Ne kadar önemsemezseniz önemsemeyin, bedensel sağlığınız ile duygularınız birbirleriyle yakından etkileşim içindedirler. Yaşadığınız her duygu bedeninizin en az bir yerini etkiler. Her şeyi doğru biçimde yapıyor olsanız da, stres bedensel sağlığınız üzerinde olumsuz bir etki yaratabilir. Stresin klasik tanımı ‘bedensel yanıta sebep olan gerçek ya da hayal edilmiş herhangi bir tehdit biçimindedir. Kutlamalar ve trajediler bedeninizde benzer bir stres yanıtına yol açabilirler. Olumlu ya da olumsuz tüm duygularınız fizyolojik değişimlere neden olur. Her duygu ile cildiniz, kalp atım hızınız, sindirim sisteminiz, eklemleriniz, kas enerji düzeyiniz, saçlarınız ve sayısız hücre ve sisteminiz farkında bile olmadığınız bir değişim yaşar. Beklenmedik ve yüklü bir fatura aldığınızda, işinizde hakkınız olan terfiyi alamadığınızda, eşiniz size çıkıştığında, en sevdiğiniz kıyafetinizin üzerine yemek döktüğünüzde, aracınızla trafiğin içinde hareketsiz kaldığınızda kulaklarından duman çıkan bir çizgi film karakterine mi benzediğiniz, yoksa huzurlu ve sakin kalıp alternatif üretme veya sorun çözme yönünde mi davrandığınızı düşünün. İnsanlar stresi farklı biçimlerde deneyimler ve farklı biçimlerde tepki verirler. Yaşanan stresin düzeyi ve kişinin strese nasıl yanıt verdiği birçok sağlık sorununda belirleyici olabilir. Bu nedenle stresle sağlıklı başa çıkma mekanizmaları geliştirmek sağlıklı bir yaşam sürdürmenin en önemli koşulları arasında yer alır. Stres var olan kronik hastalıkların seyrini olumsuz etkileyebilir, örneğin ataklar halinde seyreden bir kronik hastalığın yeni bir atak ile alevlenmesine sebep olabilir. Baş ağrısı, sırt ağrısı, göğüs ağrısı, halsizlik,mide yakınmaları, dışkılama düzensizliği, adet düzensizliği, uyku düzensizliği strese bedensel olarak verdiğiniz yanıtlar arasında yerlerini alırlar. Stres bağışıklık sistemi üzerinde önemli etkiye sahiptir.

Stres kan basıncını, kan şekeri düzeyini, kolesterol düzeylerini, beyin kimyasını ve hormonal dengeleri etkileyebilir. Hatta kalbinizi ‘kırabilir’ ve kardiyovaskuler hastalık risk belirteçlerinden biri olarak değerlendirilir.

STRES KALBİ NASIL ETKİLER

Travmatik veya uzun dönem stresörlere maruz kalan insanlarda kalp hastalıklarının daha yüksek oranda görüldüğünü belirten araştırmalar vardır. Felaketler ve uzamış stresin ‘savaş veya kaç’ hormonu olarak bilinen adrenalin düzeyini yükselttiği ve aktivasyonu artan sempatik sinir sisteminin de kan basıncı, kalp atım hızı ve kan şekerini yükselttiği bilinmektedir. Stres ayrıca öfke ve çaresizlik duygularını tetikleyerek kalp için sağlıklı olmayan aşırı yeme veya alkol alma davranışlarını da artırabilir. Stresin kan pıhtılaşması yolağında da değişime sebep olabildiği ve bu yolla da kalp krizi riskini arttırabildiğini belirten çalışmalar vardır.

Örneğin savaş gazilerinde, ekonomik kriz mağduru Yunanlılarda, Katrina Kasırgası mağduru New Orleanslılarda kalp hastalıklarının genel popülasyona göre daha fazla oranda olduğu görülmüş. Yaşları 46 ile 74 arasında değişen yaklaşık 208000 kişinin değerlendirildiği bir çalışmada, iki yıl süren izlem süresi içinde ‘Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB)’ tanılı hastaların %35’inde insülin direnci ortaya çıkarken, TSSB tanısı olmayanlarda ortaya çıkan insülin direnci oranı yalnızca %19 olarak saptanmış. İnsülin direnci tip 2 diyabete ve damar sertliğine yol açabilir. TSSB hastaları aynı zamanda daha yüksek oranda metabolik sendrom geliştirirler. Kalp hastalığı riskini arttıran metabolik sendrom bedensel yağlanma, kan şekeri, kolesterol ve kan basıncın- da artış şeklinde bir risk faktör topluluğudur. TSSB tanısı olanlarda bu risk faktörlerinin görülme oranı %53 iken bu oran TSSB tanısı olmayanlarda %37 saptanmıştır. Stres ve stres kontrolünün kalp sağlığı üzerindeki etkilerini inceleyen bazı çalışmalar psikososyal terapilerin, hem psikolojik hem de sosyal destek yönüyle koruyucu etkilere sahip olduğunu göstermişlerdir. Bazı antidepresan ilaç tedavilerinin kalp hastalarında kalp krizi riskini azalttığı da çalışmalarca desteklenmektedir. Bu nedenle bir kalp krizi veya inme sonrasında depresif, kaygılı veya stresten bunalmış hisseden kişilerin yaşamakta oldukları duyguları doktorlarıyla paylaşmaları ve psikiyatrik  değerlendirmeye yönlendirilmeleri ikinci bir kalp krizi veya inmenin önlenmesinde rol oynayabilir.

KALP KRİZİ  Mİ KIRIK KALP SENDROMU MU

Sebebi ne olursa olsun aşırı keder kalbinize zarar verebilir. Araştırmacılar yaşamınızda önemli yere sahip bir yakınınızı kaybettiğinizde, kaybınızın ertesi günü kalp krizi geçirme riskinizin 21 kat, bir hafta sonrasında ise 6 kat artmış olduğunu belirtmektedir. Kalp krizi geçirme riski yaklaşık bir ay sonra belirgin bir azalma göstermeye başlar ve muhtemelen stres hormonlarının düzeyleri normale döndüğünde biter. Kalp krizi gibi kardiyovasküler olaylarda ani artış riskinin aşırı strese maruziyeti takiben ortaya çıkan bedendeki stres hormonlarıyla ilişkili olduğu bilinmektedir. Ağır stresi takiben kalp krizi riskiniz artarken, temel olarak stresle oluşan geçici bir kalp krizi olarak bilinen stres kardiyomyopati riski de artar. Bu farklı kalp krizi türünü ilk kez Japon doktorlar, kalbin kriz sırasında aldığı şekli ahtapot tuzağı olarak kullanılan bir Japon çanağı olan ‘takotsubo’ya benzeterek, ‘takotsubo kardiyomyopatisi’ adıyla tanımlamışlardır. Daha sonra bu tanım dünya genelinde ‘stres kardiyomyopati’ veya ‘kırık kalp sendromu’ adlarıyla yaygınlaşmıştır. Stres kardiyomyopati belirtileri tipik kalp krizinde görülen belirtilere çok benzer. Göğüs ağrısı, nefes darlığı, düşük kan basıncı ve hatta konjestif kalp yetmezliği ortaya çıkabilir. Kırık kalp sendromunda belirtiler ailede bir ölüm, ciddi finansal kayıp, aşırı öfke, aile içi şiddet, ciddi bir tıbbi hastalık tanısı alma, trafik kazası veya diğer bir ağır travma gibi ciddi biçimde stres yüklü bir yaşantıdan hemen sonra başlar. Bu stres ve bunu izleyen stres hormonu salınımının kalbi ‘sersemlettiği’ ya da ‘şoke ettiği’ ve ani kalp kası güçsüzlüğü oluşturduğu düşünülür. Bu tablo yaşamı tehdit edici olabilir ve acil tıbbi müdahaleyi gerektirebilir, yine de sıklıkla geçici bir durum olup kalpte kalıcı bir hasar bırakmaz. Tipik bir kalp krizi ise sıklıkla koroner arterlerde kan akışını durduran tıkanıklıklara bağlı gelişir ve kalp hücrelerinin ölümüne yol açarak kalıcı hasara neden olur. Kırık kalp sendromlu kişilerin genellikle önemli bir tıkanıklığı olmayan normal arterleri vardır. Belirtiler emosyonel strese bağlı oluşur ve stres ortadan kalkınca kalp de düzelebilir. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’dan çok sayıda araştırmacının katılmış olduğu uluslar arası bir araştırmada 1750 stres kardiyomyopati tanılı hasta değerlendirilmiş ve ilginç olarak, hastaların %90’ının kadın olduğu görülmüştür. Bu hastalarda stres kardiyomyopatinin en sık sebebinin enfeksiyon ve akciğer hastalığı gibi fiziksel sorunlar, ikinci sık sebebinin ise bir emosyonel şok olduğu saptanmıştır. Tipik kalp krizi hastaları ile karşılaştırıldığında, stres kardiyomyopatili hastalarda nörolojik veya psikiyatrik bir bozukluğun eşlik etme oranı yaklaşık iki kat fazladır. Önemli bir nokta da, doktorlar arasında yaygın olan stres kardiyomyopatinin daha az tehlikeli olduğu biçimindeki inancın tersine, stres kardiyomyopatiye ve tipik kalp krizlerine bağlı hastane ölüm oranları benzerdir. Hekimler ve hastalarda stres kardiyomyopati hakkındaki farkındalığın artması durumunda gelecekte daha sık konan bir tanı olabilir.

STRESİ AZALTMAYA YARDIM EDECEK YÖNTEMLER

ZAMANI PLANLAYIN
Sevdiğiniz insanlara zaman ayırın.

MEDİTASYON YAPIN
Yaşamınızda var olan stresi azaltmak için rahatlatıcı etkinlik yapın.

HOBİ EDİNİN
Her gün için hoşunuza giden bir etkinliğe zaman ayırın.

POZİTİF DÜŞÜNÜN
Stresini artıracak taleplere hayır deyin

SEYAHAT EDİN
Yeni yerler ve kişiler tanıyın

GÜLÜMSEYİN
Kontrol edemeyeceğiniz bazı durumları kabullenin

EGZERSİZ YAPIN
Düzenli yapılan egzersiz kalori ile birlikte stresinizide yakar

MÜZİK DİNLEYİN