Karaciğer iç organlarımız arasında en büyüğüdür. Yetişkin insanlarda ağırlığı 1.5-2 kilogramdır. Vücudumuzda bir kimyasal fabrika gibi çalışan karaciğerin görevleri hayati öneme sahiptir. Kandan ilaç, kimyasal madde ve alkolün temizlenmesi, fazla şekerin nişasta olarak depolanması, safra salgılayarak yağların sindirilmesi ve vücut atıklarının atılması, protein ve kolesterol sentezi, kanın pıhtılaşması ve enfeksiyona karşı bağışıklığın sağlanması bunlardan sadece birkaçıdır. Karaciğer siroz bu görevlerin aksamasına veya kaybına neden olur. Ayrıca belirgin ölçüde işgücü ve ekonomik kayıp oluşturması nedeniyle de önemli bir sağlık problemi ve dünyada ölüm sebepleri arasında 10. sırada yer alır.

Karaciğer Sirozu Nedir

Siroz ileri evre kronik karaciğer hastalığıdır. Değişik hastalıklara ve nedenlere bağlı olarak karaciğerde farklı seviyelerde hasar meydana gelir. Bu nedenlere ve hastalıklara bağlı olarak karaciğerde yapısal değişikliklerin gelişmesi ile siroz süreci başlar. Bunların devamlılığı sonucu hastalık ilerleyerek fonksiyonel karaciğer hücre sayısı azalır ve karaciğer sertleşerek küçülür. İçinden geçmesi gereken kana karşı direnç artar. Kan buradan akamayınca, kanın geldiği bölgelerde (bağırsaklar, dalak) damar içi basınç artar. Artmış basınç nedeniyle karaciğere ulaşamayan kan, karaciğere ulaşmak için başka yollar arar ve yeni damar yolları oluşturur. Sonuçta karaciğer fonksiyonları giderek bozulur ve karaciğer yetersizliği bulguları ortaya çıkar. Karaciğer sirozunda, nedene bağlı olarak bazı özgü özellikler bulunmasına rağmen çoğu temel özellikler benzerdir. Karaciğerde tam bir yapısal düzensizlik bulunur. Normal karaciğerde bulunan düzenli karaciğer lobcukları siroz ilerledikçe azalırlar. Temel görevi karaciğerin destek sistemini oluşturmak olan bağ doku bölmeleri (septum) tam bir düzensizlik içinde artar. Karaciğer damarları daha da düzensizdir. Her yerde eşmerkezli olarak yerleşen hücre kümeleri bulunur. Bunlar sağlıklı lobculara benzemekle birlikte merkezlerinde bir toplardamar bulunmaz ve dağılımları düzensizdir. Yumru biçimindeki bu oluşumlara yalancı lobcuk denilir. Gerek bağ doku ve gerekse yalancı lobcuk oluşumu, yıkıma uğrayan karaciğer hücrelerinin yerine yeni hücre üretme ve çoğalma yoluyla giriştiği onarım çabasını temsil eder. Ancak yeni hücre üretimi aşırı miktardadır ve dağılımı düzensizdir.

Siroz Neden Olur

Tüm dünyada karaciğer sirozun en sık görülen nedenleri genellikle kronik alkol kullanımı ve kronik viral hepatitlerdir. Ancak bu nedenlerin sıklığı ülkeler arasında farklılıklar gösterir. Batı ülkelerinde en sık neden aşırı alkol kullanımıdır. Ülkemizde ise sirozun en sık nedeni viral hepatitlerdir (kronik hepatit B ve kronik hepatit C enfeksiyonu). Bazı hastalarda alkol ve viral hepatit birlikte bulunabilir. Karaciğer sirozun daha seyrek nedenleri ise alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması, otoimmün hepatit (vücudun bağışıklık sistemi karaciğere saldırdığı zaman oluşan karaciğer iltihaplanması) ve safra yollarının iltihabi veya tıkayıcı (primer sklerozan kolanjit, pirimer biliyer siroz) hastalıklarıdır. Karaciğer sirozun diğer nadir nedenleri ise karaciğerde demirin (hemokromatoz) ve bakırın birikmesi (Wilson hastalığı) gibi kalıtsal hastalıklar, kronik kalp yetmezliği, bazı ilaç ve toksinlere uzun süre maruz kalınmasıdır. Yapılan tüm tetkiklere rağmen karaciğer sirozunun %10-15’inde neden bulunmaz. Bu duruma nedeni bilinmeyen siroz (kriptojenik siroz) denilir.

Siroz Hastalığının Belirtileri Nedir?

Karaciğer sirozun erken evrelerinde genellikle çok az belirti görülür. Erken dönemde en sık görülen belirtiler; iştahsızlık, kilo kaybı, çabuk yorulma, bulantı, kabızlık, aşırı gaz, midede ağırlık duygusu ve ayaklarda hafif şişliktir. Hastalık ilerledikçe bu belirtiler şiddetlenir. Sarılık, kaşıntı, adet düzensizliği, karın boşluğunda sıvı birikmesi, kuvvet kaybı, cinsel istek kaybı, iktidarsızlık, erkeklerde memelerde ağrı ve büyüme gibi belirtiler de ortaya çıkar. Normal karaciğer hücreleri yerini bağ dokusuna bırakmaları sonucu karaciğer fonksiyonlarında kaybolma ile yukarıdaki belirtiler gelişir. Karaciğerde yeterli protein üretilemediği için bacaklarda ve karın boşluğunda su birikir. Karaciğerde kanın pıhtılaşması için gerekli proteinlerin yapılamaması ve büyüyen dalak nedeniyle kan pulcuklarının sayıları azalır. Bu durumda ciltte morarmalar, burun ve diş eti kanamaları görülür. Kandaki bazı zehirli maddelerin temizlenememesi, beyini etkiliyerek davranış değişiklikleri, sinirlilik hali, uyku bozuklukları, unutkanlık, konuşma güçlüğüne neden olur. Bu tür değişiklikler hastalığın ileri dönemlerinde hastayı komaya sokacak ölçüde şiddetli olabilir. Kullanılan ilaçlar çoğunlukla karaciğerde metabolize edildiklerinden artar. Normalde mide, bağırsak ve dalağın toplardamarları ile gelen kan kalın bir toplardamar aracılığı ile karaciğere boşalır. Daha sonra karaciğerden gelişen bir dizi metabolik süreç sonrası karaciğer toplardamarı ile sistemik dolaşıma geçer. Karaciğer sirozunda karaciğer içindeki damarlarda kan akımı güçleştiğinden dolayı karaciğere kan taşıyan bu damarın içinde basınç artar. Bu durum ‘portal hipertansiyon’ olarak adlandırılır. Artmış basınç nedeniyle karaciğere rahatça ulaşamayan kan, başka yollar arar ve yeni damar yolları oluşturur. Yeni açılan bu toplardamarlar özellikle yemek borusunda ve midenin üst kısımında (özefagus ve mide varisleri) ortaya çıkar. Yeni oluşan bu toplardamarlar ince ve yüzeyel olduklarından çok şiddetli ve ölümcül olabilecek kanamalara yol açabilirler.

Siroz Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir

Hastanın şikayetleri öğrenildikten sonra geçmişiyle ilgili bilgi almak için ayrıntılı öykü alınır. Alkol kullanıp kullanmadığı, viral hepatit hastalığı geçirip geçirmediği ve diğer karaciğer siroz nedenlerinin olup olmadığı öğrenilir. Viral hepatitlerin bulaşma ihtimali gözönüne alınarak ailesinde ya da birlikte olduğu kişilerde viral hepatit olup olmadığını öğrenilir. Ayrıca karaciğer siroza neden olabilecek kalıtsal hastalılarının yakın akrabalarında olup olmadığı sorgulanır. Daha sonra elle yapılan muayeneyle karaciğerin nasıl olduğuna bakılır. Siroz hastalarının karaciğeri serttir. Kenarları ise çok belirgindir. Sirozluların çoğunun dalağı büyüktür. Doktor hastanın görünümünü de inceler. Hasta sararmış, yanaklar ve eller kırmızılaşmış olabilir. Bacaklarda zayıflık saptanabilir. Karında su topladığında elle muayene yapılarak saptanabilir. Kan ve idrar tahlili yanında ultrasonografi, endoskopi veya bilgisayarlı tomografi gibi bazı görüntüleme yöntemleri kullanılır. Bazen kesin teşhis için karaciğer biyopsisi gerekebilir.

Karaciğer sirozunda oluşan yapısal değişikliklerin geri çevrilmesi mümkün değildir. Ancak, karaciğer sirozuna yol açan neden alkol kullanımı ise alkolün kesilmesi, viral hepatitler ise antiviral ilaç başlanması veya otoimmün hepatit ise bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçların kullanılması ile sirozun ilerlemesi durdurulabilinir.

Siroz Hastalığının Tedavisi

Karaciğer sirozunda oluşan yapısal değişikliklerin geri çevirmesi mümkün değildir. Ancak, değişik tedaviler ile sirozun ilerlemesinin durdurulması veya geciktirilmesi mümkün olabilir. Hastalığın derecelendirilmesi ve uygun tedavinin belirlenmesi için, bir karaciğer uzmanı tarafından hastanın ayrıntılı değerlendirilmesi gerekir.  Tedavinin amacı, karaciğerdeki skar dokusunun ilerlemesini yavaşlatmak veya hastalığın komplikasyonlarının tedavi edilmesi veya önlenmesidir. Bu nedenle siroz tedavisi, hastalığın nedenine ve komplikasyonların varlığına bağlıdır. Esas olan siroz ile sonuçlanabilecek nedenler (kronik alkol kullanımı, viral hepatitler, kalıtsal bazı hastalıklar ve diğerleri) erken tespit edilerek mücadale edilmelidir. Örneğin karaciğer sirozuna yol açan neden alkol kullanımı ise alkolün kesilmesi, viral hepatitler ise antiviral ilaç başlanması veya otoimmün hepatit ise bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçların kullanılması ile sirozun ilerlemesi durdurulabilinir. Sirozun nedeni her ne olursa olsun hasta karaciğeri daha fazla bozacak alışkanlıklardan ve ilaçlardan uzak durmalıdır. Tüm sirozlu hastalar alkol kullanımından uzak durmalıdırlar. Ayrıca sirozlu hastalar normal insanlara göre artmış enfeksiyon riski taşıdıklarından aşılanma ve genel temizlik kurallarına daha çok dikkat etmelidirler. Karında ve bacaklarda su biriken hastalarda ilk olarak tuz ve su kullanımları kısıtlamalıdır. Bu kısıtlamalara istenen cevap alınmadığı zaman vücutta fazla suyun böbreklerden atılmasını sağlayan ilaçlar kullanmalıdır. Karında su birikimi olan hastalarda bu suyun iltihaplanması nedeniyle ateş, karın ağrısı, bulantı ve kusma (spontan bakteriyel peritonit) görülebilir ve uygun antibiyotiklerle tedavi edilir. Yemek borusu ve/veya midede oluşan damarlar  (varisler) hayatı risk oluşturacak düzeyde şiddetli kanamalara yol açabilirler. Bu nedenle karaciğer siroz hastalarına belli aralıklarla endoskopi yapmalıdır. Yemek borusu ve/veya midede belirgin ve kanama tehlikesi olan varisler saptandığında endoskopik olarak tedavi edilmelidir. Varislerde kanama olduğunda da yine endoskopik yöntemler ile tedavi edilmelidir. Karaciğer sirozun ileri evrelerinde karaciğer vücuttaki toksinleri uzaklaştıramaz. Bu nedenle oluşan bilinç bozukluğu hastayı komaya sokabilecek derecede şiddetli (hepatik koma) olabilir. Hepatik koma durumunda hasta hastaneye yatırılarak takip ve tedavi edilmelidir. Bu gibi komplikasyon gelişen ileri evre karaciğer siroz hastalarına karaciğer nakli gerekebilir. Dolayısıyla, bu hastalar karaciğer nakli yapılan ileri merkezlere yönlendirilmelidir.

Siroz Hastaları Nelere Dikkat Etmeli ?

Düzenli Doktor Kontrolü
Hastalığın derecelendirilmesi ve uygun tedavinin belirlenmesi için, bir karaciğer uzmanıyla birlikte ayrıntılı değerlendirme yapılması gerekir. Erken sirozda her 1-3 ayda bir iken ilerlemiş sirozda ise her 1-4 haftada bir düzenli karaciğer fonksiyon testleri ve izlem yapılmalıdır. Kontrollerin hangi sıklıkla yapılacağı, hastalık belirtilerine ve hastalığın şiddetine bağlı olarak takip eden doktor tarafından belirlenir.

Sağlıklı Beslenme

Kronik karaciğer hastalığında, optimum karaciğer fonksiyonları için sağlıklı beslenme çok önemlidir. Yaygın inancın aksine, şiddetli sarılık varlığı dışında, karaciğer hastalığının çok ileri evrelerine kadar hastaların sindirim sistemi normal çalışabilmektedir. Dolayısıyla, karaciğer hastalığının tüm tiplerinde, yağlı gıda ve proteinlerden tamamen kaçınma gerekliliği pek doğru değildir. Halk arasındaki bu yanlış bilgilenme, bir çok karaciğer hastasının gıdasız kalmasına, kilo kaybetmesine ve sağlığın daha hızlı bozulmasına neden olabilmektedir. Alkole bağlı sirozda, alkol kullanımından kaçınılmalı ve hepatit C başta olmak üzere tüm diğer siroz tiplerinde ise alkol kısıtlanmalıdır.

Egzersiz

Özellikle virüse bağlı sirozda, aşırı fiziksel aktiviteden kaçınılmalıdır. Ancak bu sürekli ve zorunlu yatak istirahatı anlamına gelmemektedir. Makul düzeyde hareket ve aktivitenin sürdürülmesi önerilir. Sirozun ileri evrelerinde, yetersiz kan pıhtılaşması ve kanama eğilimine bağlı olarak, temas sporlarından kaçınılmalıdır.

İlaç Kullanımı

Karaciğer yetersiz olduğundan rastgele kullanılan ilaçlar karaciğere ve tüm vücuda zarar verebilir. Bu nedenle doktora danışmadan herhangi bir ilaç, vitamin, takviye ürün kullanımından kaçınılmalıdır.