Yenidoğan dönemi, gebelik haftasına bakılmaksızın her bebeğin doğumdan sonraki ilk 28 gününü içerir. Bu dönem aslında bebeğin anne karnından dış ortama uyum sağlama sürecini geçirdiği dönemdir.

Bebekler hem fiziksel hem de gelişimsel özellikleri bakımından çocuk ve erişkinden farklıdır. Yenidoğanın bu farklılıklarını bilmiyorsak çoğu zaman endişe gerektirmeyecek durumlar bizleri endişeye düşürebilir.

Kafa ve saçlı deri :Yenidoğan bebeğin kafası genellikle vücuduna göre büyük ve yüzü şiş görünebilir. ‘Bıngıldak’ adı verilen başın üst, ön ve arka kısımlarında henüz kafa kemiklerinin birleşmediği yumuşak bölgeler bulunur.

Bu yapılar sayesinde, bebeğin doğum sırasında kanaldan geçerken kafa kemiklerinin birbirine yaklaşarak kafa çapının küçülmesi ve doğumun kolaylaşması sağlanır. Başın ön kısmındaki bıngıldağın kapanması 9-18 ayda, arka kısmındaki bıngıldağın kapanması ise 3-4 ayda gerçekleşir. Bazen bıngıldak üzerinde ağlarken şişlik görülebilir ve nabız atışı gibi hareketler hissedilebilir.

Ancak sakinken ve otururken şişlik varsa, bir hastalık belirtisi olabilir. Bebeklerin saçları doğumdan bir süre sonra dökülebilir ve yerine yenileri gelir. Bebeklerin başında yağsı maddelerin aşırı birikimi sonucu ‘konak’ denilen beyaz veya sarımsı-kahverengi renkli tabaka oluşabilir. Bu, bir çeşit deri soyulmasıdır. İyi bir bakım ve konakların yumuşatılması ile kaybolur.

Gözler : Yenidoğan birçok bebeğin göz rengi koyu-gri mavi renktedir. Birkaç ay içinde rengi değişir ve 6-9 ayda kalıcı göz rengine döner. Doğumdan hemen sonra bebeğin görüş mesafesi sınırlı olduğundan ancak gözüne 20-40 santimetre mesafedeki nesneleri görebilir. İlk  ay içinde parlaklık ve karanlık tonlama becerileri artmaya başlar. Göz kasları tam olarak gelişmediğinden, gözlerde ani kaymalar ve şaşılık görülebilir, ancak 3. aydan sonra devam ediyorsa doktora başvurulmalıdır.

İşitme: Yenidoğanlar ilk ay içinde insan seslerine ve özellikle sık duyduğu seslere ilgi gösterirler. Konuştuğunuzda sesin kaynağını bulmak için sesin geldiği tarafa yönelirler. Bebeklerde işitme azlığı; zihinsel gelişim, konuşma ve dil gelişimini etkilediğinden çok önemlidir. Bu nedenle tüm yenidoğanlara işitme testi taraması yapılarak varsa işitme sorunları erken dönemde tespit edilmelidir.

Memelerde büyüme: Anneden geçen hormonların etkisiyle bebeklerin meme bezlerinde şişlik görülebilir. Bazı bebeklerde meme uçlarından az miktarda süt benzeri sıvı gelebilir. Bu durum birkaç gün içinde tedavi gerektirmeden kaybolur. Meme uçlarının ovalanması ve sıkılması enfeksiyona neden olabilir.

Beslenme

Yenidoğan bebekler doğumdan sonra ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenmelidir. Anne sütü, bir annenin bebeğine verebileceği en güzel ve değerli armağandır. Özellikle sarı renkli, koyu kıvamdaki ilk süt bağışıklık sisteminin gelişmesi açısından çok büyük önem taşır. Anne ve bebek açısından önemli bir sorun yoksa doğumdan sonraki ilk yarım saat içinde bebek emzirmeye başlanılmalıdır.

Emzirme hem bebeğinizin sağlıklı beslenmesini, hem de göz teması kurmanızı ve duygusal yakınlaşmanızı sağlayacaktır.

Anne sütü ile beslenen bebekler daha sık acıkırlar. Doğumdan sonraki ilk günlerde düzenli bir emme aralığı olmasa da, 1-2 hafta sonra genellikle 2-3 saat arayla emmek ister. Zaman içinde bebeğin mide kapasitesi ve anne sütü miktarı arttıkça beslenme sıklığı azalır. Bebek elini ağzına götürüyorsa, emme hareketleri yapıyorsa ve kucağınıza aldığınızda memeye doğru yöneliyorsa acıkmış olabilir. Ağlama, acıkmanın geç bir bulgusu olduğundan, emzirmek için bebek ağlayıncaya kadar beklenilmemelidir.

Gaz sancısı

Gaz sancıları hafif veya şiddetli olarak bir çok bebeğin yaşadığı bir sorundur. Genellikle doğumdan 2-3 hafta sonra ağlama krizleri şeklinde başlar. Bazı bebekler günün belli saatlerinde sürekli ağlar, ayaklarını kendine çeker. Karınları sert ve şiş görünür. Kesin nedeni belli olmayan ‘kolik’ denilen bu durum bebek 4-5 aylık olduğunda azalır. Koliği olan bir yenidoğanı rahatlatmanın en iyi yolu onu kucakta tutmak, hafif hareketlerle karnını okşamaktır. Bebeğin gaz sancısı dışındaki bir nedenden dolayı ağlamadığına emin olunmalıdır.

Uyku

Her bebeğin uyku ve uyanıklık süreleri farklılık gösterir. İlk 2-3 gün günün büyük kısmını uyuyarak geçirir, birkaç saat uyanık kalır. İlk birkaç ay henüz uyku düzeni olmaz, gece ve gündüz farkını bilmez. Gece süresince bir çok kez beslenme ihtiyacı için uyanırlar. Anne sütünün artması için gece emzirmeye de devam edilmelidir. Bebek uyurken yan veya sırtüstü yatırılmaya dikkat edilmelidir. İlk aydan sonra her gece aynı saatte uyumasına özen gösterilmelidir.

Uyku öncesi ılık banyo ve masaj hem bebeğin rahatlamasına hem de daha çabuk uyumasına yardımcı olur.

Ağlama

Bebekler doğumdan itibaren annenin kokusunu, sesini ve yüzünü tanırlar, ağlayarak ve farklı sesler çıkararak kendisini anlatmaya çalışırlar. Ağlama  bebeğin iletişim kurma yoludur. İlk haftalarda günde 2-3 saat ağlayabilirler. Bazı bebekler uykuya dalmadan önce 10-15 dakika ağlarlar. Ancak, her ağlamanın belli bir nedeni olmayabilir, bazen nedensiz de ağlayabilir. Ağlayan bebeğe karnını doyurma, kucağa alma, altını değiştirme gibi sakinleştirme yöntemleri denenmelidir.

İlk Kaka (Mekonyum) ve İdrar

Normalde bebekler doğumdan sonra ilk 24 saat içinde kakalarını yaparlar. Bebeğin ilk kakası yeşil-siyah renkli, yapışkan kıvamlıdır. Bebek beslenmeye başladıktan sonra kakanın rengi ve kıvamı değişir. Anne sütüyle beslenen sağlıklı bir bebeğin dışkısı sarı renkte olur. Bu kaka oldukça cıvık ve suludur, bu endişelenmenizi gerektirmez. Yenidoğanın ilk 24 saat içinde sık idrar yapması normaldir. Bebek yeterince beslenemediğinde idrarın içindeki ürik asit kristalleri yoğunlaşarak bezdekırmızı-pembe renk görülmesine yol açabilir. Ancak, idrar yolu enfeksiyonu varsa veya idrara kan karışması durumunda da kırmızı renk görülebilir.

Ağız ve burun

Anne sütü ile beslenen bebeklerin dilinin beyaz olması normaldir. Ancak, ağız içinde ve dil üzerinde pamukçuk denilen bir çeşit mantar enfeksiyonu  görülebilir. Pamukçuk bebeğin beslenmesini engelleyebileceğinden tedavi edilmelidir. Emme hareketi nedeniyle dudak derisinde kabarıklıklar ve damakta içi sıvı dolu keseler görülebilir. Kendiliğinden geçen bu durumların bebeğe zararı yoktur. Yenidoğanlarda az miktarda burun tıkanıklığı ve burun akıntısı olması normaldir. Ancak, bebeğin nefes alması ve emmesini güçleştiriyorsa burun delikleri temizlenerek açılmalıdır.

Cinsel organlar

Kız bebeklerde doğumdan sonra az miktarda vajinal kanama ve akıntı görülebilir. Anneden bebeğe geçen hormonlardan kaynaklanan bu durum kendiliğinden düzelir. Erkek bebeklerin testisleri karın içinde gelişir ve bebek doğmadan testis torbasının (skrotum) içine iner. Bir yaşına kadar inmeyen testislerin ameliyat edilmesi gerekebilir. Halk arasında torbaların şişmesi ve su toplaması olarak da bilinen ‘hidrosel’, testisleri çevreleyen zarlar içinde normalden daha fazla sıvı birikimi sonucu testis torbasının şişmesi durumudur.

Çocuklarda kendiliğinden kaybolma olasılığı yüksek olduğundan 1 yaşından önce ameliyat önerilmez. Hidroselle birlikte fıtık varsa ameliyat edilmesi  gerekebilir.

Refleksler

Bebeğin ilk hafta hareketlerinin tamamı istem dışı (refleks) cevaplardan oluşur. Ağzına veya çenesine dokunulduğunda yüzünü o tarafa çevirip parmağı emmeye çalışır. Parlak ışık gördüğünde gözlerini kapatır. Yüksek sese ve ani hareketlere irkilme şeklinde cevap verir. Bu reflekslerin simetrik olmaması ve belli aylardan sonra kaybolmaması bazı hastalıkların belirtisi olabilir.

Göbek kordonu

Yenidoğan bebeğin göbek kordonu mavi-beyaz renkli bir yapıdır. Kesilen kordon 1-3 hafta arasında kurur, rengi koyulaşır ve kendiliğinden düşer. Kuru ve temiz kalması yeterlidir. Özellikle bebeğin altını değiştirirken göbek kordonunun bezin dışında kalmasına özen gösterilmelidir. Bazen göbek dışarı doğru fıtıklaşmış olabilir, karın kasları kuvvetlendiğinde geçer. Göbekte kanama, iltihap oluşumu ya da kızarıklık olduğunda hemen doktora  başvurulmalıdır.

Cilt

Yenidoğan bebeğin cildinde kendiliğinden kaybolan ve tedavi gerektirmeyen bazı değişiklikler olabilir. Bebeğin özellikle kıvrımlı bölgelerinde yoğun bulunan beyaz, krem kıvamındaki  verniks doğum öncesi ve doğum sonrası cildinin korunmasını sağlar. Bu tabaka kendiliğinden ve bebek yıkandıkça kaybolur. Cilt soyulması doğumdan hemen sonra görülebilir ve birkaç hafta içinde kendiliğinden biter. Bazı bebeklerde vücudunun herhangi bir yerinde ‘doğum lekesi’ denilen lekeler olabilir. Bebeğin sırtında, kalçalarında morartı şeklindeki ‘mongol lekeleri’ çocukluk dönemine kadar kalıcı olabilirse de sonradan tamamen kaybolur. Cilde yakın olan kılcal kan damarları nedeniyle oluşan pembe, kırmızı renkli ‘port şarabı lekeleri’ genellikle bebeğin yüzünde görülür. ‘Çilek hemanjiomu’ denilen başlangıçta büyüyen, hafif kabarık olan ve çileğe benzeyen kırmızı lekeler ise uzun süre kalıcı olabilir.

Bebeğinizin cildinde tıkanmış ter ve yağ bezleri burun, yanaklar ve çenede ‘milia’ denilen toplu iğne başı büyüklüğünde beyaz noktacıkların oluşmasına neden olur. Birkaç hafta içinde bu bezler çalışmaya başlayacağından kaybolurlar. ‘Lanugo’ adı verilen ipeksi ince vücut tüyleri sırtta, omuzlarda, alında, kulaklarda ve yüzde yaygın bir şekilde bulunabilir, ilk birkaç haftada kaybolur.