Hasarlanmış sinir dokusunun kendisini tamir etme kapasitesinin hemen hemen hiç olmadığı ve kaybolan fonksiyonların kısmen de olsa bir daha yerine konamayacağı inancı artık tarihe karışmıştır. Günümüzde nörobilimciler modern teknolojinin de sağladığı olanakların ışığında bize bunun mümkün olabileceğini kanıtladılar. Bunu mümkün kılan ise nöronalrejenerasyon ve nöronalplastisitedir. Nöronalplastisite; beyin dokusunun çevresel etkilere, deneyimlere ve hasarın yol açtığı doku değişikliklerine adaptasyon ve yeniden yapılanma yeteneği; değişim potansiyelidir. Fonksiyonel iyileşmeyi sağlayan nöronalplastisitedir. Rehabilitasyonda amaç; kalan kas kuvvetinin kontrolünü iyileştirmek, fonksiyonu ve yaşam kalitesini arttırmaktır. Etkilenen vücut bölgesini kullanarak yapılan tekrarlayıcı, progresif ve zorlayıcı uygulamalar nöral bağlantılarda plastik değişiklikleri uyararak motor kontrol ve öğrenmeyi desteklemektedir. Fonksiyonel, yapısal anatomik ve nörofizyolojik süreçleri kapsayan bu değişikliklerin tamamı nöroplastisite (yeniden öğrenme) olarak tanımlanır.

Son yıllarda özellikle inme sonrası fonksiyonel iyileşmenin ya da kalıcı hasarın altında yatan nörofizyolojik mekanizmalar üzerinde çalışmalar yoğunlaşmış ve inme sonrası klinik iyileşme ve adaptasyon için beynin sahip olduğu büyük potansiyel çok daha iyi anlaşılmaya başlanmıştır. Sinir hasarlarında iyileşmenin en hızlı olduğu dönem olaydan sonraki ilk 3 ay olup, fonksiyonel iyilesme 6-12 aya kadar devam etmektedir. Ancak iyileşme sürecinin 5 yıla kadar devam ettiğini gösteren çalışmalar mevcuttur.

Mühendislik alanındaki teknolojik gelişmeler ve rehabilitasyona giderek artan talep robotların engeli olan kişilerin günlük yaşam aktivitelerinde ve özellikle yürümelerinde önemli ve etkin bir yer almalarına yol açmaktadır. Rehabilitasyon amacıyla geliştirilen robotlar herhangi bir görevi yerine getirmek için belirlenen hareketleri yaptıran, çok fonksiyonlu, programlanabilen, şekil, büyüklük ve sistemleri bakımından farklılık olan cihazlardır. Bu sistemlerin ortak özellikleri hastanın hareketlerini algılamaları, ona göre cevap vermeleri ve verileri sürekli kayıt etmeleri nedeniyle daha hassas, kapsamlı değerlendirmelerin yapılabilmesinin mümkün olmasıdır. Ayrıca verilen egzersizlerin tekrar sayısının, sıklığının, yoğunluğunun kontrol edilmesi ve fizyoterapistin iş yükünü arttırmadan ihtiyaca göre yükseltilmesinin mümkün olması bir diğer önemli unsurdur.

Robotik yürüme sistemleri hangi hastalarda kullanılabilir?

İnme, omurilik yaralanması ve travmatik beyin hasarı olan hastalar ile multipl skleroz (MS), parkinson gibi nörolojik hastalıklar veya ortopedik hastalıklardan dolayı yürüme yeteneğinin kaybolduğu durumlarda bu yeteneğin tekrar kazanılması veya geliştirilmesi için kullanılan yürüyüş rehabilitasyon sistemidir. Ayrıca diz ve kalça eklem protez operasyonu sonrası rehabilitasyonda kullanımının fayda sağladığı görülmüştür.

Robotik yürüme sistemi nasıl çalışır?

Robotik yürüme sistemi koşu bandı, işletim ünitesi, hasta ekranı, lokobasis (robotik sürücü donanımı), vücut ağırlığı destek sistemi ve rampa bölümlerinden oluşmaktadır. Hasta gövde destekli bir askı sistemi ile ayakta dik duracak şekilde yürüme bandı üzerinde askıya alınır. Cihazın robot parçaları hastanın her iki kalça, diz ve ayak bileği eklemleri seviyesinde belirlenen yerlerde bantlarda monte edilir. Yürümeye hastanın ve cihazın hangi oranda katkı vereceği belirlenerek hastanın vücut ağırlığının belirli bir kısmı desteklenir. Eklemlerin hangi açılarda pozisyonlanacağı ayarlanır ve yürüme başlatılır. Vücut ağırlığı, yürüyüş hızı, süresi ve şekli bilgisayar programıyla kontrol edilir. Sistem yardımı ile hastaların bilgisayar ekranından yürüdüğünü görmesi ve ekranda gösterilen belirli objeleri yakalamak için kalça hareketleri ile yönünü değiştirmeye çalışması hem görsel hafızasını geliştirmekte hem de motivasyonunu artırmaktadır. Robot yardımı ile normal yürüme siklusunda bacakların hareket etmesi bacaklardan sensöryel algı ile beyne gönderilen sinyaller beyinde plastisite denen adaptasyon yeteneğinin gelişmesine yardımcı olur. Bu sayede beyin hasarı ve omurilik felçli hastalarda yürüme restorasyonu yeniden yapılabilmektedir.

Yapılan çalışmalarda robotik yürüme sistemi, bacaklarında bir miktar fonksiyonu olan hastaların yürüme fonksiyonlarında belirgin iyileşme sağlarken, tam kesisi olan ve bacaklarında herhangi bir hareketi olmayan omurilik felçli hastalarda fonksiyonel iyileşme sağlamamakta ancak spastisiteyi azaltmak, metabolizmayı hızlandırmak, dolaşım ve solumun sistemini düzenlemek ve hareketsizlik nedeniyle oluşan hastalıkları engelleme gibi genel olumlu etkileri olmaktadır.Genel olarak hastaların hayat kalitelerinin, mutluluk,motivasyon, umut ve özgüvenlerinin arttığı, stres ve ağrılarının azaldığı bildirilmiştir. Genelde hastaların “kendilerini iyi hissetmeleri” artmaktadır.

Robotik yürüme sistemleri; aşırı kas spastisitesi (kasılma) ve eklem kontraktürleri olan hastalarda, kemikleri ileri derecede kırılganlaşmış kemik erimesi olan hastalarda ve gebelerde kullanıma uygun değildir. Bir hasta için uygunluğuna dair değerlendirme fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimi tarafından yapılmalıdır. 

Sonuç olarak, yürüme engelli bireylerde yaşam süresi beklentisi arttıkça, yaşam kalitesi ve rehabilitasyon tedavi programları giderek önem kazanmaktadır. Teknolojik gelişmeler bu alanda yeni tedavi imkanlarını da beraberinde sunmaktadır. Özellikle ileri teknoloji görüntüleme yöntemlerinin, mevcut robotların çeşitliliğinin ve teknolojik özelliklerinin gelecekte artarak devam edecek olması bu tedavi metodunun özellikle nöroplastisite üzerine etkilerini daha iyi anlamamızı sağlayacaktır. Her hastanın iyileşme süreci farklıdır. Bu nedenle her hastaya ayrı bir takım elbise diker gibi tedavinin kişiselleştirilmesi en önemli hedefimiz olmalıdır. Robotik yürüme eğitiminin doğru ve yeterli şekilde yapılan diğer rehabilitasyon yöntemleriyle birlikte uygulanması yararlı olacaktır. Gelecekte kişiye özel tekrarlanabilir ve standardize edilebilir kombine tedaviler giderek daha önem kazanacaktır.