Akciğerlerimiz soluk alıp verme ve havadaki oksijeni kana taşıma görevini üstlenen organımızdır. KOAH ise, akciğerlerdeki havayollarının kısmen tıkanması ile seyreden ve yaygın görülen bir hastalıktır. KOAH hastalığın kısaltılmış adıdır ve kronik yani uzun süredir varolan, obstrüktif; yani tıkayıcı akciğer hastalığı sözcüklerinin baş harflerinden oluşur. KOAH'lı hastalar nefes alıp verme sırasında zorluk yaşarlar. Sağlıklı kişilerde havayolları açık ve temizdir. KOAH'lı hastalarda ise hava yolları daralmış ve sigara, toz etkisiyle kirlenmiştir, hasarlıdır. Havayollarının duvarları kalınlaşmış ve şiştir. Bu nedenle nefes alıp verme sırasında hava akciğerlerimize rahatça girip çıkamaz. Böylelikle, başlangıçta merdiven çıkma, ağır yük taşıma, koşma gibi ağır egzersizler sırasında hastalık ilerledikçe yol yürüme, hatta konuşma, evde yemek pişirme, banyo gibi günlük ihtiyaçları giderme sırasında ve hatta uykuda nefes alıp vermede sorun yaşarlar. Bu hastalar özellikle kış aylarında en az 3 ay boyunca nefes darlığının yanı sıra öksürük ve balgam çıkarma belirtilerini de yaşar.

Nefes darlığı belirtisi başlangıçta ağır egzersizdedir. Bu nedenle çoğu hasta hastalığın erken dönemlerinde belirtilerin farkında bile değildir. Ülkemizdeki her 10 hastadan 9'u kendisinde hastalık olduğunu bilmemektedir.
Hastalığın oluşumunda en önemli etken sigaradır. Bunun dışında mesleki ortamda maruz kalınan tozlar, iyi havalandırılmayan evlerde ısınma ve yemek pişirme amacıyla kullanılan odun, tezek gibi yakıtların dumanlarına maruz kalmak da akciğerlerimizde KOAH oluşmasına neden olur.

Sigara içimi ve toz, ev içi yakıt kullanımına bağlı geliştiğinden genellikle 40 yaşın üzerinde görülen bir hastalıktır. Ülkemizde sigara içimi ile ilişkili olarak daha çok erkeklerde görülür. Genetik geçiş özelliği olabildiğinden çok az sayıda hastada 40 yaşın altında karşımıza çıkabilir.
KOAH bulaşıcı bir hastalık değildir, hastanın kendisinden başka kimseye sağlık açısından zarar vermez. 
KOAH hastalığı seyri sırasında hastalara zor anlar yaşatan ancak kesinlikle önlenebilen ve tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bu yüzden sigara kullanan ya da kullanmış olan, iş yerinde tozlara maruziyeti olan, evde odun-tezek gibi ısınma ve pişirme yöntemlerini kullanan kişilerin öksürük, balgam ve nefes darlığı şikayetleri varsa mutlaka KOAH yönünden değerlendirilmek üzere doktora başvurması gereklidir. Çünkü hastalığın tanısı ne kadar erken konulursa hastanın tedaviden faydalanma oranı o kadar yüksek olur.

Hastalığın tanısı çok kısa ve kolay bir yöntem olan spirometrik ölçüm yöntemi ile 3-4 dakikada konulabilmektedir. Spirometrik ölçüm kolayca yapılabilen ve akciğerlerimizin kapasitesini, işlevlerini ölçen bir soluk ölçüm testidir. Tanı konulmasını takiben hastanın hastalığının derecesine göre uygun tedavi yöntemlerinden birisi seçilir.
KOAH tedavisinde ilk adım sigaranın bırakılması ile ev içi ve çevresel tozlara maruziyetin sonlandırılmasıdır. Ayrıca bronşların açılmasını sağlayan ve nefes yolu ile kullanan inhaler adı verilen çeşitli ilaçlar hastaya verilmektedir. Hastalığın seyri sırasında ileri evre hastalarımızda akciğer işlevlerinin belirgin azalması sonucunda kanda oksijen düzeyi düşmektedir. Bu hastalarımıza evlerinde oksijen destek tedavileri de uygulanarak yaşam kaliteleri artırılmaktadır. Cerrahi tedavi ileri derecede hastalığı olan az sayıda hastada uygulanmaktadır. Hastalarımızın zaman zaman hastaneye yatarak tedavi edilmesi gerekebilir.
Fizyoterapistler tarafından gösterilen solunum egzersizlerinin ve önerilen düzeyde günlük yürüyüşlerin yapılması hastalarımızın yaşam kalitesini çok olumlu yönde etkiler.
Ayrıca bu hastalarımızın yılda enaz 2 kez doktor kontrolüne gidip, her yıl sonbahar aylarında grip aşısını ve 7 yılda bir zatürre aşısını yaptırması önerilir. 
Uygun tedavi seçenekleri ile hastalarımız; daha iyi ve rahat nefes alabilir, daha az öksürür, daha güçlü ve evde kendi işini kendisi yapabilir hale gelmektedir. 
Bu nedenle KOAH'tan korkmayıp, doktor önerisi doğrultusunda uygun tedavi ile hayatı yaşanır hale getirebilmenin ve hatta normal, uzun bir hayatın yaşanabileceğini unutmamak gereklidir.