Deri ve Terleme

Deri vücudumuzu sadece saran bir kılıf değil ayrıca yaşam için çok sayıda farklı ve yaşamsal fonksiyon gösteren bir organdır. Deri insanın çevreye karşı olan koruyucu ilk sistemidir. Bu koruyuculuğu başta oluşturmuş olduğu bariyer etki sayesinde sağlar. Bariyer fonksiyonu çevredeki birçok fiziksel, kimyasal, biyolojik zararlı ajanlara karşı bireyin korunmasını sağlar. Ayrıca deri içerdiği melanin adı verilen pigment sayesinde insan vücudunu güneşin zararlı etkilerinden korur. Vücudun sıvı kaybına engel olur. Bunlar dışında insan hayatı için en önemli görevlerinden biri vücut ısısının ayarlanmasında ve korunmasında rol almasıdır. Vücudun normal ısısı yaklaşık olarak 370C’dir ve günlük sirkadiyen ritime bağlı olarak küçük oynamalar gösterir. Terleme vücut ısısının normal sınırlarda kalmasında önemli bir mekanizmadır.

Deride yerleşim gösteren birbirinden farklı 3 bez bulunmaktadır.

Ekrin Bezler: Vücut ısısının ayarlanması ve korunmasından sorumlu olan esas bezlerdir. Tüm vücutta yaygın olarak bulunurlar fakat özellikle yüz, koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanında daha yoğun olarak bulunurlar. Ekrin ter bezleri başlıca sıcak, soğuk ve aktivite sırasında vücut ısısının ayarlanmasını ve korunmasını sağlarlar. Çevre ısısı çok yüksek veya düşük olduğunda beynin ilgili merkezleri bu durumu saptar. Vücut ısısı yüksek olduğunda ısı kaybedici

mekanizmalar devreye girer. Ekrin ter bezleri uyarılır terleme artırılarak ter (su) buharlaşırken deri serinlemesi sağlanır. Vücut ısısı azaldığında ise ısı üretimini artıran mekanizmalar devreye girer.

Sebase Bezler (yağ bezi): Terlemeyle ilişkisi yoktur.

Neden Aşırı Terleriz?

Terleme vücut ısısındaki artışa bağlı olarak ortaya çıkan fizyolojik bir yanıttır. Bu sebeple sıcak ortam, aşırı giyinme, egzersiz, obesite sıcak ve nemli ortamlarda ortaya çıkabilir. Hiperhidroz denilen aşırı terleme ekrin ter bezlerinin fizyolojik olandan daha fazla çalışarak normale göre ter miktarının artması anlamına gelir ve genel olarak toplumun %0.6- 1’inde görülmektedir. Kadın ve erkekte eşit sıklıkta görülmesine rağmen kadın hastalar bu şikayetle daha sıklıkla hastaneye başvurmaktadırlar. Her yaşta ortaya çıkabilse de en sık ergenlik çağında ve genç erişkin dönemde ortaya çıkar. Aşırı terleme bazen kişinin sosyal aktivitelerini, psikososyal yaşamını ve yaşam kalitesini yüksek oranda etkileyecek boyutta olabilir. Bu sebeple tedavi edilmesi gerekir. Aşırı terleme farklı alanlarda görülebilir. Tüm vücudu etkileyen biçimde görülebileceği gibi bölgesel olarak koltuk altı, avuç içi, ayak tabanında da görülebilir. Ayrıca gün içinde farklı zamanlarda ortaya çıkabilir. Terleme altta yatan sebebin varlığına göre; sebebi bilinmeyen primer (idiyopatik) olabileceği gibi altta yatan sistemik bir hastalığın veya ilaç kulanımının sonucunda sekonder olarak da ortaya çıkabilir. Sekonder aşırı terlemede tedavi öncelikle altta yatan hastalığa yönelik olmalıdır. Terlemenin en sık nedenlerinden biri ateşli hastalıklardır. Lenfoma, bazı bakteriyel ve paraziter hastalıklar özellikle gece terlemesine neden olabilir.

Deride yerleşim gösteren birbirinden farklı 3 bez bulunmaktadır.
Menapoz döneminde kadınlarda yüz, boyun ve göğüs üst kısmında kızarıklık, sıcak basması görülür buna bağlı kişide terleme oluşur. Şeker hastalarında terleme izlenebilmektedir. Tiroid hormonu bozukluğu ve diğer bazı daha nadiren görülen hormonal bozukluklarda da terleme artışı görülebilmektedir. Bazı ilaçlara bağlı (aspirin, insülin, bulantı ilaçları vb.), ve madde bağımlılığına bağlı terleme artışı izlenebilinir. Bunlar dışında terleme nadir olarak, nörolojik hastalıklar, kanserler, çeşitli sendromlar, romatizmal hastalıklara bağlı olarak da görülebilmektedir.

Primer aşırı terlemenin neden oluştuğu tam olarak bilinememektedir. Bu sebeple primer aşırı terlemenin tedavisi zordur. Primer aşırı terleme en sık olarak her iki el içi, ayak tabanı, koltuk altı bölgelerinde simetrik olarak  görülür. El ve ayak terlemesi en sık çocukluk çağında başlar. Koltuk altı terlemesi ise sıklıkla ergenlik dönemi ile başlar. El ayak ve koltuk altı terlemesinde korku, heyecan ve stres gibi emosyonel uyaranlar rol oynar. Aşırı terlemede genetik yatkınlık da rol oynar. Hastaların %44’ünde aile hikayesi mevcuttur. Primer terleme hayatta en çok karşımıza çıkan terleme tipidir. Primer terleme yaşam boyu devam edebilir veya ilerleyen yaş ile bir miktar azalma gösterebilir. Bu terleme tipinin nedeni tam olarak bilinememektedir. Uyku sırasında ve sedasyonda terleme olmamaktadır. Çevre ısısının bu terleme üzerine etkisi yoktur.

Apokrin Bezler: Koltuk altı, meme ucu, anogenital bölgede bulunurlar, ergenlikte fonksiyon görmeye başlarlar.

Aşırı Terlemede Tanı

Terleme ailesel yatkınlık gösterebilmektedir. Ailesinde terleme artışı olan kişilerde terleme sıklıkla çocukluk döneminde başlar ve her iki el içi, ayak tabanı ve/veya koltuk altı bölgesinde görülür. Aşırı terleme ile başvuran hasta poliklinik koşullarında detaylı olarak değerlendirilir. Terlemeye neden olabilecek medikal nedenler değerlendirilir. Hastanın terlemesine neden olabileceği düşünülen hastalıklar açısından gerekli durumlarda uygun kan tetkikleri, terleme testi ve görüntüleme yöntemleri istenir. Hastalığın başlangıç yaşı, şiddeti, hangi bölgeleri etkilediği, ne zamandır ne sıklıkta olduğu, gün içinde ortaya çıktığı zaman, aile öyküsü, herhangi bir ilaç kullanımının varlığı ayrıca çevre ısısı, aşırı giyinme ve egzersiz ile terlemenin ilişkisinin varlığı uzman doktor tarafından değerlendirilir.

Sistemik İlaç Tedavisi
Sistemik tedavi olarak en sık antikolinerjik dediğimiz ilaç grubu kullanılır. Fakat bu ilaçlar da yan etki olarak bulanık görme, tansiyonda düşme, idrar sıkışması, çarpıntı gibi yan etkilere sebep olabilir.

Kimyasal Sempatektomi: Sinir hasarı yapan ilaçlar deri altından iğne yolu ile terlemeyle ilişkili olan sinir düğümlerine verilir ve bu bölgede sinir hasarı yaparak terlemenin azaltılması amaçlanır. Yan etki olarak diğer bölgelerde terlemede artış, sinir hasarı vb. görülebilir.

Cerrahi Tedavi:  Cerrahi olarak terleme ile ilişkili olan sinirlerin alınması ve koltuk altı ter bezlerinin alınması işlemleri uygulanabilir. Fakat yan etki olarak diğer bölgelerde terlemede artış, iz kalması, sinir hasarı vb. yan etkiler gelişebilir.

Aşırı Terlemede Tedavi
Aşırı terleme kişilerin sosyal yaşamını büyük ölçüde olumsuz olarak etkilemektedir. Bunun dışında deri bariyerinde azalmaya sebep olması yüzünden egzema, bakteriyel ve mantar enfeksiyonlarına bu hastalarda yatkınlık görülür. Sekonder aşırı terleme hastalarında tedavi altta yatan hastalığın tedavisi ile mümkündür. Eğer sekonder terleme düşünülürse tanıyı aydınlatmaya yönelik kan tetkikleri ve görüntüleme yöntemlerinden sonra tanı konulur ve hastalığın tedavisi yapılır. Primer aşırı terleme hastalarında ise bu terleme tipinin nedeninin net olmaması sebebiyle tedavi zordur. Primer aşırı terlemenin tedavisinde topikal ilaçlar, sistemik ilaçlar, cerrahi, iyontoforez tedavisi ve botoks tedavisi  gibi tedavi seçenekleri mevcuttur.

Topikal Tedaviler: Topikal tedaviler primer aşırı terlemenin tedavisinde ilk tercih edilen tedavi şeklidir. Tercih edilmesindeki en önemli etkenler bu ilaç grubunun ucuz, güvenli, kolay uygulanabilir olmasıdır. Fakat bu ilaçların en önemli dezavantajları etki sürelerinin kısa olması ve nadiren yanma, batma ve hassasiyet oluşturabilmeleridir.

Botoks Tedavisi: Bir bakteriden elde edilmiş olan Botulinum toksin-A adı verilen madde son yıllarda avuç içi, ayak tabanı ve koltuk altında görülen aşırı terlemenin tedavisinde sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Ekrin ter bezlerini uyaran sinirlerin çalışmasını bloke ederek etki gösterir. Botulinum toksin-A aşırı terlemenin olduğu bölgeye deri altına özel bir enjektörle uygulanır. Terlemenin olduğu bölgeye botoks uygulandıktan yaklaşık olarak 5-7 gün sonra terlemede azalma en yüksek düzeyine çıkar ve yaklaşık olarak tama yakın terleme kaybolur. Etkisi ise hastalarda yaklaşık olarak 4-9 ay kadar sürmektedir. Bu süre bitiminde terleme tekrar yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlayacaktır. Bu dönemde botoks uygulanmasının tekrar edilmesi uygun olacaktır. Avuç içi botoks uygulaması ağrılı olabilmektedir. Bu sebeple işlem sırasında ağrıyı olabildiğince azaltmak için işlem öncesi soğuk uygulama, anestezik krem uygulama veya bölgesel anestezi yapılabilmektedir. Botoks uygulaması deneyimli hekimler tarafından uygulanmalıdır. Botoks tedavisinin yan etkisi olarak nadiren bölgesel kas güçsüzlüğü, cilt altı kanama, başağrısı, kaşıntı görülebilir. Bu tedavi biçimi gebe hastalar, emziren anneler ve bazı kas hastalığı olan kişiler haricinde güvenle uygulanabilir.

İyontoforez Tedavisi: Primer aşırı terlemenin tedavisinde güvenle kullanılabilen etkili bir yöntemdir. İyontoforez ellere ve ayaklara musluk suyu içerisinde 15-25 miliamperlik akımın uygulandığı bir işlemdir. Ayrıca bu işlemde çeşitli ilaçlar da elektrik akımı aracılığıyla deriye uygulanabilir. Avuç içi ve ayak tabanında görülen aşırı terlemenin tedavisinde uygulanır. En önemli avantajları güvenli olması, girişimsel olmaması, kolay uygulanabilmesi, kolay tolere edilebilmesidir. Bu tedavi yöntemi bir ay boyunca haftada 5 gün olmak üzere ortalama 20 dakika süre boyunca uygulanır. Terlemede azalma yaklaşık olarak 1-2 hafta içinde ortaya çıkmaktadır. Birinci ayın sonunda elde edilmiş olan terlemede azalma etkisinin devamlılığını sağlamak için 1-6 haftada bir olmak üzere tek seans halinde tedavi tekrarlanır. İyontoforez tedavisinin önemli bir yan etkisi yoktur. Tedavi sırasında el ve ayaklarda yanma, batma, karıncalanma görülebilir. Deride hafif bir kızarıklık ve kuruma olabilir. Fakat bu yan etkiler kısa süre içinde geçer.