Yaz aylarının başlaması ile bir yaşanan sağlık sorunlarında da farklılaşmalar olmaktadır. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Kalp debisinde düşme, doku ve organlarda oksijenlenmede azalma, kalp atım sayısı ve kan basıncındaki artış nedeniyle yaz aylarında özellikle yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve koroner kalp hastalıklarında artış gözlenmektedir.

  1. Hipertansiyon yıllar boyu hiç belirti vermeden seyredebilir.
  2. Yüksek miktarda sodyum alımı ve vücut yağı ile ilişkilidir.
  3. Sağlıklı bir beslenme programı ile hipertansiyon kontrol altına alınabilinir.
  4. Yeterli ve sağlıklı potasyum, magnezyum ve kalsiyum alımın hipertansiyondan koruyucu etkisi vardır.
  5. Hipertansiyonu önlemek ve kontrol edebilmek için DASH diyeti (hipertansiyonu önlemek için diyet yaklaşımları) önerilmektedir.

Yaz aylarında, kış aylarına göre tansiyon hava sıcaklığına bağlı olarak daha düşük seyredebilir. Kişilerin tansiyonlarının düşük olduğunu düşünerek, kendi başlarına ilaç dozlarında değişiklik yapması hatalıdır. İlaçlar ilgili her tür değişiklik doktor tarafından yapılmalıdır.

Beslenme açısından dikkat edilmesi gereken bazı ayrıntılar vardır. Yeterli ve dengeli beslenmek her dönem ve her yaş grubu için önemlidir. Ağırlık artışı tansiyonunda artmasına neden olur. Bu nedenle ağırlık artışı engellenmesi gereklidir.

Hipertansiyon hastaları mutlaka sodyumu kısıtlamalıdır. Sodyum ağırlıklı olarak tuzda bulunmaktadır. Tuz, NaCl’den  (sodyum klorür) oluşmaktadır. Özellikle son araştırmalar günlük ihtiyacımızın yaklaşık 3-4 katı kadar tuz tükettiğimizi göstermiştir. Peki, acaba biz bu tuzu nerede, nasıl tüketmekteyiz? Hazır gıdalar, konserveler, şarküteri ürünleri, krakerler, peynir, zeytin, konserveler, bazı dondurulmuş gıdalar, tütsülenmiş ve salamura yapılmış gıdalar, tuzlama balıklar, hazır çorbalar, hazır salata sosları, soya sosu oldukça yoğun tuz içeren yiyeceklerdendir. Yemek pişirirken, yemek yerken eklenen tuz miktarlarına dikkat edilmelidir. Yemeklere hiç tuz eklemeden bile, sadece besinlerin içerdiği sodyum miktarı günlük ihtiyacımız olan sodyumu karşılamaktadır. Sodyum yetersizliği az görülmekle birlikte, uzamış diyare, kusma ve terleme ile sodyum kaybı olmaktadır. Bu durumlarda kişilere göre değişmekle birlikte bir miktar tuz tüketilmesi tavsiye edilebilir. Tuz tüketimini azaltmak için, mümkün oluyorsa tuz ilave edilmemiş yiyecekleri tercih edilmelidir. Dışarıdan hazır ve hızlı yemek tüketiyorsanız meşrubat yerine ayran, patates kızartması yerine salata tercih edilmesi daha sağlıklı olacaktır. Patates kızartmasını değiştirme şansınız yoksa, tuz atılmamasını talep edilebilinir. Taze sebze ve meyve tercih edin, konserve ve dondurulmuş gıdalar da tuz ilave edilmemişleri almak, salamura, zeytin tuzlu peynir, tuzlamalardan uzak durmak gerekmektedir.

Potasyum, sodyum ile birlikte vücutta sıvı dengesinin korunmasını sağlamaktadır. Potasyum alımın sodyum alımına göre daha yüksek olması tansiyonun normal sınırlarda olması için önemlidir. Farklı bir rahatsızlık söz konusu değilse, alınması gereken potasyum miktarı sebze ve meyve tüketimi ile karşılanmaktadır. Yeşil yapraklı sebzeler, kök sebzeler ve meyveler her gün tüketilebilinir. Sebze, meyve günlük 4-5 porsiyon kadar tüketilmelidir. Bunun 2 porsiyon kadarı sebze, 3 porsiyon kadarı da meyve olabilir.

Süt ve yoğurt kalsiyum için önemli kaynaklardandır. Süt, yoğurt ve ayran tüketimi günde 2-3 bardak kadar olmalıdır. Bu sayede vücudumuz için gerekli kalsiyumun bir kısmını almış oluruz. Ayrıca kalsiyumun tansiyonu düşürücü etkisi de söz konusudur. Yapılan bir çalışmada kalsiyum tüketiminin yetersizliğinin, hipertansiyon riskini artırdığı bulunmuştur. Kalsiyumun en iyi kaynakları olarak da, süt, yoğurt, çökelek, beyaz peynir söylenebilir. Ayrıca yeşil sebzelerin, kuru baklagillerin, kuru meyvelerin kalsiyum içerikleri yüksektir. Bu besinlerdeki kalsiyumun emilimi içerdikleri farklı besin öğeleri nedeniyle süt ve türevlerinden daha düşüktür.

Yağ tüketimi önemli konulardan bir tanesidir. Vücudumuzun belli miktarda yağa ihtiyacı vardır. Yağ çeşitliğinin sağlanması ile beslenmemizde gerekli olan yağ asitlerini almış oluruz. Özellikle yaz aylarında daha sık yenen sebze kızartmalarından kaçınmak, sebze, pilav gibi yemekleri kavurmadan pişirmek gerekmektedir. Böylece alınan yağ miktarını azaltmak söz konusudur. Hayvansal yağlardan iç yağ, kuyruk yağı gibi uzak durmak gerekmektedir. Dışarıda yenen kebap türü yemeklerde zaman zaman bu yağ türleri de kullanılmaktadır. Bu nedenle ev dışından yemek yendiğinde tuzlu yemeklerin haricinde, az yağlı yemeklerin seçimi de önem kazanmaktadır.

Et grubundaki yiyeceklerden özellikle şarküteri ürünlerinde tuz fazla miktarda bulunmaktadır. Ayrıca bu besinler oldukça yağlıdır. Bu nedenle bu yiyeceklerin tüketiminden kaçınılması gereklidir. Yağlı etlerin tüketimi kısıtlanmalı, kırmızı etlerdeki görünür yağlar temizlenmelidir. Tavuk tüketirken, derisinden uzak durulmalıdır. Balık kızartma yapılmamalıdır.

Terleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için yeterli sıvı alımı önemlidir. Ayrıca, yaşamın her döneminde yeterli sıvı alımı vücutta oluşan toksinlerin (zararlı öğeler) atılması, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışmasında, metabolizma dengesinin sağlanmasında ve vücutta pek çok biyokimyasal reaksiyonun gerçekleşmesinde son derece önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle, her gün en az 2-2.5 litre (12-14 su bardağı) su içilmeli, sıvı alımının karşılanmasında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine süt, ayran ve taze meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir.  Hipertansiyon hastalığına eşlik eden farklı rahatsızlıklar söz konusu ise bu hastalığın gereğine göre alınması gereken sıvı miktarı farklılaşabilir. Hemodiyalize giren hastaların sıvı gereksinimleri, kişilerin idrarı olup olmamasına göre değişmektedir. Bu grup hastaların alması gereken sıvı miktarının kişiye özel olarak hesaplanması gerekmektedir.

Fındık, ceviz, badem gibi yağlı tohumların tüketimi, haftada 3-4 defa 4-5 adet olacak şeklide önerilmektedir. Yağlı tohumlar tüketilirken, tuzlu olmamalarına dikkat edilmelidir.

Şekerli gıdaların azaltılması ağırlık denetimine yardımcı olmaktadır. Özellikle şerbetli tatlılar, pastalar ve çikolata (hem yağ, hem de şeker içiriği yüksektir) kaçınılmalı, yerine sütlü tatlılar, dondurma tercih edilebilir. Fakat bunlar tüketilirken de haftalık 1-2 porsiyonla sınırlamak yararlı olacaktır.

Alkol tüketiminde tansiyon üzerine etkisi vardır. Bu nedenle özellikle yaz aylarında alkol tüketimine dikkat edilmesi gerekmektedir. Deniz kenarında ve sıcaklarla birlikte tansiyon daha düşük düzeylerde seyredebilir. Alkol alını ile tansiyon bir miktar daha düşebilir. Bu da kişide istenmeyen yan etkilerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Eğer alkol tüketiliyorsa bunun miktarının kısıtlanması gerekmektedir. Ayrıca sürekli ve yüksek miktarda alkol ise tansiyonun yükselmesine neden olabilir. Hipertansiyon hastalarının aşırı miktarda ve düzenli alkol tüketme alışkanlığı varsa, tansiyondan korunmak için bu alışkanlıktan vazgeçmek gerekmektedir.

Yenilen yemeklerin türü kadar, öğün sayısı ve yoğunluğu da önemlidir. Okulların kapanması, yaz tatili gibi nedenlerle, öğün düzeninde de değişiklikler meydana gelmektedir. Sabah kahvaltısı en önemli öğündür. Kahvaltıda az yağlı peynir, bir miktar tam buğday ekmeği, yeşillik, domates, salatalık, meyve tüketilebilir. Öğle ve akşam yemeklerinin ara öğünlerle desteklenmesi ile 3 ara, 3 ana öğün sağlıklı bir öğün planı oluşturmada yardımcı olacaktır.

Besin hijyeni yaz aylarında daha da önem kazanmaktadır. Sıcakların artması ile uygun koşullarda bekletilmeyen yiyeceklerde mikroorganizmalar üremekte, bu yiyeceklerin bozulması ve bozuk yiyeceğin tüketilmesi ise besin zehirlenmelerine neden olmaktadır. Evde pişen yemekleri hızlıca soğutulmalı, yenilecek miktar kadar yemek ısıtmalıdır. Süt, yoğurt, köfte ve yumurta gibi gıdaları mutfak masası veya tezgâhın üzerinde bırakılmamalıdır.  Çünkü bu tür protein içeriği yüksek besinler oda sıcaklığında çok çabuk bozulurlar. Çiğ ve pişmiş veya pişirilmeye gerek duyulmadan yenecek gıdaları birbirinden ayrı yerlerde hazırlanmalıdır. Böylece çiğ gıdalarda bulunan bakterilerin pişmiş gıdalara geçişini önlemiş olur. Sebze ve meyveleri bol suda iyice yıkanmalıdır. Herhangi bir nedenle yaşanan besin zehirlenmesi söz konusu olduğunda kusma ve/ veya ishal söz konusu ise vücuttan tuz, potasyum, su kaybı söz konusu olabilir. Bu durumda su tüketimi artırmaya çalışmak, haşlanmış patates, pirinç lapası, ayran, yoğurt tüketimi barsak hareketlerinin yavaşlamasını sağlayabilir. Tüketilen besinlere az miktarda tuz katılabilir. Ama bu durumun uzaması söz konusu ise mutlaka bir doktora danışılması gereklidir.

Yaz aylarında da düzenli öğün alışkanlığını sürdürmeye çalışıp, aşırı tuzlu gıdalardan uzak durarak, sebze meyve günde en az 5 porsiyon, süt veya yoğurt 2-3 bardak tüketerek, şerbetli tatlılardan uzak durarak, kızartma, kavurma, yağlı et tüketmemek önemlidir.