerilmektedir. Bazı kliniklerde ameliyat dışı yöntemler uygulanmaktadır.

Sklerozan Madde Enjeksiyonu: Bu yöntemde sinüs ağzı genişletilerek içerisindeki tüm kıllar temizlenir. Daha sonra sağlıklı cilt korunarak sinüs içine ciddi şekilde tahribat yaratan bir madde verilir. Bu yöntem için kullanılan çeşitli maddeler mevcuttur. Son yıllarda tercih edilen fenol solüsyonlarıdır. İşlem birden çok seansta ve anestezi altında uygulanır. Uygulanan maddeye bağlı alerjik reaksiyon veya istenilenden fazla tahribat sonucunda açık yaralar oluşabilir. Gerektiğinde aralıklı olarak tekrarlanabilir. Bu işlem sonrasında nüks oranları cerrahiye göre yüksektir; fakat işlemin tekrarlanması veya cerrahi uygulaması rahatlıkla yapılabilir. Fenolden başka kavitenin koterize edilmesi, kriyoterapi, gümüş nitrat ve %80-90‘lık alkol de bu amaçla kullanılabilir. Her iki yöntemin tedavideki başarısı sınırlıdır. Pek tercih edilen yöntemler değildir. 
Cerrahi Tedavi: 
Kıl kisti kavitesinin (kist, sinüs) bir bütün olarak çıkarılması veya üzerinin tamamen açılması gerekmektedir. Bu bölge açık bırakılabileceği gibi, başka yerden kaydırılan deri (fleple) ile kapatılma yapılabilir. Uygulanan tüm cerrahi yöntemlerin birbirlerine üstünlükleri ve zayıflıkları vardır. Tedavinin başarısını etkileyen en önemli etken uygun cerrahinin seçilebilme olanağı olan bir merkezin seçimidir. Doktorun hastasıyla bu yöntemleri paylaşması gerekir. Böylece hastanın durumuna en uygun yöntem, hasta ile birlikte belirlenerek başarılı bir tedaviye giden yola adım atılmış olur.

Cerrahi yöntemlerin bu hastalık açısından değerlendirilmesinde önemli noktalar:
• Tedavi sonrasında hastalığın tekrarlama oranı nedir?
• Uygulanacak cerrahi nerede ve hangi tip anestezi ile uygulanabilir?
• Cerrahi sonrası erken dönem iyileşme nasıl bir süreçtir? Hastanede kalış gerekli mi? Ne kadar hastanede kalış gerekli midir?
• Cerrahi sonrası normal günlük hayata dönüş ne zaman gerçekleşebilir?
Ortaya konulan birçok yöntemin tıp literatüründe yer bulmasında ülkemizden çok önemli katkılar mevcuttur. Bu yöntemler karşılaştırıldığında; açık bırakma yöntemleri kolay uygulanabilir ve kısa hastanede kalış gerektiren yöntem olarak öne çıkar. İyileşme süreci, sık yapılan pansumanlar ile seyreder; tam iyileşme 45 gün civarındadır. Tam iyileşme gerçekleşene kadar günlük hayat belirgin kötü etkilenmez. Deri kaydırılarak yapılan kapalı yöntemler, genellikle bir gün hastaneden kalış süresi gerektirir. Ameliyat sonrasında açık
yönteme göre enfeksiyon oranı daha yüksektir. Yara yeri sorunları yaşanmadığı takdirde 18 gün civarında tam iyileşme ve normal günlük aktiviteye dönüş görülür. Ameliyat sonrası dönemde deri kaydırma yöntemlerinde gerginlik ve dolayısıyla ağrı daha azdır. Deri kaydırma yöntemleri sonrasında iyileşme sürecinde özen gösterilmesi gereken öneriler vardır.