Yaşamsal faaliyetlerimizin normal ve sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi için sürekli olarak temini gereken vitaminler başlıca iki büyük grupta incelenmektedir:

  • Suda eriyen vitaminler (B grubu vitaminler ve C vitamini)
  • Yağda eriyen vitaminler (A, D, E ve K vitaminleri)

B vitaminleri, aralarında B1, B2, B3, B5, B6, B7, B9 ve B12 vitaminlerinin bulunduğu büyük bir vitamin grubunu oluşturmaktadır.

Suda ve yağda eriyen vitaminleri birbirinden ayıran önemli özellikler şu şekilde özetlenebilir:

  • Suda eriyen vitaminlerin sindirimi ve vücuda alınması göreceli olarak daha kolay, yağda eriyen vitaminlerin ise ilgili süreci normal safra salgısına, safra kesesinin sağlıklı çalışmasına, normal yağ sindirimi ve emilimine bağlı olarak gerçekleştiği için daha zordur.
  • Suda eriyen vitaminlerin, vücutta depolanamadıkları ya da sadece kısa süreyle yetecek depolara sahip oldukları için, düzenli olarak temin edilmeleri zorunluluğu mevcuttur. Buna karşılık yağda eriyen vitaminler, başta karaciğer ve yağ dokusu olmak üzere vücutta depolandıklarından, kısa süreli eksiklikleri önemli sorun yaratmamaktadır.
  • Suda eriyen vitaminlerin, ihtiyacın üzerinde alınan yüksek dozları, sınırlı kabul edilen depolarına girdikten sonra kalan miktarları idrarla uzaklaşmakta ve böylece, toksik / zararlı tesir gösterme olasılıkları düşük olmaktadır. Yağda eriyen vitaminler ise, büyük bir depolama kapasitesine sahip yağ dokusunda depolandıklarından, günlük ihtiyacın üzerinde uzun sürelerle kullanılmaları durumunda, ciddi sonuçları olabilen toksik / zararlı etkiler oluşturabilmektedirler.

Günlük Vitamin İhtiyacı

            Sağlıklı insanların çeşitli besin öğelerine ait günlük ihtiyaçlarının belirlenmesi, beslenme planlarının oluşturulması ve beslenme durumlarının değerlendirilmesi amacıyla, farklı ulusal ve uluslar arası kuruluşlar tarafından çeşitli sayısal değerler belirlenmiştir. Bunlar arasında, vitaminlerle ilgili öneri ve değerlendirmelerde en sık kullanılan ifade RDA’dır (“Recommended Dietary Allowance”) (“Tavsiye Edilen Günlük Besin Alım Miktarı”). RDA, “sağlıklı bireylerin neredeyse tamamının (%97-%98) beslenme ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek, ortalama günlük alım miktarı” olarak tanımlanmıştır.

Vitaminler için RDA değerleri belirlenirken, cinsiyet (kadın / erkek), yaş ve yaşam dönemi (örneğin, büyüme çağı, gebelik / emzirme dönemleri, menopozal dönem) değişkenleri belirleyici olmaktadır.

Vitamin Kullanalım mı?

            Buraya kadar özetlenenlerden anlaşılacağı gibi “Vitamin Kullanalım mı?” sorusuna her birey için doğru olacak tek bir cevap vermek mümkün değildir. Bunun yerine, aralarında cinsiyet, yaş, içinde bulunduğu yaşam dönemi, bilinen sağlık sorunları ve geçirmiş olduğu cerrahi operasyonlar gibi bireysel özelliklerin bulunduğu faktörlerin değerlendirilmesiyle, her bir birey için ayrı ve özel bir cevap verilmesi doğrudur. Özetle, “Vitamin Kullanalım mı?” sorusunun cevabı bireyselleştirilmelidir ve şüphesiz, bu özel kararı verebilecek en doğru kişi bir “Hekim”dir.

            Vitamin kullanılması ile ilgili karar verirken yol gösterecek önemli prensipler şu başlıklar altında özetlenebilir:

  • Yaşına ve cinsiyetine uygun bir şekilde sağlıklı ve dengeli beslenen bireylerin, özel bir sağlık sorunları da yoksa, rutin olarak vitamin kullanmaları gereksizdir.
  • Bebeklere ilk yaşları içinde, bir Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanının önerisi ile ve gözetimi altında, D vitamini kullandırılabilir.
  • Konuyla ilgili görüş ve tavsiye uzmanlar arasında kesinlik kazanmasa da, hamileliğin planlanması ile birlikte ve hamilelik devam ederken kadın bireyler, Kadın Hastalıkları ve Doğum uzmanının gözetiminde B9 vitamini (folik asit) ve demir kullanabilirler.
  • Kadın bireylerin menopoz dönemlerinde, bir Hekim gözetiminde ve sıklıkla da uygun miktarda kalsiyumla birlikte, D vitamini kullanmaları doğru olacaktır.
  • Sağlıklı yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkan iştah azalması ve besinlerin emilimindeki göreceli azalma dikkate alındığında, bir Hekim değerlendirmesini takiben ve onun önerisi ve gözetimi altında, 70 yaş ve üzerindeki bireyler multi-vitamin preparatı kullanabilirler.
  • Günümüzde özellikle popülarite kazanan ve obezite ya da şeker hastalığının tedavisi amacıyla gerçekleştirilen sindirim sistemi cerrahileri başta olmak üzere, mide-barsak kanalını ilgilendiren ameliyatlardan sonra bireyler, Hekimleri tarafından tavsiye edilecek multi-vitamin ve mineral preparatlarını kullanmalıdırlar.
  • Güncel tedavi yaklaşımlarında artık yer almasalar da, çok düşük kalorili ve çok sınırlayıcı diyet uygulamaları süresince, Hekim gözetiminde multi-vitaminler kullanılabilir.
  • Geçirilmiş bir kalp kapağı ameliyatı, kalp ya da beyin damar hadisesi, toplardamar tıkanıklığı veya emboli nedeniyle, aralarında özellikle “Coumadin” isimli ilacın bulunduğu, bazı pıhtılaşma engelleyici ilaçları kullanan bireylerin, herhangi bir vitamin preparatını ve özellikle de K vitamini kullanması, hayati tehlike yaratacak ölçüde risklidir.
  • Hamilelik süresince yüksek miktarlarda C vitamini kullanılmasından, anne karnında gelişmekte olan bebekte kalıcı sorunlara yol açabildiğinden, kesinlikle kaçınılması önerilmektedir.
  • B9 vitamini olarak da bilinen folik asitin, Hekim önerisi dışında uzun süreli kullanımı kesinlikle önerilmemektedir.
  • Benzer şekilde, içinde özellikle yağda eridiğini bildiğimiz A, D, E ve K vitaminlerini bulunduran vitamin preparatlarının, Hekim tavsiyesi olmadan uzun süreli kullanımları risklidir ve mutlaka kaçınılmalıdır.