Bilgisayarlı tomografi, günümüz tıp dünyasında sıklıkla kullanılan vazgeçilmez tanısal yöntemlerden biridir. X ışını temelli bir görüntüleme sistemi olmakla beraber yeni gelişen yöntemler ile çok düşük radyasyon dozları ile görüntüleme yapılabilmektedir. Özellikle akciğerler gibi “kapalı kutu” tarzında olan organlarda akciğer filmlerine göre çok daha fazla tanısal bilgi verebilmekte, başta akciğer kanseri olmak üzere birçok akciğer hastalığının erken tanısı kolaylıkla konabilmektedir.

Bilgisayarlı tomografi akciğer hastalıklarının saptanmasında akciğer filminden çok daha duyarlı bir radyolojik görüntüleme yöntemidir. Bu özelliğine bağlı olarak, normal akciğer grafilerinde izlenemeyen birçok rahatsızlık bilgisayarlı tomografi incelemesi ile kolaylıkla görülebilmektedir. Bununla beraber bilgisayarlı tomografide radyasyon (X ışını) kullanılarak incelemenin gerçekleştirilmesi en önemli dezavantajıdır. Yeni geliştirilen Bilgisayarlı tomografi sistemleri, görüntü kalitesinden ödün vermeden düşük doz tekniği ile akciğer incelemelerinin yapılabilmesine olanak sağlamıştır. Günümüzde, hastanemizde olduğu gibi birçok gelişmiş merkezde düşük doz radyasyon tekniği kullanan ileri sistem bilgisayarlı tomografi cihazları ile akciğer taramaları yapılmaya başlanmıştır.

Akciğer Hastalıklarında Erken Tanının Önemi

Birçok akciğer rahatsızlığı olmakla beraber bunlar arasında başta akciğer kanseri olmak üzere çoğu önemli akciğer hastalığının erken evrelerde tanı alması ile tedavi edilebileceği bilinmektedir. Erken dönemlerde sinsi seyir gösteren ve belirti vermeyen hastalıklar en önemli grubu oluşturmaktadır. Özellikle yoğun sigara içicileri gibi riskli kişilerde erken dönemde hastalığın saptanması hastaların tedavi şansını  belirgin derecede artırmaktadır.  Bir tanısal yöntemin akciğer hastalıkları  taramasında yeterli olabilmesi için küçük oluşumları yakalamada duyarlılığı ve iyi huylu yapıları saptamada seçiciliğinin yüksek olması gerekir. Bilgisayarlı tomografi akciğer nodüllerinin (lekelerinin)  tespitinde akciğer grafisinden çok daha duyarlı bir inceleme yöntemidir. Bununla beraber bilgisayarlı tomografide radyasyon kullanılarak incelemenin gerçekleştirilmesi en önemli dezavantajıdır. Son yıllarda geliştirilen yeni sistemlerle görüntü kalitesinden ödün verilmeden düşük doz bilgisayarlı tomografi tekniği ile akciğer hastalıklarının taraması ve erken tanısı yapılabilir hale gelmiştir. Akciğer hastalıkları içinde bilinen en önemli olanı ve hayatı tehdit edeni ise akciğer kanseridir.

Akciğer Kanserinin Sıklığı ve Nedenleri

Akciğer kanseri, hızlı ilerleyen kanser türleri arasında erkeklerde birinci, kadınlarda ise ikinci sıklıkta görülmektedir.  Akciğer kanserinin oluşumunda kişisel ve çevresel faktörler etkili olmaktadır. Kanser oluşumunda  % 80 etkili olan çevresel faktörler arasında sigara içimi  en önemli yeri tutarken genetik yatkınlık ise kişisel faktörlerde ön planda yer almaktadır.

Çevresel faktörlerde sigaranın yanı sıra sanayi gelişmesine bağlı olarak kullanımı artan asbest, benzen, krom, nikel, kadminyum gibi metaller, vinil klorür, arsenik, ultraviyole ışınları etkili olabilmektedir.

Sigaranın Akciğer Kanseri ile  İlişkisi

Akciğer kanserin çevresel nedenleri arasında en önemlisi şüphesiz ki sigara içilmesidir. Sigara içenlerde başta akciğer kanseri olmak üzere birçok kanser türü gelişiminin arttığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.  Bu çalışmalarda sigara içen ve içmeyen kişiler yıllar boyunca izlenmiş ve bu kişilerde akciğer kanseri gelişme sıklığı ayrıntılı olarak araştırılmıştır. Sigara ile akciğer kanseri arasındaki ilişki  son 50-60 yıldan beri bilinmektedir. Yapılan pek çok çalışmada  akciğer kanserlerinin % 85-90 nedeninin sigara olduğu ve sigaranın akciğer kanser riskini 5 kat ile 15 kat arasında artırdığı ortaya konulmuştur.  Akciğer kanseri meydana gelmesi bakımından  sigara içmeye başlama yaşı, toplam sigara içme süresi ve günde içilen sigara sayısı gibi faktörlerde rol oynamaktadır. Sigaraya ne kadar erken yaşta başlanmışsa, ne kadar uzun süreden  beri ve ne kadar fazla sayıda içiliyorsa risk o kadar artmaktadır. Bununla beraber  oluşan risk, sigaranın bırakılması ile azalmaktadır.

Akciğer kanseri insanlarda görülen kanserler arasında en hızlı seyreden türlerden birisidir. Bugünkü olanaklar ile ileri dönemde saptanmış akciğer kanserli kişilerde ne yazık ki tedaviye yeterli yanıt alınamamaktadır. Ancak, erken dönemde saptanmış akciğer kanserlerinde hastaların tedaviden yararlanma olasılığı belirgin derecede artabilmektedir. Bu nedenle akciğer kanserinde erken tanı konulması çok önem taşımaktadır. Akciğer kanserine yol açabilen etkenlerden  olabildiğince korunmakta önem taşımakta olup en etkili yolu  sigara içilmemesi ve sigara dumanı bulunan ortamlardan uzak durulmasıdır. Birçok ülkede bu yönde yasal düzenlemeler yapılmış ve etkili bir şekilde uygulanmaktadır.

Sigara ile akciğer kanseri arasındaki ilişki sigara dumanından pasif olarak  etkilenen kişiler için de söz konusudur. Kendisi sigara içmediği halde çevredeki diğer kişilerin içtiği sigaradan kaynaklanan dumanı soluyan kişilerde de akciğer kanser riskinin 2 kat ile 5 kat arası  yükseldiği bildirilmektedir.

Birçok akciğer kanseri akciğerlerde küçük bir nodül (leke) şeklinde başlamakta olup bu düzeyde iken akciğer filmleri ile saptanması son derece zor olmaktadır. Oysa akciğer tomografileri ile nodüller 3-4 mm. düzeylerinde iken bile tespit edilebilmektedir. Bu da tarama amaçlı akciğer tomografilerinin önemini ortaya çıkar   

Düşük Doz Bilgisayarlı  Tomografi Yönteminin Farkı

Düşük doz bilgisayarlı tomografi tekniği, normal bilgisayarlı tomografi programlarına göre hastaya daha az radyasyon vererek incelemeyi gerçekleştiren, ancak teşhis için  yeterli kalitede görüntü alınmasını sağlayan bilgisayarlı tomografi yöntemidir. Akciğer içindeki bir kanser odağının saptanabilmesi lezyon ile çevre doku arasında yaratılan kontrasta bağlıdır. Düşük doz bilgisayarlı tomografi tekniğinde zaman bağlı  röntgen tüp akım değeri normalin 1/5 indirilmektedir. Bu uygulama uygulanan radyasyon dozunda ciddi bir azaltma yaratırken, akciğerdeki kitle ya da nodülün tespitinde önem taşıyan doku kontrastında anlamlı kayba neden olmamaktadır. Normalde kullanılan çekim protokollerinde  bir akciğer tomografisinde alınan radyasyon dozu ortalama 5 mSv (radyasyon dozu) düzeyindedir. Düşük doz bilgisayarlı tomografi uygulamasında ise  bu değer yaklaşık beşte biri düzeyine düşmekte ve  ortalama 1 mSv olmaktadır.