Yirminci yüzyıl ile birlikte gelişen en önemli kavram; “toplumların yaşlanması”dır.

Yaşlanma, organizmada, molekül, hücre, doku, organ ve sistemler düzeyinde zamanın ilerlemesi ile ortaya çıkan, geriye dönüşü olmayan, yapısal ve işlevsel değişikliklerin tümüdür. 
Yaslılık; kronolojik, biyolojik, fizyolojik (fonksiyonel), psikolojik ve sosyal olmak üzere farklı şekillerde tanımlanabilir.
Kronolojik Yaşlılık: Geçen zamana göre bir yıllık birimler esas alınarak yapılan yaslılık tanımını belirtir.
Biyolojik Yaşlılık: Yaslanmaya bağlı olarak insan vücudunun yapı ve fonksiyonlarında meydana gelen değişikliklerdir 
Fizyolojik (fonksiyonel) Yaşlılık: Çevreye adaptasyon (uyum) sağlama
yeteneğinin yani iş gücünün, çalışma kapasitesinin, kas kütlesinin, kalp debisinin ve aerobik kapasitenin düşmesi olarak tanımlanmaktadır. Fizyolojik yaslanma yapısal ve fonksiyonel değişimleri içermektedir. Bu değişimler arasında aerobik kapasitenin düşmesi, hafıza kayıpları, vücut postürünün değişmesi, derinin elastikiyetini kaybetmesi, kırışıklıkların oluşması bulunmaktadır. Ayrıca beyin, kalp ve diğer kas dokularında yasla beraber yerine konulamayan hücre kayıpları da oluşmaktadır 
Psikolojik Yaşlılık: Kişilerin duygularında, algılamalarında ve davranışlarında oluşan degisimlerdir 
Sosyal Yaşlılık: Kültürel duruma ve sosyal özelliklere göre toplumdan topluma değişen yaşlılık tanımıdır

Genel olarak yaslanma süreci 5 aşamada incelenmektedir:
1. Moleküler yaşlanma: Kollajen makromoleküllerinin birikimi ile oluşan
intra-intermoleküler köprülerin, tendon, deri ve kan damarlarının elastikiyetinde
azalmaya yol açması ile olmaktadır.
2. Hücresel yaşlanma: Mutasyona uğramış hücrelerde artış olarak kabul
edilmektedir.
3. Doku ve organ yaşlanması: Birçok organda, yapısal ve işlevsel
değişikliklerin ortaya çıkmasıdır. Hücre işlevlerinde ilerleyen bir azalma, stres
durumlarında devreye giren yedek kapasitenin azalması, sinirsel işlevlerde azalma ve
duyusal değerlendirme yetisinde azalma olmaktadır.
4. Bireysel yaşlanma: Kişinin çevreye uyum yeteneğinin azalması ile birlikte,
giderek ölümle sonuçlanacak şekilde canlılık fonksiyonlarının bozulmasıdır.
5. Toplumsal yaşlanma: Bir toplumdaki 64 yas ve üzeri nüfusun tüm nüfusa
oranını gösteren bir özelliktir.

Yaşlılık alanında geliştirilen politikalar yalnızca maddi yardım çerçevesinde sınırlandırılmayıp, toplum genelinde konunun bütün boyutlarıyla değerlendirilmesine olanak sağlayacak bir farkındalığın geliştirilmesi gerekmektedir .
Ülkemizdeki kültürel yapı nedeniyle, yaşlıların yakınlarının yanında barınması yaygın olmakla birlikte, aile tipinin giderek çekirdek aile tipine kayması, gelecekte bu konuda sorunun boyutlarının artacağını düşündürmektedir.
Yakınların yanında zorunluluk sonucu kalan yaşlıların yaşam kalitesi düzeyi de tartışılabilir. Genel olarak Türkiye’de yaşayan yaşlı bireylerin gerek algılanan sağlık gerekse yaşam kalitesi açısından batılı ülkelerdeki yaşlılardan belirgin şekilde daha dezavantajlı durumda oldukları anlaşılmaktadır.

Yaşam süresinin uzaması sadece mortalite ve morbidite yönünden değil, bireylerin yaşam kalitesi açısından da önemli sorunları birlikte getirmektedir. İleri yaşlarda yaşamı tehdit eden hastalıklar; kanser, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, anemi, KOAH, DM, demans iken,yaşamsal önemi yanında yeti kaybına neden olanlar; kognitif bozukluklar, inme, diyabet, KOAH, koroner arter hastalığı, hipertansiyon ve osteoporoz, sadece yeti kaybına neden olanlar ise; Parkinson hastalığı, görme sorunları ve artritler olarak sıralanmaktadır. Bu yaş grubunda bildirimi yapılmamış hastalık sayısı ve oranı çok yüksektir. 65 yaş ve üzerindekilerin %90’ ında bir, % 15’inde ise dört veya daha fazla kronik hastalık bir aradadır.

GERİATRİK SENDROMLAR
Ağrı
Yaşam süresinin uzaması sadece mortalite ve morbidite yönünden değil, yaşayan kişilerin yaşam kalitesi açısından da önemli sorunları birlikte getirmektedir. Yapılan epidemiyolojik çalışmalar yaşlı nüfusun %25-70’sinin kronik ağrı ile başa çıkmaya çalıştığını göstermektedir .

Osteoporoz ve Kalça Kırığı
Kemik kaybı 30 yaşlarında başlar, 80 yaşında pik kemik kitlesinin %30’u kaybedilmiştir. Yaşla birlikte vertebral kırık insidansı progresif olarak artmaktadır.

Düşmeler
Yaşlılardaki pek çok fizyolojik kayıp düşmeye neden olabilmektedir. Yaş (özellikle 80 yaş üstü), kadın olmak,yalnız yaşamak, sağlık problemleri, depresyon, uyku sorunları, inkontinans, baş dönmesi, hatırlama problemi, 3 veya daha fazla medikal problemi olması, kötü fiziksel fonksiyon ve mobilite sorunu düşme için belirleyici risk
faktörleri olarak tanımlanmıştır.

Kırılganlık 
Kırılgan yaşlı sendromu, geriatrik sendromlardan biri olup, oluşan strese artmış hassasiyet olarak tanımlanmakta ve birbiri ile ilişkili pek çok sistemde bozulma ile seyretmektedir. 65 yaş üstü kişilerin %7’sinde,80 yaş üstü kişilerin %30’unda bu sendroma rastlanmaktadır .Beslenme yetersizliği, bağımlılık, uzamış yatak istirahati, basınç yarası, yürüme bozukluğu, genel güçsüzlük, çok ileri yaş, kilo kaybı, anoreksi, düşme korkusu, demans, kalça kırığı, deliryum, konfüzyon, ev dışına az çıkma ve çoklu ilaç kullanımı kırılgan yaşlının özellikleri olarak tanımlanmıştır.

İnkontinans (idrar kaçırma) 
İdrar inkontinansı ileri yaş grubunda oldukça sık rastlanan ancak diğer geriatrik sendromlara göre, göz ardı edilen bir klinik tablodur. Kadınlarda %15-34, erkeklerde %7-15 sıklığında görüldüğü bildirilmektedir 
İnkontinans, klinik, psikolojik ve sosyal yönden kişinin yaşamı önemli derecede etkileyen bir tablodur. Anksiyete, depresyon, bağımlılık ve sosyal izolasyon riski oluşturmaktadır.

Uyku Bozuklukları
İleri yaşta yaygın olarak uyku-uyanıklık döngüsünde bozulma göze çarpmaktadır. %50’den fazla yaşlı uykuya başlama ve devam ettirme sorunu yaşamaktadır. Dinlenmemiş uyanma, erken kalkma, uykuya dalmada güçlük, gündüz uyuklama, gece sık uyanma en sık ortaya konan şikayetlerdir.

Deliryum (Bilinç Kaybı)
Deliryum ileri yaş grubunda, fonksiyonel bozulma, bağımsızlık kaybı, kuruma yerleşme ve ölüm gibi olaylar zincirinin başlatıcı veya anahtar parçası olduğu düşünülmektedir.
Risk faktörleri olarak; demans veya kognitif bozukluk, ileri yaş, deliryum veya nörolojik hastalık öyküsü,ek hastalıkların çokluğu, erkek cinsiyet, kronik renal veya hepatik hastalık, duysal bozukluk, immobilizasyon,ilaçlar, akut nörolojik hastalık, cerrahi, çevre,ağrı, emosyonel distres, uyku yoksunluğu, metabolik bozukluk sayılabilir.

Malnütrisyon (Yetersiz Beslenme)
Yaşlı hastalarda karşılaşılan genel bir problemdir. Diş sorunları,
gastrointestinal sistem bozuklukları, kardiyovasküler bozukluklar, kanser, endokrin problemleri, nörolojik fonksiyonlarda değişiklik, hareket kısıtlılığı, uykusuzluk ve depresyon başta olmak üzere psikolojik sorunlar sonucu kişinin beslenme durumu değişiklik gösterir ve bazen bu değişiklikler sorun yaratacak boyutlara gelir.

İlaç Kullanımı
Yaşla ilişkili değişiklikler ve ek hastalıklar ilaçların yan etkilerinde belirgin artışa neden olmaktadır.

İhmal Sendromu ve Suistimal
İhmal sendromu, ileri yaş kişilerde sağlık ve temizliğe dikkat etmeme, hareketsizlik, yeteneksiz veya isteksizlikten ileri gelen sorunlar gibi karmaşık davranış spektrumu ile kendini gösteren bir tablodur.1/5 yaşlıda ihmal karşımıza çıkmaktadır .Demans, depresyon, obsesif bozukluk, alkolizm gibi psikiyatrik ve medikal problemler neden olan veya katkıda bulunan faktörler olarak düşünülmektedir.
Geriatrik hastanın değerlendirmesi; yaşlılardaki çoklu problemleri kapsayan tanımlayıcı, açıklayıcı ve çözüm üretici bir tarz içinde yapılmalı, sağlıklı yaşlanma hedefine ulaşmak için, ileri yaş grubunda karşılaşılan sorunların fiziksel, psikolojik ve sosyal yönden ele alınması ve bu sorunlara karşı duyarlılığın arttırılması önem taşımaktadır.

Yaşlı Hastaya Yaklaşımda Temel İlkeler
Geriatrik hastalar söz konusu olduğunda göz önüne alınması gereken temel ilkeler :
1. Yaşlılarda hastalıkların prezantasyonu değişkendir. Semptomlar hastalığın bulunduğu organ sisteminin semptomları olmayabilir.
2. Yataktan çıkmama, yememe gibi sadece non spesifik yakınmalar olabilir.
3. Yaşlılarda kayıt dışı hastalıklar sıktır;hasta,işitme kaybı,idrar kaçırma, kabızlık, gece olan bacak ağrıları, bilinç bulanıklığı veya diğer bazı yakınmalarını yaşlılığın doğal seyri kabul ederek öykü sırasında bildirmeyebilir.
4. Yaşlı hastalarda birçok patolojik durum aynı anda var olabilir ve bunlara yönelik birçok ilaç da kullanılıyor veya değişik tedaviler uygulanıyor olabilir.
5. Yaşlılarda çoklu ilaç kullanımı oranı yüksektir. Öykü alınırken yaşlı hasta tarafından kullanılan ilaçların tümünün hekimi tarafından görülmesi ve bilinmesi önemlidir. Reçetesiz ilaç kullanım oranı yüksektir ve ayrıca genellikle hastanın aldığı ilaç türü/ dozu ile ona reçete edilen ilaç türü/dozu arasında farklar vardır.

Yaşlılarda aşağıdaki belirtiler önemsenmeli ve dikkatle değerlendirilmelidir;
• nefes darlığı
• inatçı öksürük
• kontrol dışı kilo kaybı
• uzun süren ses kısıklığı
• şişlik veya kitle ele gelmesi
• göğüs kemiği üzerinde ağrı
• sık sık idrara gitme ve çok su içme
• beklenmeyen ve anormal kanamalar
• uzun süren yara, ben veya siğilde hızlı büyüme

İnsanın kendine fiziksel, duygusal, sosyal, ruhsal ve ekonomik açıdan daha iyi
bakabilmeye çalışması, emeklilik döneminde yaşamını yeniden düzene sokması, bu aşamada önüne çıkan olanakları değerlendirmesi ve yaşamının son dekatlarını heyecanlı bir hale getirmesi; yaşamına yıllar katarken yıllara da yaşam katması temel hareket noktaları olmalıdır.