Toplumda sık karşılaşılan romatolojik hastalıkların en yaygın ortak bulgusu artrittir. Artrit; eklem ağrısının yanı sıra eklemde iltihabı gösteren şişlik, sıcaklık artışı, hareket kısıtlılığı ve bazen de kızarıklığın eşlik ettiği tablodur. Artrite neden olan 150 kadar hastalık söz konusu olup nedeni belirlemek olayı kontrol altına almak için en önemli basamaktır.  Aslında en sık artrit yapan hastalıklar aynı zamanda en yaygın olan romatolojik hastalıklardır.  Romatoid Artrit, spondiloartritler, bağ dokusu hastalıkları, Behçet hastalığı, vaskülitler, gut, ailevi Akdeniz ateşi ve akut eklem romatizması gibi pek çok hastalığı olanlar ilk bulgu olarak artrit yani eklem ağrısı ve şişliği ile doktora başvurmaktadır.  Bu hastalıklar dışında aslında eklem içinde ya da kanda iltihaba yol açmamasına rağmen bir romatolojik hastalık olan osteoartrit (halk arasında yaygın kullanılan tabiri ile kireçlenme) toplumda özellikle yaşlı kesimi ilgilendiren en yaygın romatizmal hastalıktır. Toplumdaki yaygın romatolojik hastalıklara biraz daha yakından bakmak, okuyucuyu bilgilendirmek ve hangi hastanın Romatoloji uzmanına gereksinimi olduğuna ışık tutabilmek için hastalıklarla ilgili genel bir bakış açısı oluşturmaya çalışacağım.

Osteoartrit:

Bu hastalık hastaların tümü ve bazen hekimler tarafından da kireçlenme olarak adlandırılsa da aslında eklem kıkırdağı ve hemen kıkırdak altı kemik dokudaki bozulma ve tamir mekanizmasının işleyiş ve dengesinde bozulma ile karakterize dinamik bir hastalık sürecidir. Hasta eklemde ağrı, o bölgede lokalize hassasiyet, ilgili eklemin hareketlerinde kısıtlanma ve hareket ettirirken ses duyulması gibi şikayetlerle hekime başvurur.  Osteoartrit tek eklemi tutabileceği gibi çok fazla sayıda eklemi de etkileyebilir. Bazı hastalarda hem eklemde hem de kanda çok az düzeyde de olsa iltihap olaya eşlik edebilir. Yaş arttıkça bu hastalığa maruz kalma riski artar, 25-35 yaş arasında risk %0,1 civarı iken 65 yaş üstünde %80’e kadar yükselebilmektedir. Kadınlarda risk 2,6 kat daha fazladır ancak bunun nedeni açık değildir. Şişmanlık osteoartrit için kesin belirlenmiş bir risk faktörü olup değiştirilebilir bir risk olduğu için önemlidir. Hareketsiz yaşam gibi vücudu aşırı zorlayan egzersizler de osteoartriti tetikleyebilmektedir. 

Osteoartrit yakın zamana kadar yaşlılığın getirdiği eklem için kaçınılmaz son olarak görülse de, günümüzde sadece aşınma ve yıpranma teorisi ile basitçe açıklanamayacak biyokimyasal tetikçilerin de sürece katıldığı metabolik olarak aktif, dinamik bir patolojik süreç ile ortaya çıktığı düşünülmektedir. Osteoartrit genelde ellerde, dizlerde, kalçalarda ve omurgada görülse de her eklemde ortaya çıkabilir. Etkilenen eklemde eklem kıkırdağında bozulma ve kıkırdak altı kemikte yeniden biçimlenme mevcuttur. Süreç devam ettikçe kıkırdak dayanıklılığını kaybeder  ve yer yer kıkırdakta kırılmalar meydana gelir. Eklem yüzeyindeki bozulmaya tepki olarak eklem kendini korumak için yeni kemik doku oluşturmaya başlar, ancak yeni kemik oluşumu eklemin yapısında bozulmaya, eklemin hareket kabiliyetinde azalmaya, hareket ettirirken ses çıkmasına (krepitasyon) ve en nihayetinde ağrıya ve yaşam kalitesinde düşmeye yol açar.

Romatoid Artrit:

Halk arasında iltihaplı eklem romatizması olarak bilinen bu hastalık erişkin insanlarda %1 civarında görülür. RA etkilediği eklemlerde hasar oluşturarak sakatlığa yol açabilen ve yanı sıra birçok organ ve sistemi de etkileyebilen otoimmün bir hastalıktır. En sık el bilekleri, elin küçük eklemlerini, ayak bileği ve dirsek eklemlerini tutar.  En sık genç-orta yaştaki kadınları etkiler. Gecenin ikinci yarısında uykudan uyandıran ve sabah tutukluğunun eşlik ettiği ağrı hem romatoid artritte hem de iltihabın eşlik ettiği tüm romatizmal hastalıklarda görülen yaygın bir yakınmadır. Etkilenen eklemlerde ağrı, şişlik, sıcaklık artışı ve hareket kısıtlılığı olur.  Sistemik bir hastalık olduğu için halsizlik, yorgunluk, kilo kaybı ve kansızlık da sıklıkla eşlik eder. Hastalık; haftalar ve aylar içerisinde gelişen, önceleri gelip geçen ama zamanla yerleşen ağrı ve sabah tutukluğu ile kendini gösteren kronik bir durumdur. Zaman zaman alevlenme ve yatışma dönemleri hemen her hastada olur. Tedavi edilmediğinde her alevlenmede kıkırdak altı kemikte hasar oluşur ve geri dönüşsüzdür. Deformiteler (kuğu boynu, düğme iliği deformiteleri ve diğerleri) genelde hastalığın en alevli olduğu ilk iki yılda geliştiği için erken tanı ve etkin tedavi çok önemlidir.

Hastalığı tümü ile düzeltebilecek bir tedavi mevcut değildir. Ancak tedavide amaçlanan hedefleri sağlamaya yönelik pek çok ilaç mevcuttur. Tedavide amaç; eklem hasarını önlemek, ağrıyı azaltmak, sistemik organ tutulumlarını erkenden saptayıp uygun şekilde tedavi etmek ve hastayı sosyal yaşamın içinde tutabilmektir. RA ya da diğer romatolojik hastalıklar nedeni ile tüm dünyada ciddi işgücü kaybı yaşanmaktadır. O nedenle bu hastalıkların etkin tedavisi ülkelerin sağlık politikalarında önemli belirleyici faktörlerdir.

Spondiloartritler:

Spondiloartritler (SPA), klinik, laboratuvar ve radyolojik açılardan benzer özellikler gösteren hastalıkların oluşturduğu bir grup romatizmal hastalıktır. Bu grup romatizmal hastalıkların içerisinde ankilozan spondilit (AS), psöriyatik artrit, reaktif artrit, enteropatik artrit ve henüz tanımlanmamış sınıflandırılmamış artritler yer alır. Ankilozan spondilit spondiloartritler grubu içerisinde en sık görülen hastalık olup aslında hastaların pek çoğu ankiloz geliştirmez yani omurga hareketleri kısıtlanıp karşıya bakışları bozulmaz.

Spondiloartritler en az RA kadar önemli oranda sakatlıklara yol açabilmektedir. Bu hastalık grubunda en önemli problem sinsi seyir, bel fıtığı ile karıştırılma gibi nedenlerle geç tanı konulmasıdır. Spondiloartritlerin belirti ve bulguları kronik, enflamatuvar bel ağrıları, çevresel eklem tutulumları ile karakterize ve iskelet sistemi dışı sistemlerin de etkilendiği kompleks bir tablodur.  Tüm hastalık gruplarında sakroiliyak eklemler ve omurga tutulur.  Enflamatuvar  bel ağrısının iyi ayırt edilmesi hastalığın tanısında en önemli basamaktır.  Spondiloartritlerde sık görülen entezit bağların ve kas kirişlerinin kemiğe yapıştığı kısımlardaki enflamasyondur. Ayrıca gözün ön tabakasında kızarıklık ve/veya bulanık görme ile seyreden üveyit tablosu da spondiloartritlere eşlik edebilir. Deri şikayetleri de bu hastalık grubunda sık tespit edilen bulgulardandır; sedef döküntüleri, eritema nodozum denilen ağrılı,kızarık ve sert deri lezyonları görülebilir.

           

Bağ Doku Hastalıkları:

Bağ doku hastalıkları; Sistemik Lupus Eritematozus (SLE), Sjögren sendromu, sistemik skleroz, ayrımlaşmamış bağ doku hastalığı gibi anti nükleer antikor (ANA) denilen otoantikor ile ilişkili bir grup hastalıktır. Kadınlarda ortalama 5 kat fazla görülür.  Bu hastalık topluluğunda halsizlik, eklem ağrısı, kas ağrısı, ağız ve/veya göz kuruluğu, güneş hassasiyeti ya da soğukta özellikle ellerde renk değişikliği, ağızda aft gibi ortak şikayetlere sık rastlanır.  Gene spesifik olarak tek bir hastalığa işaret etmeyen eklem şişliği, yüzde kelebek tarzı deri döküntüsü, saç dökülmesine bağlı yer yer kel alanlar (alopesi), ciltte sertleşme, kas güçsüzlüğü gibi bulgular da saptanabilir. Hastalıklara tek tek bakarsak örneğin SLE de artrit, deri bulguları, alopesi, kalp zarı ve akciğer zarında iltihap ve sıvı toplanması (perikardit, plörit), böbrek tutulumu ile protein kaçağından böbrek yetmezliğine kadar giden bulgular, kemik iliği tutulumu ile kansızlık, beyaz küre ve /veya trombositlerde azalma saptanabilir. 

Sjögren sendromu daha çok genç-orta yaş kadınları etkileyen genel vücut ağrısı, eklem ağrısı ve en çok ta ağız ve göz kuruluğu şikayetleri ile kendini gösteren bir hastalıktır.  Genelde organ tutulumu gelişmemekle beraber nadiren de olsa ciddi akciğer yada beyin tutulumu gibi ağır tablolara da yol açabilmektedir.

Gut:

Orta yaş üstü erkeklerde en sık ayak başparmağında ataklar halinde olan şişlik, kızarıklık ve ağrı ile karakterize bir hastalık olup ürik asit kristallerinin eklem sıvısına geçerek eklem içinde iltihabı tetiklemesi ile oluşur. Kolşisin ve/veya steroid olmayan iltihap gidericilere iyi yanıt alınır. Akut atak sırasında ürik asit düşürücü tedaviye ara verilir çünkü bu grup ilaçlar depolandığı yerlerden ürik asidin kana salınmasını hızlandırarak atağı kötüleştirebilir. Gut hastalığı bazı ilaçlar, ameliyatlar ve hatalı beslenme tarzı ile tetiklenebilir.  Tedavisinde ilaçlar kadar beslenme tarzı değişikliği de önemlidir. Kolşisin hem atağı geçirmede hem de yeni ataklar oluşmasını engellemede etkilidir.