Madde, vücuda girdiğinde ruhsal, davranışsal ve fiziksel değişikliklere neden olup, bağımlılık yapabilen kimyasal uyuşturucu veya uyarıcı addelerdir. Bu maddeler, doğal ya da sentetik olabilir. Yasal olabilir ya da  olmayabilir.

Madde bağımlılığı, sahte iyi oluş hali veren bir maddenin, belirgin bir etkiyi elde etmek için alınması sürecinde ortaya çıkan fiziksel, ruhsal ve sosyal sorunlara rağmen, madde alımının devam etmesi ve madde alma isteğinin durdurulamaması durumudur. Bağımlılık, kullanılan maddenin özelliklerine göre değişen bir süreç sonucunda ortaya çıkar. Madde kullanımı genellikle merak edip bir kez deneme ile başlar. Özellikle gençlerde özenti de rol oynar. Bu ilk temasta, kişi kullandığı maddenin etkisine bağlı olarak geçici bir zevk alır. Cesareti artar, utangaçlığı ortadan kalkar. Daha sonra stresli durumlarda geçici bir rahatlama sağlamak için ara ara kullanılmaya başlar. İlk başlarda maddenin kişiye zararı yok gibidir ve bağımlı olmadan da kullanılabileceği düşünülür. Fakat sürekli kullanıldığı zaman kişi, aynı etkiyi elde edemez. Aynı etkiyi elde etmek için kullandığı maddenin miktarını arttırır.

Ne bulursa kullanmaya başlar. Sonuçta sürekli kullanım yerini bağımlılığa bırakır.

Madde, beyin işlevlerini etkilediği gibi tüm bedensel yapıları da etkiler. Zamanla tüm organlarda kalıcı hasarlara yol açar. Ruhsal ve davranışsal sorunlar oluşturarak kişinin yakın ilişkilerini ve sosyal ve mesleki hayatını olumsuz etkiler. Madde bağımlılığı kişinin her alandaki kapasitesini azaltır. Buna rağmen bağımlılık nedeniyle kişi madde almaya devam eder. Bağımlılık yapan başlıca maddeleri; esrar, eroin, kokain, amfetamin, ekstazi, uçucu maddeler (bally, tiner), maraş otu, sihirli mantar, LSD, melek tozu,benzodiazepinler olarak sıralayabiliriz.

Madde Bağımlılığı İçin Risk Faktörleri

Madde bağımlılığında kişilik özelliklerinin bir önemi yoktur. Kullanan her kişi bağımlılık açısından aynı riski taşır. Ancak çevresel faktörler büyük önem taşır. Maddeyi kolay temin edebilme, rahat bir şekilde kullanabileceği ortamın olması, arkadaş grubunda kullananlar olması riski arttırmaktadır. Bir madde kullanıldıktan sonra, sahte iyi oluş halini ne kadar kısa sürede ve şiddetli ortaya çıkarırsa bağımlılık yapıcı gücü o kadar fazladır.

Madde bağımlılığı için gençler, özellikle de 15-25 yaş arasındakiler büyük risk altındadır. Ancak ne yazık ki günümüzde madde kullanımına başlama yaşı 15 yaşın altına düşmüştür. Gençler genel özellikleri itibariyle, meraklı, cesaretli, yeniliklere açıktır. Duyguları çabuk değişir. Çabuk sevinir, çabuk üzülürler. Başarılı olmaktan hoşlanırlar. Dış görünüşe önem verirler. Ebeveynlerinden ziyade arkadaşlarının sözlerine ve davranışlarına önem verirler. Bu nedenle arkadaş grubu madde bağımlılığı açısından önemlidir. Madde satıcıları gençlere, yetişkinler aracılığı ile değil arkadaşları aracılığıyla ulaşmaya çalışır. Sıkıntı ve gerginlik duyulan durumlarda, arkadaş tarafından verilen ve içeriğinde ne olduğu bilinmeyen ilaçların alınması ile madde kullanımına başlanabilir. Ülkemizde yapılan araştırmaların verilerine göre, bağımlıların %70’i 20 yaş altı gençlerdir. Madde ile ilk temas genelde 12-17 yaş arasında olmaktadır. 

Madde Bağınlılığı ile İlgili Yanlış İnaçlar

•Ara sıra kullanmakla bir şey olmaz.

•Ben kontrol edebilirim.

•Herkes kullanıyor bir şey olmuyor.

•Madde, yaratıcılığı geliştirir, konsantrasyonu arttırır.

•Esrar alkolden daha zararsızdır.

•Bir kere kullanmaktan bir şey olmaz.

•Ara sıra kullanmakla bir şey olmaz.

•Benim iradem güçlüdür.

•Sadece zayıf bireyler bağımlı olur, ben bağımlı olmam.

•Esrar bir ottur, zararlı değildir.

Madde bağımlılığı açısından risk altındaki gençlerin aile yapılarına baktığımızda, aşırı  koruyucu ya da aşırı baskıcı ya da ilgisiz bir aileleri vardır. Parçalanmış ailelerde, ebeveyn kaybında, aile içi iletişim eksikliğinin olduğu durumlarda risk artar. Aile içinde madde kullanan birinin varlığı riski en çok arttıran faktörlerdendir. Erken yaşta çalışmak, sosyoekonomik problemler, cinsel ya da fiziksel taciz, düşük okul başarısı da riski arttırır.

Madde Bağımlılığının Zararları Nelerdir?

Madde bağımlılığının en önemli zararı zehirlenmeler ve bunun sonucu olarak ölümdür. Maddeler, beyni etkileyerek dikkati yoğunlaştırmayı bozar,hız ve mekan kavramını  etkileyerek kazalara neden olabilir. Konuşma ve hareket bozuklukları yapabilir.

Sara nöbetlerine neden olabilir. Sindirim sistemini ve karaciğer hastalıklarına neden olabilir. Duyu organlarını körelterek tat, koku, görme, işitme bozuklukları ve his kaybı yapabilir. Solunum sistemini baskılar. Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi ve daha ileri aşamada solunum felci yaparak ölüme neden olabilir. Dolaşım sistemindeki zararları sonucu, çarpıntı, yüksek tansiyon, kalp yetmezliği, kalp kası hastalıkları, inme sonucu felç ve dolaşım bozukluğu sonucu uzuvlarda kangren yapabilir. Kan hücrelerinde değişiklikler yaparak kan kanserine neden olabilir. Ayrıca ciltte değişiklikler görülebilir, yara iyileşmesini geciktirir, saç dökülmesini arttırabilir. Böbrek hastalıklarına neden olabilir. İlk kullanımda cinsel gücü arttırdığı düşünülse de sürekli kullanımda cinsel işlevlerde azalma ve kısırlığa yol açabilir. Ayrıca ortak şırınga kullanımı ve kontrolsüz cinsel ilişki deneyimleri nedeniyle sifiliz, tüberküloz, hepatit ve AIDS gibi bulaşıcı hastalıklara yakalanma riski büyük oranda artar. Tüm bu saydığımız bedensel zararların yanı sıra önemli derecede ruhsal bozukluklara da yol açar. Kişide sıkıntı, gerginlik, uyku bozuklukları, diğer depresif belirtiler, maddenin etkisi ile görülen hayaller ve şüphecilik görülebilir. Madde kullanan kişilerde birtakım davranışsal belirtiler de gözlemlenir. İçe kapanma, sevdiklerinden uzaklaşma, ilgi ve isteklerinde hızlı değişimler, sık arkadaş değiştirme, karar verememe, ani duygu değişimleri yaşama, çabuk sinirlenme, alınganlık, iştahta bozulma, aktivite ve hobilere ilgi duymama, gelecekle ilgili motivasyon kaybı bunlardan bazılarıdır. Madde bağımlıları, aile ve dostları ile iletişim kopukluğu nedeniyle onları kaybetmekte ve maddeden başka arkadaşları kalmamaktadır.

Aile hayatına verdiği zararın yanı sıra iş hayatına, ülke ekonomisine ve toplumsal ahlaka da balta vurmaktadır. 

Madde Bağımlılığının Tedavisi

Madde bağımlılığının tedavisi mümkündür. Özellikle tedavi ilkelerini yerine getiren kişilerde maddeyi bırakma oranı çok yüksektir. Tedavi sadece kişinin maddeyi bırakmasını değil, sosyal yaşamına geri dönmesini ve yaşamını sağlıklı biçimde sürdürebilmesini de içerir. Yapılan araştırmalara göre, tedavide başarı oranının %40 olduğu bildirilmektedir. Kişinin tedavi olma motivasyonu ve tedaviye uyumu çok önemlidir. Kullanıcılar arasında “bu hastalığın bir tedavisi olmadığı” yolunda bir kanı yerleşmiştir. Ancak, bu yanlış bir kanıdır. İsteklilik ve kararlılık tedaviyi mümkün kılmaktadır. Bağımlılık tedavisi uzun sürelidir. Kişinin tedavide kaldığı süre arttıkça, tedavinin başarılı olma ihtimali artar. Tedavinin süresi kişiden kişiye değişmekle birlikte bir yıl kadar devam etmelidir. Bir yılın sonunda da gerekli durumlarda tedaviye devam edilmesi gerektiği bildirilmektedir. Öncelikle kişi başvurduğu zaman bedeninin maddeden arındırılması gerekir. Buna detoksifikasyon adı verilir. Detoksifikasyon tıbbi bir dönemdir. Kullanılan maddenin bırakıldıktan sonra ortaya çıkan yoksunluk belirtilerinin kaldırılmasını hedefler. Her maddenin yoksunluk belirtisinin niteliği ve şiddeti farklıdır. Yoksunluk belirtilerinin şiddeti kişinin biyolojik özelliklerine göre de değişebilir. Madde kullanımı sırasında bedenin kurduğu denge, madde bırakıldıktan sonra yeni bir denge oluşturmaya çalışır. İşte bu dönemde önemli bedensel sorunlar yaşanabilir. Bu bedensel belirtileri gidermek için tıbbi müdahaleler gerekir. Bununla birlikte tek başına ilaç tedavisi yeterli değildir. Kişinin kendisini tanıması, maddeyi kullanma davranışını öğrenmesi, madde kullanımına neden olan durumları anlaması, tekrar başlamaması için neler yapması gerektiğini öğrenmesi sağlanır. Bu amaçla bireysel ve grup terapileri yararlı olmaktadır. Ailenin ve bağımlı kişinin eğitimi de tedavinin içinde yer almaktadır. Tedavinin türü kişiden kişiye değişir. Genel olarak ayaktan tedavi daha yararlıdır. Bunun en önemli nedeni kişinin kendi yaşamını değiştirmeden, bulunduğu çevre ve koşullar içinde madde kullanmamayı öğrenmesidir. Ancak kişi kendisini maddeden uzak tutamıyor, arkadaş çevresinin baskısına karşı koyamıyorsa, bu durumda hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi yararlı olacaktır. Tedavi süresi uzadıkça başarı şansı artar. Tedavide başarıyı artıran faktörlerden en önemlisi kişinin istekli ve kararlı olmasıdır. Bağımlı kendini değiştirmeye çalışırken, ailesi de değişimlere uğramayı kabul etmelidir. Bu noktada ailenin desteği önemlidir. Eğer kişi kendisinin bağımlı olduğunu unutmaz, tedaviye uyum gösterir ve yarıda bırakmazsa başarılı olma şansı yüksektir. 

Bağımlılık yineleyen bir hastalıktır. Genelde madde kullananların birden fazla tedavi girişimleri vardır. Tedavi girişimi sayısı arttıkça, tedavi şansı azalmamaktadır. Bu nedenle, birkaç kez başarısız tedavi girişimi kişiyi ve çevresini karamsarlığa sürüklememelidir

Madde kullanan kişi nasıl anlaşılır?

  • Odasında yalnız vakit geçirmeyi tercih eder.
  • Arkadaş çevresi sürekli değişir.
  • Para harcamasında artış görülür, harcamaları arasında dengesizlik vardır. Çalma davranışı görülebilir.
  • Okula devamlılığı azalır, okul başarısı düşer.
  • Maddeye gereksinimleri yaklaştığında, gözlerinde sulanma, burun akıntısı görülür.
  • Göz bebekleri büyüyebilir veya küçülebilir. Bunu gizlemek için güneş gözlüğü takar.
  • Aşırı terleme görülür.
  • Vücutlarında iğne izleri, morarma, damarları üzerinde iltihaplanmış bölgeler görülür. İğne izlerini saklamak için sıcak havalarda uzun kollu giyinir.
  • Uyuşuk, uykulu, huzursuz görünür.
  • Madde elde etmek amacıyla belirli zamanlarda ortadan kaybolur ve kanunsuz işlere karışabilir.

Madde Kullanan Gençlerle İlgili İpuçları

Saldırgan ya da asi davranışlar gösterirler.
Aykırı davranışları olur, her şeyi reddederler ya da aşırı itaatkardırlar.
Davranış bozuklukları gösterirler.
İçe dönük bir yapıları vardır.
Ani tepkiler verirler, çabuk heyecanlanırlar.

 

Akranlarından çabuk etkilenirler, özgüvenleri azdır.
Gelecek ile ilgili kaygıları vardır.
Kendilerini ispatlama çabası içindedirler.
Cinsel kimlik sorunları ve genetik yatkınlıkları da olabilir.
Sorunlarla baş etme mekanizmaları yetersizdir.

 

Gençleri Madde Bağımlılığından Nasıl Koruyabiliriz?

Gençleri madde kullanımından korumanın ilk basamağı, onları sorumluluk sahibi, özgüvenli, sorunlarıyla baş edebilen ve çözümler getirebilen bağımsız bireyler olarak yetiştirmektir. Bu bağlamda ebeveynlere büyük görevler düşmektedir. Ergenlik döneminin özelliklerini öğrenmek, aşırı koruyucu davranmamak, ilgisiz de olmamak, arkadaş çevresini tanımak, değişiklikleri fark etmek, yargılamadan dinlemek, tehdit etmemek, sabır ve anlayış göstermek ve en önemlisi kendi davranışları ile örnek olmak gerekir.

Unutulmamalıdır ki güvenli kullanılan bir madde yoktur!!