Günümüzde 40 yaşın altındaki sağlıklı kişilerde 3 yıllık aralıklarla önerilen muayene ile kontrolünün, 40 yaşın üzerinde yıllık yapılması önerilmektedir. Ancak bu görüş meme kanserinde genetik etmenler söz konusu ise değişebilir. Meme hastalıklarının tanısının konmasında kendi kendine muayene tanısal sürecin bir aşaması da olsa fizik muayenenin meme konusunda deneyimli bir cerrah tarafından yapılması gereklidir. Çünkü yapılan araştırmalar meme ile ilgili yakınma nedeniyle meme kliniğine başvuran hastaların yaklaşık % 50'sinde hasta tarafından memede herhangi bir anatomik anormalliğin fark edilmediğini ortaya koymaktadır. Doktor muayenesinin ardından en sık kullanılan radyolojik tetkikler şunlardır:

DİJİTAL MAMOGRAFİ
Meme hastalıklarının tanısında mamografi bugün klinik uygulamanın vazgeçilmezi durumundadır. Düşük doz radyasyon kullanılarak yapılan bir tarama yöntemidir. Genel olarak mamografi çekiminin memeyi kanser yönünden risk altına soktuğu yanlış bir kanı olarak yerleşmiştir. Literatürde tarama amaçlı mamografi yüzünden meme kanseri geliştiğine dair bir kanıt bulunmamaktadır. Fizik muayene ve mamografi, ele gelmeyen lezyonların tanısında sağladığı yardımla kanserin daha erken tanısını sağlamakta ve hastaların sağ kalımını olumlu etkilemektedir. Günümüzde, mamografi uygulamaları için tercih edilen yöntem "Dijital
Mamografi"dir. Burada çekilen görüntüler film üzerine değil bilgisayar ekranına aktarılmaktadır. Görüntüler elde edildikten sonra ekranda istenirse seçilen alanlar büyütülerek daha ayrıntılı değerlendirme sağlanabilmekte ve ek film almaya gerek kalmamaktadır. Ekranın penceresi ile oynanarak memenin her noktası ayrı ayrı değerlendirilebilmektedir. Dijital mamografi ile memenin kalınlığı ve yoğunluğuna
göre verilecek dozu ve sıkıştırma şiddetini ayarlayarak gerek hastanın gereksiz radyasyon almasına gerekse fazla sıkıştırmayla ağrı duymasına engel olunur. Ek film alınmaması hastanın aldığı radyasyon dozunu azaltmaktadır. Ayrıca bu yöntemle elde olunan görüntülerin arşivlenerek daha sonraki takiplerde kolaylıkla tekrar kullanılabilmesi mümkün olmaktadır. Filmlerin kaybolması ya da bozulması riskleri ortadan kalkmaktadır.

TOMOSENTEZ
Meme dokusunun çok belirgin olduğu durumlarda dijital mamografi, üst üste gelen dokuları ayırarak problemli alanların gösterilmesinde yetersiz kalabilmektedir. Böyle durumlarda hastaya ek film çekme ihtiyacı doğabilmektedir. Çekilen her ek film hastanın aldığı radyasyon dozunu artıracağı için bu istenmeyen
etkiyi ortadan kaldırmak ve doğru tanıya yardımcı olabilmek için meme radyolojisinde uygulamaya konan son gelişme "Tomosentez"dir. Tomosentez, meme dokusunun 3 boyutlu olarak değerlendirilmesini sağlayan bir dijital mamografi programıdır. Dijital mamografide meme dokusu 2 ayrı pozisyonda alınanfilmlerle 2 boyutlu değerlendirilebilir. Tomosentezde ise belirli açılar arasından düşük radyasyon dozu ile peş peşe alınan görüntüler yeniden düzenlenir ve hastanın çok sayıda görüntüsü olur. Bu şekilde hacimsel ve 3 boyutlu bir değerlendirme yapılır. Farklı açılarla elde edilen çok sayıda görüntü ile normal dokulartarafından örtülen ve görüntülenemeyen kitlelerin görüntülenmesi kolaylaşır. Çalışmalar tomosentez ile özellikle çok yoğun meme yapısında tümörlerin daha kolaylıkla saptanabildiğini ve tümör sınırlarının
daha ayrıntılı olarak değerlendirilebildiğini göstermektedir. Tomosentezde alınan radyasyon dozu miktarının, normal dijital mamografi ile alınan radyasyon dozu ile hemen hemen aynı olduğu bilinmektedir.
Tomosentez içinde çekim yaparken tıpkı normal dijital mamografilerde olduğu gibi meme dokusunun sıkıştırılması gerekmektedir.
Günümüzde memenin sıkıştırılmadan görüntülerin alındığı bir mamografi sistemi yoktur.

ULTRASONOGRAFİ (USG)
Meme içindeki içi sıvı dolu yapılar ve katı lezyonların ayırıcı tanısında yararlı olduğu gibi, özellikle kistlerin tanı-takip ve tedavisinde yol göstericidir. Günümüzde yüksek çözünürlüklü ultrasonografik incelemeler katı lezyonların tedavisinde, iyi huylu kitlelerle kanser ayrımının yapılmasında deneyimli ellerde değerli bilgiler
verebilmektedir. USG'de hastanın radyasyona maruz kalmaması, ağrısız bir tetkik olması, eş zamanlı tanısal girişimlere olanak tanıması (problemli alanın işaretlenmesi, parça alınması, sıvı çekilmesi vb) değerini artırmaktadır.